<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620</id><updated>2012-02-18T20:41:34.774+02:00</updated><category term='http://cdkitap.blogspot.com/'/><category term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>İHMALİNİZ İHLALİNİZ OLMASIN</title><subtitle type='html'>KORSAN ÜRÜN BİR HAK İHLALİDİR</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>45</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-4710456638011056223</id><published>2010-12-15T04:38:00.003+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.303+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>Telif yasasına köklü değişiklikler geliyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgqZb7kvdI/AAAAAAAAAKg/m9DeptBNS0A/s1600/photo_27092010135743_4956.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 220px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgqZb7kvdI/AAAAAAAAAKg/m9DeptBNS0A/s400/photo_27092010135743_4956.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550733157216861650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kültür ve Turizm Bakanlığı, yeni telif yasası için bir taslak hazırladı. 1952 yılında yürürlüğe giren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu bugüne kadar sekiz kez değiştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, yasanın yarıya yakın bir kısmında değişikliği öngören yeni bir taslak metni ilgililerin görüşlerine açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Av. Dr. Cahit Suluk, taslak metinde öngörülen temel değişiklikleri değerlendirdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek birlikleri her alanda teke düşecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taslak metin bu haliyle yasalaşırsa, meslek birliklerinin adı telif birlikleri olarak değişecek ve her alanda sadece bir adet telif birliği kurulabilecek. Bugün aynı alanda kurulmuş birden çok meslek birliği var. Sözgelimi, müzik eser sahipleri alanında MESAM ve MSG, fonogram yapımcıları alanında MÜYAP, MÜZİKBİR ve MÜYABİR faaliyet halinde. Bu meslek birlikleri ya birleştirilecek ya da tamamen tasfiye edildikten sonra yeni bir meslek birliği kurulacak. Gerek birleşme gerekse tasfiye sonrası yeni kuruluş halinde, önceki meslek birliklerinin malvarlıkları ve borçları, yeni kurulan veya birleştirilen meslek birliğine devredilecek. Her alanda bir adet telif birliğini öngören Bakanlık, uygulamada yaşanan kaosu önlemeyi hedefliyor. Eserleri kullanan radyo-TV ile otel, restoran ve mağazalar gibi umuma açık mahaller de her alanda tek muhataba kavuşacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kamuya ait kütüphaneler ile eğitim ve araştırma kütüphaneleri hiçbir karşılık ödemeden kitapları ödünç verebilecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir eserin kütüphaneler tarafından ödünç verilmesi, için hak sahiplerine adil bir ödeme yapması gerekiyor. Bu miktar, ilgili alan meslek birliklerince tarife hazırlanarak belirlenecektir. Dünyadaki uygulamalar da bu yöndedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak taslak metinde, kamu kurum ve kuruluşları ile eğitim ve araştırma kuruluşlarına ait kütüphaneler ve ihtisas kütüphaneleri belirtilen bedeli ödemekten muaf tutulmuştur. Ülkemizde kütüphaneler ya kamu kurumlarına aittir ya da eğitim amaçlıdır. Dolayısıyla bu düzenleme ölü olarak doğacak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kütüphaneler, müzeler ve eğitim kurumları, telif ödemeden satın aldıkları yayın ve diğer eserleri arşivleyebilecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir eserin arşivlenmek amacıyla doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik veya ticari bir amaç güdülmeksizin kütüphaneler, arşivler, müzeler ve eğitim kurumları tarafından dijital ortama aktarılarak veya başka teknik yöntemlerle çoğaltılması serbest hale getiriliyor. Böyle bir uygulama yayıncılığı sekteye uğratabilir. Zira yayıncılar, e-book gibi satışı gibi ticari uygulamaları şimdiden unutmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Şahsi kullanım harcı öngörülüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her türlü boş video kaseti, ses kaseti, bilgisayar disketi, CD, DVD gibi taşıyıcı materyaller ile fikir ve sanat eserlerinin çoğaltılmasına yarayan her türlü teknik cihazı ticari amaçlı imal veya ithal eden gerçek ve tüzel kişiler imalat veya ithalat bedeli üzerinden yüzde üçü geçmemek üzere Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenecek orandaki miktarı Kültür ve Turizm Bakanlığına yatıracaktır. Bu rakamın belirli bir yüzdesi, telif birlikleri (meslek birlikleri) aracılığıyla hak sahiplerine dağıtılacak. Bu yüzde taslak metinde henüz belirlenmemiş. Mevcut uygulamaya göre ise, bu para Bakanlıkta kalıyor. Şimdi hak sahiplerine de bir miktar dağıtım yapılacak. Ancak Bakanlık, dağıtılacak bu rakamı minimumda tutmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Uzlaştırma komisyonu yine işlevsiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek birlikleri ile radyo-TV ve umuma açık mahaller arasında yaşanan karmaşa sürecek gibi görünüyor. Zira yasada öngörülen uzlaştırma komisyonu kararları bağlayıcı değil. Bu konuda taslak metinde de bir iyileştirme yapılmamış ve eski sistem aynen muhafaza edilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Sanatçılar haklarına yine kavuşamayacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek birlikleri, topladıkları bedellerin dağıtımına ilişkin kriterleri kendileri belirliyor. Oysa bu hususta yasada düzenleme yapılmalıydı. Taslak metinde bu konuda da bir iyileştirme yapılmamış. Bu nedenle de sanatçılar, toplanan telif bedellerinden hak ettikleri miktarları alamıyor. Bundan sonra da alamayacak gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Hak sahipleri meslek birliklerine üye olmaya zorlanıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taslak metne göre, hak sahipleri bu haklarını takip ve idare yetkisini telif birliğine devretmemiş olsalar dahi ilgili alan telif birliği, bu hakları takip etmekle yetkili kılınmış sayılıyor. Böylece hak sahipleri, meslek birliğine üye olmaya zorlanıyor. Anayasa Mahkemesi, hak sahiplerini meslek birliklerine mahkûm eden bu düzenlemeyi 24 Mart 2010 tarihinde iptal etti. Fakat taslak metinde bu iptal kararı dikkate alınmamış. Bugünkü teknoloji ile eser sahipleri, eserlerini kendi imkânları ile kayda alabilmekte ve pazarlamaktadır. Sözgelimi, bir müzisyen stüdyoya gitmeden evinde kayıt yaparak internetten pazarlamasını yapabilir. Taslak metin, meslek birliklerine üyeliği zorlayarak bu gelişimin önünü tıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Yasanın sözleşmelerle ilgili hükümlerinde herhangi bir değişiklik yapılmıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telif yasasının sözleşmelerle ilgili hükümlerine dokunulmamış. Oysa uygulamada bu konuda çok sayıda ihtilaf yaşanıyor. Kitap, müzik ve dizi gibi telif unsurlarının ticaretini yapan yayınevleri, radyo-televizyonlar ve film yapımcıları aleyhine açılan davalar var. Bugünkü uygulamaya göre, telif sözleşmelerinde sayılmayan hiçbir hak diğer tarafa geçmiyor. Sözgelimi, bir otomobil firması, katalog çekimi için bir fotoğrafçı ile sözleşme yaparak, çekim bedellerini ödemişse, bu fotoğrafları sadece katalogda kullanabilir. Eğer bu fotoğrafları billboardlarda veya internette ya da reklâm filminde kullanırsa, telif ihlali yapmıştır. Uygulamada mahkemelerce yapılan bu katı yorumlar nedeniyle telif unsurlarının ticaretini yapanlar bir anda korsan konumuna düşmektedir. Konuya ilişkin mutlaka yasada bir değişikliğe gitmek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Hapishaneler ve hastaneler kitapları karşılıksız basabilecekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taslak metne göre, yayımlanmış eserlerin, hapishanelerde ve kamuya ait hastanelerde kar amacı güdülmeksizin çoğaltılması, yayılması, temsili ve umuma iletimi serbesttir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Taslakta ihbar mekanizması öngörülüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hak sahibinin talebi üzerine mahkeme, hakları ihlal eden üretici, satıcı ve ticari amaçla elde bulunduran kişilerin; ürünlerin kaynağı, dağıtım ağları, ürünleri tedarik edenlerin, üreticilerin, dağıtıcıların, toptan veya perakende satıcıların isim ve adresleri, üretilen, dağıtılan, alınan ya da sipariş edilen miktarlar, bunların fiyatları veya benzeri konularda bilgi vermelerine karar verebilir. Böylece taslak metinde bir ihbar mekanizması getirilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-4710456638011056223?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/4710456638011056223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=4710456638011056223&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/4710456638011056223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/4710456638011056223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2010/12/telif-yasasna-koklu-degisiklikler.html' title='Telif yasasına köklü değişiklikler geliyor'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgqZb7kvdI/AAAAAAAAAKg/m9DeptBNS0A/s72-c/photo_27092010135743_4956.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-7085204963918092261</id><published>2010-12-15T04:32:00.003+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.303+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>MÜZİKBİR NET MEDYA İLE ANLAŞTI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgo3MWXbVI/AAAAAAAAAKY/Wahove5MwaM/s1600/m33.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 255px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgo3MWXbVI/AAAAAAAAAKY/Wahove5MwaM/s400/m33.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550731469407087954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bünyesinde üyesi olarak bulundurduğu yözlerce prodüksiyon şirketi ve sanatçının telif haklarını koruyan bir meslek birliği olan Müzikbir, tüm mevzuatlarını,güncel gelişmelerini,üyelerine duyurularını ulaştırmak için Netmedya'nın tasarım ve yazılımını yaptığı web sitesini kullanmakta.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-7085204963918092261?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/7085204963918092261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=7085204963918092261&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7085204963918092261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7085204963918092261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2010/12/muzikbir-net-medya-ile-anlasti.html' title='MÜZİKBİR NET MEDYA İLE ANLAŞTI'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgo3MWXbVI/AAAAAAAAAKY/Wahove5MwaM/s72-c/m33.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-2285480491480034463</id><published>2010-12-15T04:30:00.002+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.303+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>Müzikbir Meslek Birliği kuruldu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgoTIualCI/AAAAAAAAAKQ/4zIDL55VOzw/s1600/ali_oktay.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 138px; height: 190px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgoTIualCI/AAAAAAAAAKQ/4zIDL55VOzw/s400/ali_oktay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550730849958925346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yıllarda telif hakları ve korsanla mücadele konusunu birçok yazımızda işlediğimizi hatırlayan okurlarımız vardır sanırım. Bu yazılarda, müzik sektörünün özellikle manevî, dinî müzik ve yayın yapan camianın çok zor şartlar altında yeni bir şeyler yapmaya çalıştığını, ayakta kalmak için uğraştığını, ama artık bunun da dayanılmaz bir noktaya geldiğini belirtmiş, okurlarımızı halkımızı uyarmış bu çabaya destek olmalarını istemiştik. Gerçekten duyarlı destek mesajları kadar , “ama albümler de çok pahalı” ya da “ mademki bu da bir hizmet yarışıdır niye engelliyorsunuz” gibi tepkilerde almadık değil. Yani ne yazık ki bazı dinleyicilerimiz için ilâhî CD’lerini izinsiz çoğaltıp dağıtmak ya da bu tür yayınları 1-2 TL ye alıp sağa sola vermek, internet sitelerinde bunun yayılmasına zemin hazırlamak bir nevi “hizmet”ti ve “Bunu yapmayın, maddî-manevî emeğini buna harcayan üreten sanatçıların yapımcıların şevkini kırıyorsunuz” diyen bizler ise “İslâma hizmete” mani oluyorduk. Demek ki vermek istediğimiz mesaj yeterince anlaşılamamıştı veya anlamak istenmemişti. Nihayet günden güne kötüye gidiş hızlandı. Bugün “bizim camiada” dinî hassasiyetle eser üreten birçok firma kapandı, birçok insan işsiz kaldı. Sanatçıların çoğu artık sahnelerde yer almıyor. Çünkü yeni bir şeyler yapmak artık neredeyse imkânsız gibi. O zamanlar söylediğim bir şey vardı: “Nasreddin Hoca’nın yaptığı gibi (elbette mesaj vermek amaçlı) bindiğimiz dalı kesmeyelim.” Şimdi dal koptu ve yere düştük ne yazık ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve bunun gibi yaşadığımız sıkıntılar karşısında elbette elimizi kolumuzu bağlayıp durmak doğru olmayacaktı. 2006 yılına kadar belli aralıklarla toplanıp fikir üretmeye çalışan çözüm yolları aramak için uğraşan pek çok yapımcı ve sanatçı arkadaşımızla birlikte nihayet 4 Eylül 2006’da Müyader’i yani Müzik ve Sinema Yapımcıları Sanatçıları Dağıtımcıları Derneğini kurmuştuk. Bu dernekte Azim Dağıtım, Marmara Müzik, Beyza Müzik, Berekât, Moral Prodüksiyon, Nil Sesli Yayıncılık, Ajans Yıldırım, Adım Prodüksiyon, Semerkand, Metropol, Atlas Yayıncılık gibi bir çok önemli yapımcımızın yanı sıra Mustafa Demirci, Eşref Ziya Terzi, Hakan Aykut, Alper gibi sanatçı dostlarımız da vardı. Toplantılar sürerken bu çabanın daha ileri düzeyde, kurumsal olarak yapılması fikri belirginleşti ve “Neden biz de bir müzik meslek birliği kurmuyoruz” sorusu toplantılarımızın ana gündem maddesini oluşturmaya başladı. Kuracağımız Meslek Birliğinin hukukî altyapısını oluşturmak üzere değerli hukukçu meslektaşım Av. Dr. Cahit Suluk’la çalışmalara başladık. Beyza Müzik'in kurucusu ve sanatçı dostumuz Mustafa Demirci’nin önemli gayret ve çabaları ile yine büyük katkı yapan birbirinden değerli yapımcı üyelerimizle defalarca toplandık. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda istenen yeterli sayısal çoğunluğa ulaşınca resmî başvurumuzu yaptık. Önümüze çıka(rıla)n engelleri de Cenab-ı Hakkın yardımıyla aştıktan sonra Ankara'dan müjdeli haberi aldık. Meslek Birliğimizin kuruluşu Kültür Bakanlığınca onaylanmıştı. 14 Nisan 2008 tarihinde resmen faaliyet izni verilen Müzikbir Meslek Birliği’miz bu suretle faaliyete geçti. Müzikbir’in 2008 yılında yapılan genel kurul sonucu başkanlığa Mustafa Demirci, Yönetim Kurulu üyeliklerine ise Mehmet Burhan Genç (Zaman Yapımcılık), Tevfik Arslan, (Nil Sesli Yayıncılık), Gültekin Alihocagil (Moral Prodüksiyon), Eşref Ziya Terzi (Marmara Müzik), Murat Avanoğlu (Berekât), Hasan Taştan Yıldız (Azim Dağıtım) seçildi. Ayrıca Altınoluk, Erkam, Damla, Medya Ofis, Marşandiz, Mina, TFM Müzik gibi camianın önemli yapımcıları durumundaki 35 üye ile yola çıkan Müzikbir henüz birkaç ay geçmeden üye sayısını 45'e çıkarmaya başardı. Meslek Birlikleri içinde tabiri caizse ışıl ışıl parlayan, camia için bir umut kaynağı olmayı başaran Müzikbir inşaallah çok güzel işlere imzalar atacaktır. (Müzikbir’in merkez adresi: Fevzipaşa Cd., Bilgili Apt., No:42, Fatih-İstanbul, Tel: 0212 532 57 52, www.muzikbir.org)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17.02.2009 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E-Posta: alioktay@alioktay. net&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-2285480491480034463?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/2285480491480034463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=2285480491480034463&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/2285480491480034463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/2285480491480034463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2010/12/muzikbir-meslek-birligi-kuruldu.html' title='Müzikbir Meslek Birliği kuruldu'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgoTIualCI/AAAAAAAAAKQ/4zIDL55VOzw/s72-c/ali_oktay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-6772311815222808758</id><published>2010-12-15T04:28:00.001+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.304+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>Müzikbir, müzik camiasının yeni ve güçlü umudu…</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgn_Lv-fCI/AAAAAAAAAKI/7RotYKWuh2I/s1600/ali_oktay.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 138px; height: 190px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgn_Lv-fCI/AAAAAAAAAKI/7RotYKWuh2I/s400/ali_oktay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550730507173395490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta, Müzikbir başkanı san'atçı dostum Mustafa Demirci’nin dâveti üzerine, Müzikbir’in 2. Olağan Genel Kurul toplantısına katıldım. 2008 yılında Kültür Bakanlığından resmen kuruluş izni alan Müzikbir’in kuruluş çalışmaları esnasında birlikte yola çıktığımız 35 kurucu firma ve üye arkadaşımızla zorluk, heyecan ve mutluluğu paylaşmıştık o dönemde. İstanbul’da Topkapı’daki Eresin Otel’de yapılan toplantı tam bir düzen, olgunluk ve samimî hava içerisinde cereyan etti. Birliğin kurulduğu günden bu ana kadar geçen süre zarfında, yaklaşık 2 yılı aşkın süredir devam eden yönetim kurulunun faaliyet raporu okundu, yapılan işler anlatıldı. Mustafa Bey’in anlattığına göre; şu an üye sayısı 53’e ulaşmış durumda. Bu rakam gelinen noktadaki başarıyı göstermesi bakımından gerçekten güzel. Aralarında Kanal 7 ve STV gibi iki ulusal kanalın da bulunduğu 10 televizyon ve 50’yi aşkın radyo ile telif anlaşmaları yapılmış. Bu anlaşmalardan çok yüksek olmasa da belli oranda bir gelir elde edilmiş. Yeni dönem gelir hedefi için belirtilen rakamın gerçekleşmesi halinde üyeleri oldukça memnun edecek inşallah. Genel kurul üyelerince, okunan faaliyet, denetim raporları ve bütçenin onaylanmasından sonra yeni yönetim ve diğer kurulların seçimine geçildi. Kurula katılan üyelerin oy birliği ile önceki yönetim tekrar görevi sürdürecek. Buna göre Müzikbir’in Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Beyza Müzik’ten Mustafa Demirci, Azim Dağıtım’dan Hasan Taştan Yıldız, Moral Prodüksiyon’dan Gültekin Alihocagil, Marmara Müzik'ten Eşref Ziya Terzi, N&amp;T’den Tevfik Arslan, Berekât’tan S. Murat Avanoğlu ve Mehmet Burhan Genç. Yine Müzikbir’in 53 üyesi arasında Ajans Yıldırım, Altınoluk, Adım Prodüksiyon, Damla, Metropol gibi müzik sektörüne yön veren pek çok yapımcı ve yayıncı kuruluş bulunuyor. Bu üyeler arasından ayrıca Denetleme Kurulu, Teknik Bilim Kurulu ve Haysiyet Kurulu’nu oluşturan kişiler de seçildi. Müzikbir’in başkanlığını, bu seçim sonrası da kuruluşundan beri olduğu gibi yine Mustafa Demirci üstlenmiş oldu. Yeni yönetim kurulu üyelerini ve Mustafa Bey’i tebrik ederken, başarılar diliyoruz. Çünkü gerçekten bu camianın büyük bir beklentisi söz konusu. Özellikle son 10 yıldır müzik camiasının en büyük derdi olan korsan yayın, % 90’lara varan satış kayıpları, internetten izinsiz eser indirmeler ve hak ihlâlleri. İnsanlar artık eskisi gibi kaset ve cd almıyorlar. İnternetten ücretsiz ve izinsiz olarak dinlemek istediği san'atçıyı veya sevdiği eseri doğrudan indiriyor ve dinliyor. Hal böyle olunca para vererek albüm almaya gerek duymuyor. Bu ise bütün müzik sektörünü etkileyen ciddî bir sıkıntıya yol açıyor. Müzik şirketleri, albümler satmayınca yeni albüm de yapmıyorlar. Albüm yapılmayınca kaset-cd fabrikaları, dağıtım firmaları kapanmaya başlıyor. Keza müzik yapım firmaları da personel azaltma, küçülme yoluna gidiyorlar. Sonuç ise tam bir felâket. Gitgide yeni albümler yapılamamaya, san'atçılar piyasadan çekilmeye, dinleyiciler ise neden yeni bir şey üretilmiyor diye eleştirmeye, sebep bulmaya başlıyorlar. Tam bir Nasreddin Hoca’lık kara mizah. Bindiğimiz dalı kesiyoruz, sonra da “Yahu neden düştük?” diye dala, testereye kızıyoruz. İsterseniz önce kendimize kızmakla başlayalım işe. Kul hakkı başta olmak üzere en hassas olduğumuz bir alanda bile, bu konuyu hiç de kul hakkı gibi değerlendirmeden açıkça hakka giriyoruz. İnternetten indirdiğiniz her bir eser için san'atçının, bestecisinin, şairinin, yapımcısının izni yoksa, “Bu da kul hakkına girer mi canım?” diyorsanız, bir kez daha iyi düşünün, derim. Diyanete ya da din adamlarına soralım, bakalım ne cevap alacağız. Deminde söylediğim gibi, kapanan fabrikalar, işten çıkarılan insanlar, piyasadan silinip giden san'atçılar ve yapımcılar işte bu normal gördüğümüz davranışların bir sonucudur. Bu noktada Meslek Birlikleri‘nin misyonu önem kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca da olsa meslek birliği nedir, amacı ne, neler yapar? sorularına kısaca cevap arayalım. Meslek Birlikleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenmiş belli amaçlarla bir araya gelmiş üyelerden oluşan, onların hak ve menfaatlerini koruyan örgütlerdir. San'atçılar, müzik yapımcıları, beste ve eser sahipleri, yayıncılar, sinema yapımcıları gibi, alanlarda faaliyet gösteren kişi veya firmaların bir araya gelerek kurdukları meslek birlikleri üyelerinin, hak sahiplerinin telif haklarının korunmasını, takibini, elde edilen gelirin dağıtılmasını amaçlar ve bu yönde çalışırlar. Meslek Birlikleri Kültür Bakanlığı denetimi ve bilgisi dahilinde faaliyet gösteren kuruluşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜYAP, MESAM, MÜYORBİR, MÜYABİR, SESAM, İLESAM, BASYAYBİR gibi meslek birliklerinin sayısı her geçen gün daha da artıyor. Toplum olarak hak arama bilinci geliştikçe, tabiî bir sonuç olarak mağduriyetlerde azalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu makale 112 kez okundu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-6772311815222808758?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/6772311815222808758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=6772311815222808758&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6772311815222808758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6772311815222808758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2010/12/muzikbir-muzik-camiasnn-yeni-ve-guclu.html' title='Müzikbir, müzik camiasının yeni ve güçlü umudu…'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgn_Lv-fCI/AAAAAAAAAKI/7RotYKWuh2I/s72-c/ali_oktay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-62216912378446655</id><published>2010-12-15T04:26:00.001+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.304+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>Radyolar telifte Müzikbir’le buluştu</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgnh72GvOI/AAAAAAAAAKA/QhJ3cMgWp9Q/s1600/radyolar-telifte-muzikbirle-bulustu-medium-0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 254px; height: 171px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgnh72GvOI/AAAAAAAAAKA/QhJ3cMgWp9Q/s400/radyolar-telifte-muzikbirle-bulustu-medium-0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550730004687928546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bağlantılı Hak Sahipleri Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (Müzikbir) ile Radyolar Derneği (Radyoder) arasında telif protokolü imzalandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Eresin Taksim Oteli'nde gerçekleştirilen törende konuşan Müzikbir Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Demirci, ilkeli yayıncılık yapan radyolarla kullandıkları eserlere ait telif hakkı ödeme konusunda, yapıcı ve uzlaşmacı bir tavır sergilediklerini söyledi. Demirci, müzik sektöründe yaşanan sıkıntıların herkes tarafından görüldüğü ve bilindiğini ifade ederek, bu sıkıntılardan en büyüğünün telif hakları konusu olduğunu belirtti. Telif alanında Türkiye'de bilinç oluşmadığı ve konunun toplumda yeterli derecede anlaşılamadığını savunan Demirci, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Telif sahasındaki sıkıntılar giderilecekse bunun adil şeffaf ve her hak sahibinin hakkını aldığı ama kullanıcının da hakkının muhafaza edildiği bir sistemle olması lazım. Artık sanal ortamda yayıncılık ortamında kullanılan eserlerimizin bir şekilde karşılığını yapımcılar olarak almak durumundayız. Hiçbir kurumu zor durumda bırakmak, hakkımız olmayan bir şeyi onlardan talep etmek amacında değiliz. Bu sebeple yola çıktık, sektörümüzün ayakta kalması için uğraşıyoruz. Amacımız lisanslama yaparak, kullanılan eserlerimizin hakkını alıp hak sahiplerine dağıtmaktır. Korsanla mücadele etmek, bu sadece mekanik alanda değil, sanal ortamda da bunun mücadelesini yapabilmektir. Bu ancak meslek birlikleri ile olacaktır. Türkiye'de bu konu yeni olduğu için sıkıntılar da vardır, ama bu aşılacaktır, yeter ki iyi niyet olsun.'' Mustafa Demirci, şu anda 45 yapımcı ile yola devam ettiklerini, ellerinde 30 bin şarkıdan oluşan repertuvar bulunduğunu, hedeflerinin çok kısa zamanda yapımcı ve repertuvar sayısını yukarılara taşımak olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radyoder Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Arıdoru da radyoculuğun yaşanan küresel ekonomik krizden en çok etkilenen sektörlerden biri olduğunu, buna rağmen dernek üyesi yayıncıların yapımcı firmalara ve sanatçılara karşı sorumluluğunu yerine getirmenin mutluluğu ve huzurunu yaşadığını söyledi.  Arıdoru, 51 radyoyu temsilen protokolü imzaladıklarını belirterek, ''Hak verilmez, alınır sözünün bizim literatürümüzde çok fazla anlam ifade etmediğini göstermek için buradayız. Hak verilmez değil, hak verilir bunu burada gösteriyoruz. Hak edene hakkını vermek, hakkını kullanan kişinin bizim dünyamızda en önemli sorumluluğudur'' diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-62216912378446655?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/62216912378446655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=62216912378446655&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/62216912378446655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/62216912378446655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2010/12/radyolar-telifte-muzikbirle-bulustu.html' title='Radyolar telifte Müzikbir’le buluştu'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQgnh72GvOI/AAAAAAAAAKA/QhJ3cMgWp9Q/s72-c/radyolar-telifte-muzikbirle-bulustu-medium-0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-5795926185334042667</id><published>2010-12-15T00:26:00.002+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.305+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>Müzikbir Başkanı seçildi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQfvNeIaWCI/AAAAAAAAAJ4/VpiIbSBQg14/s1600/mustafademirci.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 180px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQfvNeIaWCI/AAAAAAAAAJ4/VpiIbSBQg14/s400/mustafademirci.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550668080463108130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Müzikbir Yönetim Kurulu Başkanlığına Mustafa Demirci yeniden seçildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (Müzikbir) Yönetim Kurulu Başkanlığına Mustafa Demirci yeniden seçildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzikbir'den yapılan yazılı açıklamada, birliğin 2. olağan genel kurul toplantısının Topkapı Eresin Oteli'nde yapıldığı, yönetim kurulu başkanlığına Mustafa Demirci'nin yeniden seçildiği bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birliğin yönetim kurulu üyeliklerine Mehmet Burhan Genç, Taştan Yıldız, Eşref Ziya Terzi, Tevfik Arslan, Murat Avanoğlu ve Gültekin Alihocagil'in getirildiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamaya göre, Müzikbir Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Demirci, ''Her geçen gün büyüyen yapısıyla 53 üyeye ulaşan ve yaklaşık 30 bin eserlik repertuvara sahip olan Müzikbir'de yeni dönemde özellikle lisanslama faaliyetleri ve dijital müzik alanında gelişmeler kaydetmeyi hedefliyoruz. Bu çerçevede birlik olarak çalışmalarımız hızlanarak devam edecek'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35 müzik yapımcısının 2008 yılında kurduğu Müzikbir'in yeni yönetim kurulu 2 yıl süreyle görevde kalacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-5795926185334042667?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/5795926185334042667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=5795926185334042667&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/5795926185334042667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/5795926185334042667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2010/12/muzikbir-baskan-secildi.html' title='Müzikbir Başkanı seçildi'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TQfvNeIaWCI/AAAAAAAAAJ4/VpiIbSBQg14/s72-c/mustafademirci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-6313197082393552227</id><published>2010-11-11T12:43:00.003+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.305+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='http://cdkitap.blogspot.com/'/><title type='text'>Sedat Uçan Adına Kurbanım Ya Rasulallah 2010 Albümü</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TNvJPeugm2I/AAAAAAAAAJw/h0kJRuV4zww/s1600/SEDAT%2BU%25C3%2587AN.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538241434565516130" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TNvJPeugm2I/AAAAAAAAAJw/h0kJRuV4zww/s400/SEDAT%2BU%25C3%2587AN.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; SEDAT UÇANIN SON ALBÜMÜ ÇIKTI&lt;br /&gt;FİYAT:8 TL&lt;br /&gt;FİRMA :İSRA&lt;br /&gt;TÜR:İLAHİ&lt;br /&gt;YAPIM YILI:2010&lt;br /&gt;SANATÇI:SEDAT UÇAN&lt;br /&gt;GENEL DAĞITIM :BEREKAT YAYİNEVİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEL SİPARİŞ :0212 534 93 70&lt;br /&gt;http://cdkitap.blogspot.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-6313197082393552227?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/6313197082393552227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=6313197082393552227&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6313197082393552227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6313197082393552227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2010/11/sedat-ucan-adna-kurbanm-ya-rasulallah.html' title='Sedat Uçan Adına Kurbanım Ya Rasulallah 2010 Albümü'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TNvJPeugm2I/AAAAAAAAAJw/h0kJRuV4zww/s72-c/SEDAT%2BU%25C3%2587AN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-7121304933203620962</id><published>2010-11-07T20:02:00.004+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.305+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>EVLİYALAR DİYARI TİLLO VCD</title><content type='html'>BEREKAT YAYINEVİ TARAFINDAN SAMANYOLU TV AYNA PROGRAMI EKİBİ TARAFINDAN HAZIRLANAN TİLLO EVLİYALAR DİYARI VCD Sİ Nİ FİRMAMIZDAN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ İRTİBAT İÇİN TEL :0212 534 93 70 &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TNbp_OiOjoI/AAAAAAAAAJY/VxrvkhEzaTk/s1600/tillo-evliyalar-diyari-1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5536870064341290626" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TNbp_OiOjoI/AAAAAAAAAJY/VxrvkhEzaTk/s400/tillo-evliyalar-diyari-1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;http://cdkitap.blogspot.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-7121304933203620962?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/7121304933203620962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=7121304933203620962&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7121304933203620962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7121304933203620962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2010/11/evliyalar-diyari-tillo-vcd.html' title='EVLİYALAR DİYARI TİLLO VCD'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OmyzzC7SFvM/TNbp_OiOjoI/AAAAAAAAAJY/VxrvkhEzaTk/s72-c/tillo-evliyalar-diyari-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-6234305245250800473</id><published>2008-12-03T13:20:00.001+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.306+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>RADYO VE TVLER RATEF CATISI ALTINDA BİRLEŞTİ</title><content type='html'>RADYO VE TELEVİZYONCULAR "RATEF" ÇATISINDA BİRLEŞTİ&lt;br /&gt;Türkiye'deki radyo ve televizyon yayıncıları bir araya gelerek, kurdukları dernekleri Tüm Radyo Televizyon Yayıncıları Federasyonu (RATEF) çatısı altında birleştirdiler.Ankara Valiliğine verilen dilekçeyle federasyon niteliğini resmen kazanan RATEF, 14 derneğin birleşmesiyle oluştu.&lt;br /&gt;Türkiye'deki radyo ve televizyon yayıncıları bir araya gelerek, kurdukları dernekleri Tüm Radyo Televizyon Yayıncıları Federasyonu (RATEF) çatısı altında birleştirdiler.&lt;br /&gt;Ankara Valiliğine verilen dilekçeyle federasyon niteliğini resmen kazanan RATEF, 14 derneğin birleşmesiyle oluştu. TÜRYAD (Tüm Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği), Doğu ve Güneydoğu Yayıncıları Derneği, MARTED Marmara Radyo Televizyon Yayıncıları Derneği, RATED (Hatay Radyo Televizyon Yayıncıları Derneği), EGE RATDER (Ege Radyo Televizyon Yayıncıları Derneği), KARTED (Karadeniz Radyo Televizyon Yayıncıları Derneği), Eskişehir Radyo Televizyon Yayıncıları Derneği, KONYAD (Konya Yayıncılar Derneği), ARTYAD (Adıyaman Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği), MARBİR Mardin Radyo ve Televizyon Yayıncıları Birliği Derneği, DEYYAD (Denizli Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği), AKDENİZ Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği, TRAKYA Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği ve MARYAD'ın (Mardin Radyo Televizyon Yayıncıları Derneği) katılımıyla kurulan federasyonun kurucu genel başkanlığına, TÜRYAD Başkanı Adnan Yüce seçildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;window.google_render_ad();&lt;br /&gt;RATEF Genel Başkanı Yüce, yaptığı açıklamada, "Yayıncıların 15 yıldır çektiği dayanışma özlemi sonunda gerçekleşti. Artık yayıncılar kendilerine sahip çıkacak bir mecra oluşturdular. Yılların biriken, hatta kangrene dönüşmüş sorunları federasyon ile gündeme taşınacak ve devletin zirvesine varan görüşmelerle çözüm yolları aranacaktır. Bugün, Türk yayıncılık tarihinin miladıdır" dedi.&lt;br /&gt;Yüce, telif hakları konusunda öncelikle meslek birliklerinin kendi aralarında bir uzlaşmaya varmaları gerektiğini belirterek, "Telif haklarına karşı değiliz ancak telif yasasının Türkiye gerçekleriyle örtüşmediğini düşünüyoruz. Yasanın yayıncıların da lehine işlemesi yönünde çalışmalar yürüteceğiz" dedi. Yüce, federasyon çatısı altında gerçekleştirilecek çalışmaları şöyle özetledi:&lt;br /&gt;-Radyo ve Televizyon kuruluşlarının KOBİ kapsamına alınması&lt;br /&gt;-Eğitime Katkı Payı adı altında alınan gelir payının kaldırılması&lt;br /&gt;-Yayıncılara teknik ve prodüksiyon desteği verilmesi&lt;br /&gt;-Resmi ilanların radyolar tarafından da alınabilmesi için Basın İlan Kurumu ile birlikte çalışmalar yürütülmesi&lt;br /&gt;-Yayıncıların birlik ve beraberliğini sağlamak, aynı zamanda sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunmak için yurt içi ve yurt dışı geziler düzenlenmesi için çalışmalar gerçekleştirilecektir."&lt;br /&gt;Kurulmuş olan derneklere de Federasyon çatısı altında birleşme çağrısında bulunan Yüce, henüz bir derneğe üye olmamış yayıncı kuruluş yöneticileri ve çalışanlarının da bulundukları bölgedeki derneklere üye olarak Federasyona katılımlarını beklediğini belirtti. (ANKA)&lt;br /&gt;(AS/BÜN) (Ankara Haber Ajansı) 02.12.2008 12:21 [1550643]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://cdkitap.blogspot.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-6234305245250800473?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/6234305245250800473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=6234305245250800473&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6234305245250800473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6234305245250800473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2008/12/radyo-ve-tvler-ratef-catisi-altinda.html' title='RADYO VE TVLER RATEF CATISI ALTINDA BİRLEŞTİ'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3066616243775844973</id><published>2008-11-25T14:44:00.001+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.306+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>RATEM VE YOK SAYILAN MESLEK BİRLİKLERİ</title><content type='html'>RATEM, MESAM, MSG, MÜ-YAP, MÜYORBİR Telif Hakları Protokolü İstanbul Grand Cevahir Otel Convention Center'da gerçekleştirilen törenle imzalandı ve yıllarca suren anlaşmazlık cözüldü.evet yapılan bu anlaşmayla yıllardır buyuk sorunlar yasayan yayıncılar buyuk bır olasılıkla nefes almış gibi görünüyor özellikle tek sözleşme tek hesapla  Protokol, Radyo Televizyon Kuruluşlarının sıkça rahatsızlıklarını dile getirdikleri çoklu sözleşme ve ödeme sistemini de ortadan kaldırdı; tek sözleşme, tek ödeme şekli ile yürürlükte. ancak bu anlaşmanın radyo ve tvleri geçici bir süre rahatlattığının altını çizmek isterim geçici bir süre diye altını çizmemin sebebi bu protokolun tum müzik piyasasını kapsamamasıdır bu protokolun dışında bırakılan muyabir ve müzikbir in geçmişte çekilen radyo ve tvlerle ilgili sıkıntıları tekrar gündeme taşıması mutlak olarak karşımıza çıkacaktır .Nasılmı?ratem le yapılan sözleşme gereği radyo ve tvler tüm eserleri lisanslı bir şekilde aldıkları kanaatince yayınlara devam edecek eğerki muyabir ve müzikbirin eserlerini yayınlarlarsada tekrar sözleşmeler ve hukuki yaptırımlar gündeme gelecektir.ratem in bu protokol yapılırken dısarda bıraktığı meslek birliklerini yok mu saydığı yada saydırıldığı hususu ilerleyen günlerde başını ağrıtacağa benzer bu nedenle vakit kaybetmeden tüm eserleri kapsayacak yeni bir protokolun imzalanması hususunda çalışmalar yapılmalıdir bu süre ne kadar uzatılırsa ratemin yapmış olduğu bu anlaşma bu süre içersinde farklı seslerin daha gür bi şekilde duyulmasını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://cdkitap.blogspot.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3066616243775844973?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3066616243775844973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3066616243775844973&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3066616243775844973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3066616243775844973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2008/11/ratem-ve-yok-sayilan-meslek-birlikleri.html' title='RATEM VE YOK SAYILAN MESLEK BİRLİKLERİ'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-183836726393004261</id><published>2008-06-25T01:51:00.001+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.307+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>TESEKKÜR  EDERİM ALLAHIM OYUN SETİ ÇIKTI</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;object width="475" height="355" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-bb6df2da5ac39ccf" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v14.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dbb6df2da5ac39ccf%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331911654%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D82A0AE0BE546F85AB2C0EFE2D5689412EA5C7AE2.53C5E23F7899898FE0BA425F8B99C64789B28810%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dbb6df2da5ac39ccf%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DAhnYgaEkucCfrpngskkRbTOB_2s&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="475" height="355" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v14.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dbb6df2da5ac39ccf%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331911654%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D82A0AE0BE546F85AB2C0EFE2D5689412EA5C7AE2.53C5E23F7899898FE0BA425F8B99C64789B28810%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dbb6df2da5ac39ccf%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DAhnYgaEkucCfrpngskkRbTOB_2s&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;http://cdkitap.blogspot.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-183836726393004261?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=bb6df2da5ac39ccf&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/183836726393004261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=183836726393004261&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/183836726393004261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/183836726393004261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2008/06/tesekkr-ederim-allahim-oyun-seti-ikti.html' title='TESEKKÜR  EDERİM ALLAHIM OYUN SETİ ÇIKTI'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3292766563880084853</id><published>2008-06-04T04:43:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.307+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>TESEKKUR EDERİM ALLAHİM OYUN SETİ CİKTİ</title><content type='html'>Teşekkür Ederim Allahım ’ albümüyle büyük beğeni kazanan Minik Duâlar Grubu , bu kez sevenlerinin karsısına Teşekkür Ederim Allahım oyun setiyle cıkıyor oyun setınde cocukların kendılerını geliştirebilecekleri bir cok alan var bunlardan baslıcaları genel kultur,hayvanlar ve bıtkıler ,bilmece bulmaca,din bilgisi,İslam ve turk tarihi gibi bircok konu yu ıceren başlıklar mevcut yaklasık 600 parcadan olusan komplike bir oyun seti anlaşılan bu yaz cocuklar cok eğlenecek ve cok sey ögrenecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/SEX0f3zEBOI/AAAAAAAAAIc/MDZ9MrZsKnA/s1600-h/oyunmail.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5207837372515091682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/SEX0f3zEBOI/AAAAAAAAAIc/MDZ9MrZsKnA/s320/oyunmail.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3292766563880084853?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3292766563880084853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3292766563880084853&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3292766563880084853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3292766563880084853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2008/06/tesekkur-ederim-allahim-oyun-seti-cikti.html' title='TESEKKUR EDERİM ALLAHİM OYUN SETİ CİKTİ'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/SEX0f3zEBOI/AAAAAAAAAIc/MDZ9MrZsKnA/s72-c/oyunmail.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-8619354897001034340</id><published>2008-05-29T02:21:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.307+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>ABD'de korsan yayıncılığa darbe</title><content type='html'>Amerika Birleşik Devletleri, korsan film endüstrisine karşı yürütülen savaşta yeni bir adım attı.&lt;br /&gt;Amerikan Kongresi'nde kabul edilen bir yasaya göre, bundan böyle, Amerikan sinemalarında gösterimde olan filmleri gizlice kaydeden kişiler üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilecekler.&lt;br /&gt;Aynı yasayla, müzik albümlerini ve telif hakları yasalarıyla korunan diğer eserleri korsan olarak yayımlayan kişilerle ilgili cezalar da arttırıldı.&lt;br /&gt;Senato ve Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan yasanın, Başkan George Bush tarafından da onaylanması bekleniyor.&lt;br /&gt;Korsan yayınlar nedeniyle 2003 yılında yaklaşık yedi milyar dolar zarara uğrayan sinema endüstrisi, yeni yasayı memnunlukla karşıladı.&lt;br /&gt;Gösterime giren yeni filmler, sinemalarda yayınlandıktan çok kısa süre sonra internet üzerinden ve karaborsadaki korsan kopyalarla piyasaya sürülüyor.&lt;br /&gt;Korsan kopyalar, kimi zaman, gizli kameralarla sinema salonlarında kaydediliyor, kimi zaman da sinema şirketlerinin çalışanları tarafından sızdırılıyor.&lt;br /&gt;Amerikalı yetkililer, piyasalarda boy gösteren korsan kopyaların yüzde 95'inin bu iki kaynaktan beslendiğini belirtiyorlar.&lt;br /&gt;Yeni yasa uyarınca, suçlu bulunan kişiler, üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilecekler. Suçun tekrarlanması durumunda ise bu ceza altı yıla kadar çıkacak. Bunun yanısıra, korsan yayınların telif haklarına sahip kişi ya da kurumlar tarafından da haklarında dava açılabilecek.&lt;br /&gt;Herhangi bir film ya da müzik eserini, orijinal yayın tarihinden önce herhangi bir ortamda yayınlayan ya da dağıtan kişiler 10 yıla kadar hapis cezası alabilecekler.&lt;br /&gt;Yeni yasa, cinsel içerikli ya da şiddet unsuru taşıyan malzemelerde, bu görüntüleri engelleyen aygıtların üreticilerine de destek veriyor.&lt;br /&gt;Bu tür ürünler, telif haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle, daha önce dava konusu olmuştu.&lt;br /&gt;Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle bu davaların da düşmesi bekleniyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-8619354897001034340?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/8619354897001034340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=8619354897001034340&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8619354897001034340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8619354897001034340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2008/05/abdde-korsan-yayncla-darbe.html' title='ABD&apos;de korsan yayıncılığa darbe'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-6697016237756285357</id><published>2008-05-25T22:49:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.308+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>TÜRKİYEDE KORSANİN ZARARİNİN BOYUTU</title><content type='html'>Hazine Müsteşarlığı ile Alman Ekonomi Bakanlığı arasında yürütülen eşleştirme projesi kapsamında AB uzmanlarınca hazırlanan 'Genel Değerlendirme Taslak Raporu', Türkiye'nin Avrupa'da ticari marka hırsızlığıyla tanındığını ortaya koydu.&lt;br /&gt;Roporda, Türkiye'nin fikri ve sınai mülkiyet haklarının ihlali sonucunda yasal işletmelerin uğradığı yıllık zararın milyarlarca lira olduğu belirtildi. Raporun Türkiye'deki fikri ve sınai mülkiyeti haklarıyla ilgili 'gözlemler' bölümünde, Türkiye'deki yasal firmaların ihlaller sonucunda uğradığı zararın 2004 verilerine göre 5 milyar doları bulduğu belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin zararı&lt;br /&gt;Bunun devlete gelir kaybı olarak yansımasının ise 3 milyar doları bulduğu kaydedilen raporda, "Türkiye, eskiden beri fikri ve sınai mülkiyet haklarının iyi korunamaması ve yaygın ürün ve ticari marka korsanlığıyla tanınmaktaydı" denildi.&lt;br /&gt;Korsan ticaret yapan kişilerin satış fiyatlarının, orjinal ürünlerin 10'da birine kadar düştüğü vurgulanan raporda, sahte ürünlerin firmaların saygınlığına da darbe vurduğu belirtildi.&lt;br /&gt;Raporda, "Sınai mülkiyet haklarının ve fikri mülkiyet haklarının daha sıkı korunması mantıklı bir reform önceliği haline gelmiştir" ifadelerine yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Daha fazla patent müfettişi alın'&lt;br /&gt;Sınai ve fikri mülkiyet haklarının korunması için önerilerde de bulunulan raporun öneriler bölümünde, Türk Patent Enstitüsü'nün (TPE) yetkisinin artırılması ve TPE'ye daha fazla patent müfettişi alınması istendi.&lt;br /&gt;Raporda, fikri telif haklarıyla ilgili olarak daha önce yapılan 'parça parça' değişikliklerin mevzuatta boşluk ve tutarsızlıklara yol açtığı da belirtildi.&lt;br /&gt;Patent Kanunu'nda bulunan, zorunlu lisans hükümleri ve koruma ruhsatlarının eksikliği konularının AB müktesabatı ile uyumlu olmadığı da vurgulanan raporda, "Telif hakları mevzuatının ilgili AB mevzuatına uygun olarak köklü bir şekilde revize edilmesi düşünülmelidir" denildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-6697016237756285357?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/6697016237756285357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=6697016237756285357&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6697016237756285357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6697016237756285357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2008/05/trkiyede-korsanin-zararinin-boyutu.html' title='TÜRKİYEDE KORSANİN ZARARİNİN BOYUTU'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-8738429825920808643</id><published>2008-05-20T03:26:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.308+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>MÜZİKBİR KURULDU</title><content type='html'>Kısa bir sure once faaliyetlerine muyader catısı altında baslayan yapımcılar bugun MÜZİKBİR in kurulmasında buyuk bır caba ve gayret sarfederek calısmalarına resmiyet kazandıracak meslek birliğinin kurulmasını sağladılar.Bağlantılı hak sahiplerinin olusturduğu müzikbir de kurucu olarak 35 üye bulunmaktadır ilerleyen zamanlarda üye sayısını artıracak calısmalarada baslanacağını belirten müzikbir in yönetim kurulu üyeleri esas mücadelelerinin bundan sonra daha da artacağını belirtiyorlar&lt;br /&gt;      Uzun bir zamandır müzik piyasasında yasanan sıkıntılara bireysel olarak katlanan yapımcılar müziğin artık finanse edilemiyeceğini teknolojinin ve globalleşmenin getirdiği dezavantajları Müzikbir aracılığıyla avantaja donüştürmeye calısacaklarını belirtiyorlar,atılacak adımların basında melodi satıs sozlesmeleri ulusal ve yerel medya ile yapılacak anlaşmalar turizm ve işletmelerden sağlanacak gelirlerle müziğin artık tekrar canlanacağını ve müzik piyasasında ki iş gücü ve katma değerdeki kayıpların son 7 yıl icersindeki düşüş trendinin bundan sonra yapılacak calısmlarla yasanmayacağına iddia ediyorlar.&lt;br /&gt;      Kısacası bundan sonraki süreçte artık bende varım diyen müzikbir günden güne artık kendini müzik sektöründe hissettireceğe benziyor bizde çalişmalarında başarılar diliyoruz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-8738429825920808643?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/8738429825920808643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=8738429825920808643&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8738429825920808643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8738429825920808643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2008/05/mzikbir-kuruldu.html' title='MÜZİKBİR KURULDU'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3534571810175483421</id><published>2007-12-13T00:30:00.000+02:00</published><updated>2007-12-13T00:31:20.763+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>5 yıldızlı otelde müzik yayını 18 bin dolar</title><content type='html'>Türkiye `de sadece 5 yıldızlı ve 300 odalı bir otel sahibinin tesiste çalan müzik için yılda 18 bin dolar telif ödemesi gerektiği belirtilerek, mevcut tarifeler üzerinden ödeme yapılması halinde de Türkiye `deki otellerin müzik piyasasına yılda 10 milyon dolarlık pazar yaratabileceği bildirildi. Turizm Gazeteci ve Yazarları Derneği tarafından hazırlanan rapora göre, dünyada oteller yılda toplam 40 milyar dolar telif hakkı ödüyor. `Buna karşın Türkiye `de `korsan ve kayıtdışılıktan ` dolayı bu rakamın kesin olarak bilinmediği` kaydedilen raporda, `eser sahibini temsil eden meslek birliklerinin açıkladığı tarifeler baz alındığında, tesisinde müzik yayını yapan 5 yıldızlı ve 300 odalı otelin yılda yaklaşık 18 bin dolar telif ödemek zorunda kalacağı` belirtildi. TUYED `in raporunda şöyle denildi: `Kültür ve Turizm Bakanlığı , Akdeniz , Ege ve Marmara `daki otelleri `A`, İç Anadolu ve Karadeniz `dekileri `B`, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu `dakileri `C`, kalkınmada Öncelikli yörelerdeki otelleri ise `D` şeklinde sınıflandırıyor. Buna göre, meslek birliklerinin, farklı olmakla beraber açıkladığı ortalama tarifeler baz alındığında, sadece bakanlığa bağlı otellerin müzik piyasasına yılda yaklaşık 10 milyon dolarlık bir pazar yaratacağı söylenebilir.`&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004-10-30 21:00:00 Yeni Şafak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3534571810175483421?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3534571810175483421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3534571810175483421&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3534571810175483421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3534571810175483421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/12/5-yldzl-otelde-mzik-yayn-18-bin-dolar.html' title='5 yıldızlı otelde müzik yayını 18 bin dolar'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3466428961237245359</id><published>2007-12-13T00:17:00.001+02:00</published><updated>2008-05-29T02:29:46.666+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>MESLEK BİRLİKLERİ COZUMMU YOKSA YENİDENMİ YAPILANDIRILMALI?</title><content type='html'>TELİF HAKLARI TARİFELERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜZİK MESLEK BİRLİKLERİNİN MÜZİK YAYINLARINA İLİŞKİN TELİF HAKLARI TARİFELERİ ESNAF VE TÜCCARLARI AYAĞA KALDIRDI &lt;br /&gt;ATO BAŞKANI AYGÜN: “TARİFELER MAKUL SEVİYEYE İNMEZSE MÜZİK SUSAR… BU YÜKSEK TELİF HAKKI, TÜCCARI DA ESNAFI DA TELEF EDER. &lt;br /&gt;TÜRK ADALETİ MİLYONLARCA DAVA İLE TIKANACAK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZ HER ŞEYİ KAYIT ALTINA ALALIM DİYE MÜCADELE VERİYORUZ, MÜZİK MESLEK BİRLİKLERİ, YÜKSEK TARİFELERLE KAÇAK KULLANIMI TEŞVİK EDİYOR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YO YO MA’NIN, JENNİFER LOPEZ’İN TELİF HAKKINI DA İSTİYORLAR. İSTİYORLAR DA SEZEN’İN HAKKINI SEZEN’E, LOPEZ’İN HAKKINI LOPEZ’E VERECEKLER Mİ, BEN NEREDEN BİLEYİM?. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eser, icra, yapım ve yayınların kullanılması ve iletilmesi hakkındaki yönetmelik uyarınca Müzik Meslek Birlikleri’nin umuma açık yerlerde müzik yayınlarına ilişkin telif hakları tarifeleri esnaf ve tüccarları ayağa kaldırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaya göre 50 metrekareyi aşan hangi işyeri, radyo, CD, kaset çalıyor, müzik yayını yapıyorsa, aralarında MESAM, MSG, MÜYAP, MÜYORBİR ve RATEM’in bulunduğu 5 müzik birliğine ayrı ayrı ve değişen oranlarda yıllık telif ücreti ödeyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirlenen tarifelerin geçmiş yıllardaki yasal boşluk nedeniyle alınmayan telif haklarının telafi edecek şekilde yüksek belirlendiğini kaydeden Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün “Bu tarifeler İntikam tarifeleridir. Geçmiş dönem hesaplaşmasıdır. Tüccar ve esnaf 5 meslek hanedanlığının dayatmasıyla karşı karşıyadır. Tarifeler inmezse müzik susar. Bu yüksek telif hakkı, tüccarı da esnafı da telef eder.” dedi. &lt;br /&gt;Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan ATO Başkanı Aygün, telif hakları meselesinin Türkiye’nin kanayan bir yarası olduğunu, eser sahiplerinin haklarının korunması gerektiğini söyledi. Aygün, “Biz her şeyi kayıt altına alalım diye mücadele veriyoruz, Müzik Meslek Birlikleri, yüksek tarifelerle kaçak kullanımı teşvik ediyor. Eser sahibine boynumuz kıldan ince. Meslek Birlikleri bu saygıyı kötüye kullanmasın” dedi. &lt;br /&gt;Müzik meslek birliklerinin, telif hakları konusunda sürmekte olan ihtilafları sona erdirmekten uzak, kendilerinin tek yanlı çıkarlarını gözeten tarifeler belirlediklerini dile getiren Aygün, “Belirlenen tarife ülke gerçekleri ile bağdaşmamaktadır” dedi. Aygün şunları söyledi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş yıldızlı bir otelden, yıllık oda başına, MESAM 40 milyon 698 bin, MSG 18 milyon 600 bin, MÜYOBİR 8 milyon 840 bin, MÜ-YAP 17 milyon 680 bin, RATEM 12 milyon olmak üzere toplam 98 milyon lira para istiyor. 67 dolara tekabül eden bu rakamın 300 oda ile çarpılması durumunda bir otelden talep edilen para yıllık 20 bin doları aşıyor. Buna otele bağlı restorantlar, discolar, açık alanlar, toplantı salonları dahil değil. Onlardan da ayrıca ücret talep ediyorlar. Oysa Avrupa’daki otellerin ödediği yıllık telif ücretleri yıllık 2-5 bin euro arasında değişiyor. Kaldı ki, biz odayı, 50-100 dolardan pazarlarken, Avrupalı 300-400 dolara satıyor. Biz de milli gelir 4 bin dolar, onlarda 20 bin dolar. Böyle tarife olur mu?. Konaklama tesisindeki odalar umuma açık mahal olarak kabul edilebilir mi? Odalarda bulunan radyo ya da televizyonlar üzerinde meslek birliklerinin hak talebi olabilir mi? Ama oluyor, burası Türkiye deniyor. Konaklama tesislerinde hem oda sayısı, hem umuma açık mahaller üzerinden bedel talep edilmesi kabul edilemez. En hafif ifadeyle bu bir telif terörüdür.” &lt;br /&gt;KASETÇİDEN DE TELİF TUVALETÇİDEN DE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz eşya ve müzik metaryelleri, enstrümanları satan mağazalarda açık tutulan cihazlardaki müzik eserleri, radyo televizyon yayınları sebebiyle de telif ücreti istendiğine vurgu yapan Aygün, buradaki amacın müzik dinletmek değil, tüketiciye cihaz hakkında fikir vermek olduğunu dikkat çekti. Meslek birliklerinin kendini devlet yerine koyarak uçandan kaçandan telif istediğini belirten Aygün ticaret merkezlerindeki tuvaletlerden, çalışma ofislerine kadar, asansörlerden park yerlerine kadar bütün açık alanların ücretlendirildiğini kaydetti. &lt;br /&gt;ABD ve Avrupa Birliği’nde kişi başına milli gelirin 15-20 bin dolar olduğunu, bu ülkelerdeki ticaret merkezlerinde metrekare başına 6 cent ödendiğini örnek veren Aygün, en iyi istatistiklere göre 4 bin dolar milli gelire sahip Türkiye’de metrekareye ödenecek ücretin 1 cent’i aşmaması gerektiğini vurguladı. Buna karşılık sadece MESAM’ın metrekare başına 1 dolar 2 cent telif ücreti istediğini hatırlatan Aygün, “Korsanı önleyelim. Telif meselesini çözelim ama bunu yaparken ticaretin önünü tıkamayalım” diye konuştu. &lt;br /&gt;KONTAK KAPATIR GİBİ KAPATIRIZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az sayıda da olsa meslek birliklerinin bugüne kadar hukuk ve ceza davası dayatmasıyla sözleşme imzalattığına dikkat çeken Aygün, bu sözleşmeleri imzalamayan çok sayıda işletmelerin de müzik yayınlarına tamamen son verdiklerini söyledi. &lt;br /&gt;Telefonda bekleme süresince çalan müziklerden de telif ücreti istendiğini ifade eden Aygün, umuma açık alanda müzik çalmak suçundan binlerce işyerinin mahkemelik olduğunu söyledi. Bu işyerlerinin 50-150 milyar liraya kadar para ve 4 ila 6 yıla kadar hapis cezası ile yargılandıklarını söyleyen Aygün “Çok yakın zamanda Türk adaleti davalardan kilitlenecek” uyarısında bulundu. &lt;br /&gt;Bunun turizme ve ülke ekonomisine zarar verdiğini dile getiren Aygün, “Kontak kapatır gibi, radyonun , televizyonun, müzik aletinin düğmesine basar kapatırız” dedi. &lt;br /&gt;SEZEN’İN HAKKI SEZEN’E &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarifelerde kullanım sıklığına hiç yer verilmediği gibi kullanılan eser başına birim fiyat üzerinden tarife yapılmadığını tüm tarifelerin götürü olarak hazırlandığını kaydeden Aygün, “Tarife, ister kullan, ister kullanma bu parayı ödeyeceksin diyor. Üstelik tüm dünya müziği üzerinden para isteniyor. Beethoven’ın, Mozart’ın, Nirvana’nın, Lois Armstrong’un, Hintli sanatçı Mc Panjabi’nin, Çinli santçı Yo Yo Ma’nın, Jennifer Lopez’in telif hakkını da istiyorlar. İstiyorlar da, Sezen’in hakkını Sezen’ e, Lopez’in hakkını Lopez’e verecekler mi, ben nereden bileyim?. Müzik birlikleri bu santçılarının temsilcisi olduklarını dahi kanıtlayamıyorlar” &lt;br /&gt;BEŞİ BİRYERDE GİBİ DİZİLMİŞLER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzik meslek birliklerinin kimi ne oranda temsil ettiği konusunda da belirsizlik olduğunu dile getiren Aygün, telif haklarının paylaşımı konusunda kendi aralarında anlaşamadıkları için beşi bir yerde gibi tüccar ve esnafın karşısına dizildiklerini kaydetti. Müzik meslek birlikleri’nin sayısının yarın yediye, sonraki gün 12’ye çıkmayacağının da garantisi olmadığına dikkat çeken Aygün “Bugün beşi biryerde, yarın yedi kocalı hürmüz. Bunun nerede biteceği belli değil” dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3466428961237245359?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3466428961237245359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3466428961237245359&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3466428961237245359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3466428961237245359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/12/meslek-birlikleri-cozummu-yoksa.html' title='MESLEK BİRLİKLERİ COZUMMU YOKSA YENİDENMİ YAPILANDIRILMALI?'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-944023498240009786</id><published>2007-11-04T05:02:00.001+02:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.309+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>hidayet doğan üsvei hasenem (en güzel örnek)</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2bX_D-1NQkE"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/2bX_D-1NQkE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-944023498240009786?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/944023498240009786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=944023498240009786&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/944023498240009786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/944023498240009786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/11/hidayet-doan-svei-hasenem-en-gzel-rnek_03.html' title='hidayet doğan üsvei hasenem (en güzel örnek)'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-1415554315620783742</id><published>2007-07-12T22:40:00.000+03:00</published><updated>2007-07-12T22:41:32.537+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>KORSANLIKLA İLGİLİ İSTATİSİKLER</title><content type='html'>KORSANLIKLA İLGİLİ İSTATİSİKLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜZİK SEKTÖRÜNDE KORSANLIK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Alan / IFPI (Uluslararası Fonogram Yapımcıları Birliği) 2003 Korsan Raporu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 1999 yılında 510 milyon adet Korsan CD üretilirken bu rakam 2002 yılında 1.1 milyar adede ulaşmıştır. &lt;br /&gt;• Bu rakam, Dünyada satılan her üç CD’den birinin Korsan olması demektir. &lt;br /&gt;• Müzik Sektörünün Korsan sebebiyle yıllık kaybı 4.6 milyar $. olarak hesaplanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’deki Durum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Farklı değerlendirmeler mevcut olmakla beraber; müzik eserlerinde (Kaset ve CD) Korsan kullanım oranının ortalama olarak %70’ler seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir. &lt;br /&gt;• Korsan üretimin %70 oranında yurt içinde yapıldığı ; geri kalanının ise yasa dışı yollarla yurda sokulduğu tahmin edilmektedir. &lt;br /&gt;• Korsanın ulaşmış olduğu seviye sebebiyle, Müzik Sektörünün yıllık cirosu 1991 yılında 200 milyon $ iken 2001 yılında 50 milyon $ seviyesine düşmüştür. &lt;br /&gt;• Müzik sektöründe korsan sebebiyle devletin vergi kaybının 37.Trilyon TL. olduğu tahmin edilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAYINCILIK SEKTÖRÜNDE KORSANLIK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de Yayıncılık Sektöründeki “Korsan” oranı %60 civarında tahmin edilmektedir ki; bu oran yaklaşık 300 trilyonluk bir “korsan” pazarı olduğu göstermektedir. Yayıncılık sektöründeki “korsan” oranlarında da çeşitli tahminler olmakla beraber; En fazla korsan üretimin kültür yayınları ile İthal kitap pazarında (%60’ın üzerinde) olduğu tahmin edilmektedir. Sırf bu iki alandaki toplam kayıp 80 Trilyon TL’yi bulmaktadır. Korsanın ikinci yüksek olduğu alan Ders kitaplarıdır; bu alandaki Korsan pazarı da 50 Trilyon TL. olarak tahmin edilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZILIM SEKTÖRÜNDE KORSANLIK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de ; Yazılım Pazarının toplam büyüklüğü 500 Milyon $ seviyesinde olup, Yerli Yazılım toplam Pazar içindeki payı %30-35 seviyesindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• BSA Türkiye’nin tahminlerine göre Türkiye’deki Korsan kullanım oranları : &lt;br /&gt;1995 % 90       &lt;br /&gt;1996 % 85        &lt;br /&gt;1997 % 84     &lt;br /&gt;1998 % 87     &lt;br /&gt;1999 % 74       &lt;br /&gt;2000 % 69      &lt;br /&gt;2001 % 64       &lt;br /&gt;2002 % 58             &lt;br /&gt;2003 % 54 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dünyada Korsan Yazılım Kullanım Oranı % 39 olarak tahmin edilmektedir. &lt;br /&gt;• Türkiye ortalaması dünya ortalamasının yaklaşık 15 puan üzerindedir. Korsan Yazılım Kullanım Oranının, 2006 yılına kadar, Dünya çapında %10’luk bir düşüş göstermesi halinde; &lt;br /&gt;• BT sektöründe % 49’luk büyüme &lt;br /&gt;• 1,5 milyon yeni istihdam &lt;br /&gt;• 64 milyar dolar ek vergi kaynağı &lt;br /&gt;• 400 milyar dolarlık ekonomik büyüme olacağı tahmin edilmektedir. Aynı hesaplarla Türkiye’ye bakıldığında, 2006 yılına kadar, korsan kullanım oranı % 58’den % 48’e düşerse ; &lt;br /&gt;• BT sektörünün % 100’den fazla büyüyerek 3,8 milyar dolarlık hacme ulaşacağı, &lt;br /&gt;• Ekonomiye 830 milyon dolar katkı sağlanacağı, &lt;br /&gt;• 2.300 yeni istihdam sağlanacağı ve &lt;br /&gt;• 59 milyon dolar ek vergi geliri elde edileceği tahmin edilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-1415554315620783742?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/1415554315620783742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=1415554315620783742&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/1415554315620783742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/1415554315620783742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/07/korsanlikla-ilgili-istatisikler.html' title='KORSANLIKLA İLGİLİ İSTATİSİKLER'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3257850336963053893</id><published>2007-07-12T22:31:00.000+03:00</published><updated>2007-07-12T22:32:40.925+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>KORSANIN ZARARLARI</title><content type='html'>KORSANIN ZARARLARI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kayıt dışı ekonomi sebebiyle Devletin trilyonlarca lira vergi kaybı olmaktadır. &lt;br /&gt;• Korsan’dan gelen yüksek miktardaki para, organize suç örgütlerine gitmekte ve yasadışı işlerin finansmanında kullanılmaktadır. &lt;br /&gt;• Eser sahipleri, yaratıcı emeklerinin karşılığını alamadığı  “Yaratıcılık” engellenmektedir. &lt;br /&gt;• Korsanın önlenememesi, yabancı sermaye yatırımın önündeki en büyük engellerden biridir. &lt;br /&gt;• Uluslararası platformda saygınlığımızı zedelemesi yanında çeşitli (kotalar, ticaretin engellenmesi gibi) müeyyidelerle karşılaşılmaktadır. &lt;br /&gt;• Ülkenin gerek ekonomisi ve gerekse kültür hayatı için vazgeçilmez olan müzik, sinema, ilim/edebiyat sektörlerinin uluslararası alanda rekabet şansını, gelişimini, bu sektörlerde nitelikli eserler üretilmesini engellemekte ve imkansız hale getirmektedir. &lt;br /&gt;• Bilgi toplumunun en önemli itici güçlerinden olan yazılım sektörü gelişememektedir. &lt;br /&gt;• Ekonomik gücü son derece zayıf olan yerli sektörler durma noktasına gelmek ve yerli üretim yapılamadığından İthalata büyük bedeller ödenmektedir. &lt;br /&gt;• Bilgi toplumu / Bilgi ekonomisinin yarattığı yeni üretim şekli, bilgiye dayalı katma değeri yüksek ürünlerden oluşmaktadır ki, bunların tamamı “fikri haklar” korumasına muhtaçtır. Bu koruma sağlanamadığında, ülkemizin tarım/sanayi toplumu/ekonomisi çerçevesindeki üretimi değişmeyecek ve ihracat açığımız gün geçtikçe artacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3257850336963053893?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3257850336963053893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3257850336963053893&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3257850336963053893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3257850336963053893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/07/korsanin-zararlari.html' title='KORSANIN ZARARLARI'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-1913282913890911937</id><published>2007-04-29T06:36:00.001+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.309+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>Monaroza (efsane şiir)SELCUK KUPCUK</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/hRPr6zqpAY4"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/hRPr6zqpAY4" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-1913282913890911937?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/1913282913890911937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=1913282913890911937&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/1913282913890911937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/1913282913890911937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/monaroza-efsane-iir.html' title='Monaroza (efsane şiir)SELCUK KUPCUK'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-5522858715060064240</id><published>2007-04-23T17:29:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.309+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>SEDAT UCAN</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bx5lVdns0y4"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/bx5lVdns0y4" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SEDAT UCANIN KLİPLERİ BEREKAT YAYİNEVİNİN İZNİ İLE YAYINLANMAKTADIR &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-5522858715060064240?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/5522858715060064240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=5522858715060064240&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/5522858715060064240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/5522858715060064240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/sedat-uan.html' title='SEDAT UCAN'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-8645355841440394593</id><published>2007-04-23T05:53:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.310+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>SEDAT UÇANIN SON ALBÜMÜ YÜCELER YÜCESİ ÇIKTI</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Riwf49uFVGI/AAAAAAAAAFo/L7NI6xBlZ6A/s1600-h/kapak.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5056451545131209826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Riwf49uFVGI/AAAAAAAAAFo/L7NI6xBlZ6A/s320/kapak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Beni sizlerle tekrar buluşturan, Yüce Rabb’ime hamd ve şükür, salat ve selam. O’nu bize tanıtan ve anlatan sevgililer sevgilisi, yüceler yücesi ve iki cihan güneşi Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V)’e salat ve selam olsun...&lt;br /&gt;Varlıklar yaratıldıkları andan itibaren Allah’ü Teala’yı lisanı halleri ile anmakta ve tesbih etmektedirler. Münacat O’na yönelmenin O’nu anmanın ve ona yalvarışın adıdır. Alemlerin Rabbi olan Allah’ü Teala’yı ve O’nun sevgili Habibini anlatan eserleri bir araya getirerek, O’na lisani halimiz ile münacatta bulunmaktır dileğimiz...&lt;br /&gt;Her bir bestenin bende ayrı ayrı birer hatırası olan bu albümde; şiirini sizlerle paylaşma imkanına kavuştuğum, Hak dostu Ahmet Hüdayi (Ladikli Ahmet Ağa’yı) rahmetle anıyorum. Diğer söz yazarları, Halil Dülgar, Nuran Ayaz, Hayrani, Hüdaverdi Akgün, Mehmet Özsoy, Engin Titiz ve Muhammed Çağrı Uçan’ı da minnet ve şükranla anmak isterim. Ayrıca uzun araştırmalarımıza rağmen “ravza” eserinin sahibine ulaşamamız nedeninden hakkını helal etmesi temennisi ile...&lt;br /&gt;Her zaman yanımda hissettiğim sevgili can dostlarım; Burhan, Yaşar, ve İbrahim Uçan Abilerime, prodüktörüm A. Reşit Avanoğlu ve Murat Avanoğluna, gönül kapıları her daim açık olan gönül dostlarıma. Zikirleri ile Mehmet Arıkboğa’ya, ayrıca bu albümümüze en büyük katkısı ve emeği geçen. Geceli gündüzlü yoğun çalışma temposu içinde olup, duygu ve hislerini notalarla birleştiren. Yönetmenim sayın Şenol Güney’e, Nefesi ile nağmelere hüzün ve neşe veren, neyzen sevgili Başar Dikici’ye ve emeği geçen tüm müzisyen arkadaşlarıma Stüdyo Güney’in vefakar çalışanlarına gönülden teşekkürü bir borç bilirim.&lt;br /&gt;Bizleri dinleme lütfunda bulunan siz değerli dinleyicilerime sevgi ve saygılarımla... Son anda yoğun istek ve talep üzerine “Kanayan Yara Filistin” adlı eseri albüme yetiştiren Yunus, Yücel ve Yasin Peker kardeşlere en kalbi duygularımla teşekkür ediyorum...&lt;br /&gt;iyiki varsınız.&lt;br /&gt;bilgi için &lt;a href="http://www.yuzyuzehayat.com"&gt;www.yuzyuzehayat.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;               www.berekatyayinevi.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-8645355841440394593?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/8645355841440394593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=8645355841440394593&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8645355841440394593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8645355841440394593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/sedat-uanin-son-albm-yceler-ycesi-ikti.html' title='SEDAT UÇANIN SON ALBÜMÜ YÜCELER YÜCESİ ÇIKTI'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Riwf49uFVGI/AAAAAAAAAFo/L7NI6xBlZ6A/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-7429765120732806494</id><published>2007-04-23T05:29:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.310+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>söze gerek yok</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RiwaQNuFUrI/AAAAAAAAACQ/p2DfnKtvyMY/s1600-h/eyup_big_color_k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5056445347493401266" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RiwaQNuFUrI/AAAAAAAAACQ/p2DfnKtvyMY/s320/eyup_big_color_k.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-7429765120732806494?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/7429765120732806494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=7429765120732806494&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7429765120732806494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7429765120732806494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/sze-gerek-yok.html' title='söze gerek yok'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RiwaQNuFUrI/AAAAAAAAACQ/p2DfnKtvyMY/s72-c/eyup_big_color_k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-8467062840741757837</id><published>2007-04-23T05:07:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.311+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>KORSAN ÜRÜN ALIRKEN HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ KORSAN Bİ ÜRÜN ALIRKEN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ben bir yapımcıyım her şeyden önce sizler gibi hepimiz gibi bir vatandaşım ama bizi birbirimizden ayiran en önemli fark ise ben ve benim gibi yapımcı arkadaşlarımızın yaptığı eserlerin korsana yenik düşürülmesine imkan veren siz değerli toplumun fertleri ile mücadele etmemiz sizlerle farklı safları paylaşmamızdir .haklısınız hayat çok pahalı ve geçinilmesi zor bir mücadele içindesiniz bunca dert,tasa,sıkıntı,ve kaygı verici bi durumdayken bide dinleyeceğiniz ve okuyacağınız eserlere maddi bi kaynak mı ayıracaksınız ? bu sorunun şu anki cevabı siz toplumun değerli fertlerine göre hayır elbette bu hayır cevabinizi basın yoluyla bildirmiyorsunuz ama bize bu cevaplariniz her yıl çektiğimiz bandrol adetleri sıfır noktasına yaklaştığında cevaplarınızı aldık ama bu acı tecrübe sadece biz yapımcılari ve yayıncıları değil bu sektörden kazanç sağlayan onbinlerce kayıt altında olan veya olmayan ailenin ocağını söndürme noktasına geldi tamam hep kendimizden bahsettiğimizden dem vurup duruyorsunuz hayır olay sadece biz değil burda ülkemiz kaybediyor nasılmı size devlete ödediğimiz vergi lerden bahsetmeyeceğim keşke kayıplar sadece maddi olarak kalabilseydi ancak burda ulusal bi yapıya sahip bir ulus devleti olan ülkemiz ve geleceğimiz tehdit altındadır toplumlar dikkat edersenizki fikirleri ile sanatı sanatçıları ve üretenleri ile anılır haldedir bugun theodorakis ,denilince yunanistan Garo Mafyan denilince ıÜüErmenistan ıÜüBeatles,denilince ingiltere tolstoy,dostoyevski denilince rusya nazım hikmet,ibrahim tatlıses,orhan pamuk ,necip fazıl kısakürek ,ahmet ertegün ve adını sayamıyacağımız bir çok değerli sanatçı ,yazar ,yapımcı denilince türkiye değilmi! peki siz bu hızınızla korsan tüketmeye devam ettğiniz takdirde ilerki dönemlerde hangi sanatçının ,yazarın ,yapımcının ,adıyla anılacağımızı küreselleşen dünyada toplumlarla en iyi iletişimin mimarı olan bu sanatçıların ve yazarların hangisi üzerinden ülkemize fayda sağlayacağımızın hesabını yaptınızmı ?&lt;br /&gt;YAZAN:MURAT AVANOĞLU&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-8467062840741757837?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/8467062840741757837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=8467062840741757837&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8467062840741757837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8467062840741757837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/korsan-rn-alirken-hi-dndnzm.html' title='KORSAN ÜRÜN ALIRKEN HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-862444268583443860</id><published>2007-04-23T03:33:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.311+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>KORSANLA MÜCADELE YASASI VE RESMİ GAZETE İLANİ 1</title><content type='html'>&lt;a class="Name"&gt;Korsanla mücadele yasası Resmi Gazetede yayımlandı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Korsanla mücadele yasası Resmi Gazetede yayımlandıYasa uyarınca, kitap ile kaset, CD, VCD ve DVD gibi materyallerin sokakta satışına izin verilmeyecek. Yasa, korsan yayın faaliyetlerini de "organize suçlar" kapsamına alıyor.&lt;br /&gt;5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında korunan eser, icra ve yapımların tespit edildiği kitap, kaset, CD, VCD ve DVD gibi mevcut materyaller ile ileride bulunacak teknik imkanlardan yararlanılarak üretilecek taşıyıcı materyallerin, yetkili mercilerden izin alınmış ve işgal harcı ödenmiş olsa bile sokakta satışı engellenecek.&lt;br /&gt;12.3.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır&lt;br /&gt;Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun&lt;br /&gt;Kanun No. 5101Kabul Tarihi : 3.3.2004&lt;br /&gt;MADDE 1. - 3.4.1930 tarihli ve 1580 sayılı Belediye Kanununun 15 inci maddesinin (11) numaralı fıkrasına aşağıdaki paragraf eklenmiştir.&lt;br /&gt;5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan eser, icra ve yapımların tespit edildiği kitap, kaset, CD, VCD ve DVD gibi taşıyıcı materyallerin, bu fıkrada bahsi geçen yerlerde satışına izin vermemek ve bunların satışını engellemek, satışına teşebbüs edilen materyalleri toplayarak yetkili makamlara teslim etmek;&lt;br /&gt;MADDE 2. - 26.5.1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 21 inci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;(I) numaralı bendin (1) ve (2) numaralı alt bentleri ile yerli ve yabancı film gösterimlerine ilişkin belirlenen vergi bu Kanunun 22 nci maddesinin (1) numaralı bendinde öngörüldüğü şekilde hesaplanarak her ayın onbeşinci günü akşamına kadar mahallin mal müdürlüğüne veya muhasebe müdürlüğüne emaneten yatırılır. Ödemenin yapıldığına dair banka dekontunun ibrazı üzerine belediye tarafından biletlere özel damga konulur. Ödeme yapmayanlar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bahsi geçen yerlerde toplanan meblağın % 75’i Kültür ve Turizm Bakanlığı Merkez Saymanlık hesabına, % 25’i ilgili belediyeye tahsilini takip eden ayın onbeşinci günü akşamına kadar aktarılır.&lt;br /&gt;MADDE 3. - 26.5.1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 52 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.&lt;br /&gt;5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan eser, icra ve yapımların tespit edildiği kitap, kaset, CD, VCD ve DVD gibi taşıyıcı materyallerin birinci fıkrada bahsi geçen yerlerde satışına izin verilmez.&lt;br /&gt;MADDE 4. - 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (v) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;v) Eser ve/veya bağlantılı hak sahipleri: Eser, icra, fonogram ve yapımlar üzerindeki manevî ve malî hakları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile düzenlenen gerçek veya tüzel kişileri,&lt;br /&gt;MADDE 5. - 3984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (o) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;o) Yayınlarda, eser ve bağlantılı hak sahiplerine 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile tanınan hakların ihlâl edilmemesi.&lt;br /&gt;MADDE 6. - 3984 sayılı Kanunun 37 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Radyo-Televizyon Kuruluşlarınca Yayınlanan ve/veya İletilen Eser, İcra, Fonogram ve Yapımların Kullanımına İlişkin Esaslar&lt;br /&gt;Madde 37. - Radyo-televizyon kuruluşları, yayın ve/veya iletimlerinde eser, icra, fonogram ve yapımları kullanabilmek için, eser sahipleri, bağlantılı hak sahipleri veya bu kişilerin üyesi oldukları meslek birlikleri ile izin almak üzere sözleşme yaparlar ve bu sözleşme ile belirlenen malî hak bedellerini öderler. Bu sözleşme ve ödemeler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde yapılır. Bu madde hükümlerini ihlâl eden yayın kuruluşları hakkında ayrıca bu Kanunun 33 üncü madde hükümleri uygulanır.&lt;br /&gt;MADDE 7. - 23.1.1986 tarihli ve 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanununun 6 ncı maddesinin son fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Denetleme Kurulu, Bakanlık temsilcisinin başkanlığında, Millî Eğitim Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığından birer üye, ilgili alan meslek birliklerince önerilecek kişiler arasından Bakanlıkça seçilecek iki üye ile Bakanlık tarafından belirlenecek öğretim üyesi bir sosyolog, bir psikolog ve bir çocuk gelişim uzmanı olmak üzere toplam dokuz üyeden teşekkül eder. Kurul beş üyenin aynı yönde oyuyla karar alır.&lt;br /&gt;MADDE 8. - 3257 sayılı Kanunun 12 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Bandrol kullanımına ilişkin ihlâllerde uygulanacak ceza hükümleri:&lt;br /&gt;Madde 12. - Bu Kanunun bandrol kullanımına ilişkin hükümlerine aykırı fiillerde bulunanlar hakkında, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 81 inci maddesinde öngörülen cezalar uygulanır.&lt;br /&gt;MADDE 9. - 5.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun l/B maddesine aşağıdaki (1) bendi eklenmiştir.&lt;br /&gt;1) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,&lt;br /&gt;MADDE 10. - 5846 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, hak ihdas etmek amacı taşımaksızın, sahip oldukları hakların ihlâl edilmemesi, hak sahipliklerinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlanması ve malî haklara ilişkin yararlanma yetkilerinin takip edilmesi maksadıyla, sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırırlar. Aynı maksatla, eser sahiplerinin talebi üzerine, bu Kanun kapsamında korunan tüm eserlerin kayıt ve tescili yapılabilir, malî haklara ilişkin yararlanma yetkileri de kayıt altına alınabilir. Beyana müstenit yapılan bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz. Ancak, kayıt ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek işlemlerde, mevcut olmadığını bildiği veya bilmesi icap ettiği veya kendisine ait olmayan malî ve manevî haklara ilişkin yanlış beyanda bulunanlar, bu Kanunda öngörülen hukukî ve cezaî müeyyidelere tâbidirler. Bu Kanun kapsamında yapılan tüm kayıt ve tescil işlemlerine ilişkin ücretler Bakanlık tarafından belirlenir. Kayıt ve tescilin usul ve esasları, ücretlerinin belirlenmesi ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.&lt;br /&gt;MADDE 11. - 5846 sayılı Kanunun 41 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;4. Umuma açık mahallerde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanılması ve/veya iletilmesine ilişkin esaslar:&lt;br /&gt;Madde 41. - Girişi ücretli veya ücretsiz umuma açık mahaller; eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletimine ilişkin 52 nci maddeye uygun sözleşme yaparak hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek birliklerinden izin alır ve sözleşmelerde yazılı malî hak ödemelerini bu madde hükümlerine göre yaparlar.&lt;br /&gt;Eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanan ve/veya ileten umuma açık mahaller; mahallin bulunduğu bölgenin özelliği, mahallin nitelik ve niceliği, fikrî mülkiyete konu eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların mahalde sunulan ürün veya hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün veya hizmete katkısı olup olmadığı ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle sınıflandırılır veya sınıflandırma dışı bırakılır.&lt;br /&gt;Faaliyet gösterdikleri sektörlerde; eser sahipleri ve/veya bağlantılı hak sahipleri meslek birlikleri, yapılan sınıflandırmaya bağlı olarak eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımından ve/veya iletiminden kaynaklanan ödemelere ilişkin tarifeleri tespit ederler. Meslek birlikleri ile umuma açık mahaller arasındaki sözleşmeler, bu tarife bedelleri veya taraflarca yapılabilecek müzakereler sonucu belirlenecek bedeller üzerinden yapılır.&lt;br /&gt;Tarifelere ilişkin sözleşmelerde takvim yılı esas alınır ve bu tarifeler takvim yılı başından itibaren geçerli olur.&lt;br /&gt;Bu madde hükümlerinin uygulanmasını teminen:&lt;br /&gt;1. Meslek birlikleri temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile üyelerine ilişkin bilgileri, Bakanlığa bildirmek zorundadırlar. Bu bildirimler her üç ayda bir güncellenir ve Bakanlıkça oluşturulan ortak bir veri tabanı üzerinden ilgili taraflara açılır.&lt;br /&gt;2. Eser sahipleri alanında kurulmuş meslek birlikleri veya bağlantılı hak sahipleri alanında kurulmuş meslek birlikleri veya aynı sektörlerde faaliyet gösteren meslek birlikleri, biraraya gelerek protokole bağlamak suretiyle ortak tarifeler belirleyebilirler. Ortak tarifeler protokole taraf meslek birlikleri açısından bağlayıcıdır.&lt;br /&gt;Meslek birlikleri, tarifeler veya ortak tarifeleri her takvim yılının dokuzuncu ayında kullanıcıları temsil eden ve kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile Bakanlığa bildirirler ve kamuoyuna duyururlar. Umuma açık mahaller, müzakere ve sözleşme yapılmasına ilişkin verecekleri bağlayıcı nitelikteki yetki belgeleri ile üye oldukları meslek kuruluşları aracılığıyla da tarifeleri veya ortak tarifeleri müzakere edebilir ve sözleşme yapabilirler. Ancak, tarifelerin götürü usulde tespit edilmesi halinde umuma açık mahaller sadece meslek kuruluşları aracılığı ile müzakere edebilir ve sözleşme yapabilirler.&lt;br /&gt;Onuncu ayda umuma açık mahaller veya meslek kuruluşları ile meslek birlikleri arasında tarifeler veya ortak tarifeler üzerinde uzlaşma sağlanamaması ve sözleşme yapılamaması halinde, en geç bu ayın sonuna kadar, meslek birlikleri ve/veya meslek kuruluşları tarafından bu tarifelerin Bakanlıkça oluşturulacak uzlaştırma komisyonunda müzakere edilmesi talep edilebilir.&lt;br /&gt;Uzlaştırma komisyonu, taraflardan birinin talebi ve Bakanlığın uygun görmesi halinde, tarifeleri müzakere etmek üzere, Bakanlık tarafından talep tarihinden itibaren onbeş gün içinde oluşturulur. Komisyon Bakanlıktan bir, Rekabet Kurumundan iki temsilci ve ilgili meslek birlikleri ile kullanıcıları temsil eden meslek kuruluşlarının birer temsilcisinden oluşur. Bakanlık temsilcisi aynı zamanda komisyon başkanıdır. Aynı usulle, komisyon üye sayısı kadar yedek üye seçilir. Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık ilgili birimi tarafından yürütülür.&lt;br /&gt;Komisyon, oluşturulduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde, raporunu hazırlayarak, Bakanlığa ve taraflara bildirir. Umuma açık mahaller ve meslek birlikleri, Komisyon raporunun açıklandığı tarihten itibaren onbeş gün içinde, meslek birliklerinin açıklamış oldukları tarifeleri veya müzakereler neticesinde mutabakata vardıkları tarifeleri sözleşmeye bağlayabilirler.&lt;br /&gt;Meslek birliklerince belirlenen tarife veya ortak tarifeler üzerinden sözleşmenin yapılmaması halinde, taraflar yargı yoluna başvurabilirler. Yargılama sürecinde, bir önceki yıl sözleşme yapmış olan mahaller, ilgili meslek birlikleri aksini bildirmedikçe, dava konusu tarifenin 1/4'ünü dava sonuçlanıncaya kadar her üç ayda bir meslek birlikleri adına açılmış banka hesabına yatırmak suretiyle eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanabilir ve/veya iletebilirler. Bir önceki yıl sözleşme yapmamış umuma açık mahaller ile ilk defa sözleşme yapacak umuma açık mahallerin bu fıkrada öngörüldüğü şekilde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanabilmeleri ve/veya iletebilmeleri ise ilgili meslek birliklerinin iznine bağlıdır. Dava sonuçlanıncaya kadar bu şekilde ödenen miktar, mahkeme kararıyla tespit edilen tarife bedelinden mahsup edilir.&lt;br /&gt;Tarifelerin tespit edilmesinde ve uzlaşmazlıkların hallinde, bu Kanunun 42/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, tarife tespitine ilişkin esaslar dikkate alınır.&lt;br /&gt;Mahallerde kullanılan ve/veya iletimi yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlar üzerinde hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişiler, bunların kullanımına ve/veya iletimine ilişkin ödemelerin yapılmasını ancak yetki verdikleri meslek birlikleri aracılığı ile talep edebilirler. Sinema eserleri bakımından bu fıkranın uygulanması zorunlu değildir.&lt;br /&gt;Sınıflandırma, uzlaştırma komisyonuna başvuru halinde Bakanlıkça alınacak ücretler ve uzlaştırma komisyonunun çalışması ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.&lt;br /&gt;MADDE 12. - 5846 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar" ibaresi eklenmiş, aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan "asıl üye sayısının dört katı kadar" ibaresinden sonra gelen "gerçek kişiler" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.&lt;br /&gt;MADDE 13. - 5846 sayılı Kanuna 42 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 42/A ve 42/B maddeleri eklenmiştir.&lt;br /&gt;2. Meslek birliklerinin yükümlülükleri ve tarife tespitine ilişkin esaslar:&lt;br /&gt;MADDE 42/A - Bu Kanunun 42 nci maddesinde öngörülen amaçlarla hakların idaresini sağlamak üzere kurulan meslek birlikleri;&lt;br /&gt;1. Temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile üyelerine ilişkin tüm bilgileri Bakanlığa bildirmek ve ilgili kişilere açık bu bildirimi her üç ayda bir güncellemekle,&lt;br /&gt;2. Üyesi olan hak sahiplerinin faaliyetlerinden kaynaklanan haklarının idaresini hakkaniyete uygun koşullarda sağlamakla,&lt;br /&gt;3. Üyelerinin haklarının idaresine ilişkin faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri, dağıtım plânlarına uygun olarak hak sahiplerine dağıtmakla,&lt;br /&gt;4. Yazılı talepte bulunan ilgili kişilere, temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile ilgili bilgileri vermekle,&lt;br /&gt;5. Sözleşme yapılırken idare ettikleri haklara ilişkin olarak hakkaniyete uygun davranmakla, kendi maddî ve/veya manevî menfaatleri bakımından gerekli gördükleri indirim veya ödeme kolaylıklarını sağlamakla,&lt;br /&gt;6. Sözleşme yapılabilmesi için idaresini sağladıkları haklara ilişkin ücret tarifelerini süresinde belirlemek ve belirlenen tarifeleri ve bu tarifelerdeki her türlü değişikliği süresinde duyurmakla,&lt;br /&gt;7. Hesaplarını yeminli malî müşavirlere onaylatmakla,&lt;br /&gt;Yükümlüdürler.&lt;br /&gt;Yukarıdaki fıkranın radyo-televizyon kuruluşlarının yayınları bakımından uygulanmasında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu kayıtları esas alınır.&lt;br /&gt;Tarifelerin tespit edilmesinde; tarifelerin uluslararası uygulamaların ülkenin ekonomik ve toplumsal koşullarına uyarlanabilirliği göz önünde bulundurularak makul seviyede belirlenmesi ile teknolojik alandaki değişimlerin yanı sıra eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların yaratıldığı ve kullanıldığı sektörlerin yapısını tahrip edici, üretimi ve kullanımı engelleyici ve genel kabul görmüş uygulamalara zarar verici bir etki yaratılmaması, rekabeti bozucu şartlar oluşturulmaması, yapılan sınıflandırma, ilgili sektörlerdeki ürün fiyatları ve bu sektörlerin gayrisafi millî hâsıladaki payı, eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletim sıklığı, birim fiyat veya götürü usulü ödeme, ödeme plânı ve benzeri hususlar esas alınır.&lt;br /&gt;Aynı alanda ve/veya sektörde faaliyet gösteren birlikler, tarife tespitinde, sözleşme yapılmasında ve bu Kanunun uygulanması ile ilgili diğer iş ve işlemlerde birlikte hareket edebilirler.&lt;br /&gt;Ortak tarife yapılmış olması halinde, aynı alanda faaliyet gösteren meslek birlikleri, tarifelere esas olmak üzere her takvim yılının başında, alandaki temsil kabiliyetleri ile temsil ettikleri eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlara ilişkin kullanım oranlarını tespit ederek Bakanlığa bildirmek zorundadırlar. Bu oranların tespitinde anlaşma sağlanamaması ve/veya bu oranların Bakanlığa bildirilmemesi halinde, Bakanlıkça oluşturulacak bir komisyon bu tespiti yapar. Bu tespit yapılıncaya kadar, sözleşme yapmış kullanıcılar, ödemeleri gereken meblağı, Bakanlığın talebi üzerine mahkemece belirlenmiş tevdi mahalline yatırırlar. Burada toplanan meblağ, komisyon çalışma giderleri mahsup edildikten sonra, ilgili meslek birlikleri arasında, komisyonca tespit edilen orana ya da herhangi bir aşamada, birliklerin aralarında anlaşmaları halinde, mutabakata vardıkları kullanım oranına göre paylaştırılır. Komisyon Bakanlık, Rekabet Kurumu ve ilgili meslek birliklerini temsilen birer kişiden oluşur. Bakanlık temsilcisi aynı zamanda komisyon başkanıdır. Komisyon kararlarına yargı yolu açık olup, görevli mahkeme ilgili ihtisas mahkemesidir.&lt;br /&gt;Bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde yapılması gereken bildirimlere ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği belirlenen meslek birliklerinin dağıtıma ilişkin hesabına Bakanlıkça, mahkemeden yükümlülüklerini yerine getirinceye kadar tedbir konulması istenebilir.&lt;br /&gt;Meslek birliğine üye eser veya bağlantılı hak sahiplerinin alenileşmiş veya yayımlanmış tüm eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlarına ilişkin haklarının takibi meslek birliğine verilecek yetki belgesine göre yapılır. Yetki belgesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.&lt;br /&gt;3. Meslek birliklerinin denetimi:&lt;br /&gt;MADDE 42/B - Meslek birlikleri, idarî ve malî açıdan Bakanlığın denetimine tâbidir. Bakanlık, meslek birliklerinin bu Kanunla belirlenmiş görev ve yükümlülükleri yerine getirip getirmediklerini her zaman kendisi denetleyebileceği gibi bu denetimin bağımsız denetim kuruluşlarına yaptırılmasını meslek birliklerinden de isteyebilir. Bu kuruluşlarca yapılan denetimlere ilişkin raporların bir örneği Bakanlığa gönderilir.&lt;br /&gt;Denetimler sırasında, denetim yapmakla görevlendirilenler tarafından istenecek her türlü defter, belge ve bilgilerin ibraz edilmesi veya verilmesi, kasa veya veznenin kontrol ettirilmesi, yönetim yerleri, şubeler ve eklentilerine girme gibi taleplerin yerine getirilmesi zorunludur.&lt;br /&gt;Meslek birlikleri tarafından;&lt;br /&gt;1. Bu Kanunun 42 ve 42/A maddeleri ile bu maddede belirlenen görev ve yükümlülüklerin yerine getirilmediği,&lt;br /&gt;2. Sözleşmelere uygun tahsilat veya dağıtımın yapılmadığı ya da yanlış ve haksız dağıtım yapıldığı,&lt;br /&gt;3. Tarifelerin bu Kanunun 42/A maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen esaslara göre düzenlenmediği,&lt;br /&gt;Tespit edildiği takdirde, bu birlikler Bakanlıkça yazılı olarak bir defa uyarılır, uyarının tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde kusurun giderilmemesi halinde, meslek birliği ikinci kez uyarılır.&lt;br /&gt;Yukarıdaki fıkrada bahsi geçen kusurların ikinci uyarıyı takip eden otuz gün içinde de giderilmemesi veya yapılan denetimlerde, birlik kayıtlarında ve diğer iş ve işlemlerinde mevzuata aykırılık tespit edilmesi halinde, Bakanlık en geç üç ay içinde olağanüstü genel kurul yapmak üzere üyeleri davet eder. Olağanüstü genel kurul yapılıncaya kadar, birliğin iş ve işlemlerinde suiistimali görülenler tedbiren işten el çektirilir, Bakanlıkça yerine atama yapılır veya sırası gelen yedek üye göreve çağrılır.&lt;br /&gt;Bu Kanunun 42 ve 42/A maddeleri ile bu madde hükümleri, 42 nci madde çerçevesinde kurulacak federasyonlar için de uygulanır.&lt;br /&gt;MADDE 14. - 5846 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 5846 sayılı Kanunun üçüncü bölümünde 43 üncü maddeden sonra gelen madde başlıklarında yer alan numaralar teselsül ettirilmiştir.&lt;br /&gt;4. Eser, icra, fonogram ve yapımların yayınlanmasına ve/veya iletilmesine ilişkin esaslar:&lt;br /&gt;Madde 43. - Radyo-televizyon kuruluşları, uydu ve kablolu yayın kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkânlardan yararlanarak yayın ve/veya iletim yapacak kuruluşlar, yayınlarında yararlanacakları opera, bale, tiyatro ve benzeri sahneye konmuş eserlerle ilgili olarak hak sahiplerinden önceden izin almak zorundadırlar.&lt;br /&gt;Bu kuruluşlar sahneye konmuş eserler dışında kalan eser, icra, fonogram ve yapımlar için ilgili alan meslek birlikleri ile 52 nci maddeye uygun sözleşme yaparak izin almak, söz konusu yayın ve/veya iletimlere ilişkin ödemeleri bu birliklere yapmak ve kullandıkları eser, icra, fonogram ve yapımlara ilişkin listeleri bu birliklere bildirmek zorundadırlar.&lt;br /&gt;3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun çerçevesinde faaliyet gösteren radyo-televizyon kuruluşları Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından, anılan Kanun dışında kalan ve yayın ve/veya iletim yapan diğer kuruluşlar ise Bakanlık tarafından sınıflandırılır.&lt;br /&gt;Faaliyet gösterdikleri sektörlerde eser sahipleri ve/veya bağlantılı hak sahipleri meslek birlikleri, yapılan sınıflandırmaya bağlı olarak eser, icra, fonogram ve yapımların yayın ve/veya iletiminden kaynaklanan ödemelere ilişkin tarifeleri tespit ederler. Meslek birlikleri ile kuruluşlar arasındaki sözleşmeler, bu tarife bedelleri veya taraflarca yapılan müzakereler sonucu belirlenecek bedeller üzerinden yapılır.&lt;br /&gt;Meslek birliklerinin temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile üyelerine ilişkin bildirim zorunluluğu, tarifelerin belirlenmesi, duyurulması, müzakere edilmesi, sözleşme yapılması, uzlaşmazlıkların halli ve diğer hususlarda bu Kanunun 41 inci maddesinin dört ilâ onüçüncü fıkraları uygulanır. Ancak yayın ve/veya iletim yapan kuruluşlar bakımından 41 inci maddenin altıncı fıkrasının son cümlesinin uygulanması zorunlu değildir.&lt;br /&gt;Ayrıca, 41 inci maddenin 10 uncu fıkrasının uygulanması bakımından, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, yayınlarında yer verdiği eser, icra, fonogram ve yapımları her üç ayda bir meslek birliklerince belirlenen yıllık tarifenin 1/4'ünü yatırmak suretiyle kullanabilir.&lt;br /&gt;MADDE 15. - 5846 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin birinci fıkrası ile son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Fikrî mülkiyet haklarının korunması ve etkin bir şekilde takibinin sağlanması amacıyla, fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten ve/veya bu materyallerin dolum, çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umuma arz eden yerler, Bakanlıkça ücret mukabili sertifikalandırılır. Bakanlıkça belirlenen yerler, Bakanlıkça onaylanmış bir yazılım ile Bakanlıkça belirlenecek kriterlere uygun bir donanımı bulundurmak, gerekli alt yapıyı oluşturmak ve gerçekleştirdikleri işlemleri her takvim yılı itibarıyla Bakanlığa bildirmek zorundadır. Bu yerler ve malî hak sahipleri ayrıca, Bakanlıkça gerekli görülecek işaret ve seri numaraları ile uluslararası standartlara uygun kodları, taşıyıcı materyaller üzerinde bulundurmakla müştereken yükümlüdürler.&lt;br /&gt;Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile alınacak ücretler Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.&lt;br /&gt;MADDE 16. - 5846 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Mimarî eserler hariç olmak üzere, bu Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan güzel sanat eserlerinin asılları ile eser sahibinin kendisinin sınırlı sayıda meydana getirdiği veya eser sahibinin kontrolünde ve izniyle meydana getirilmiş ve eser sahibi tarafından imzalanmış veya başka bir şekilde işaretlenmiş olmaları nedeniyle özgün eser olduğu kabul edilen kopyaları, 2 nci maddenin (1) numaralı bendinde ve 3 üncü maddede sayılıp da yazarlarla bestecilerin el yazısıyla yazılmış eserlerinin asıllarından biri, eser sahibi veya mirasçıları tarafından bir defa satıldıktan sonra, koruma süresi içinde, bir sergide veya açık artırmada yahut bu gibi eşyayı satan bir mağazada veya başka şekillerde satış konusu olarak el değiştirdikçe, bu satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir nispetsizlik bulunması halinde, her satışta, satışı gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişi, bedel farkından münasip bir payı eser sahibine, o ölmüşse miras hükümlerine göre ikinci dereceye kadar (ve bu derece dahil) yasal mirasçılarına ve eşine, bunlar da yoksa ilgili alan meslek birliğine Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir kararname ile belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ödemekle yükümlüdür.&lt;br /&gt;MADDE 17. - 5846 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin (5) numaralı bendinden sonra gelen paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Kişiler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden hükmolunur.&lt;br /&gt;MADDE 18. - 5846 sayılı Kanunun 72 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Madde 72. - Bu Kanuna aykırı olarak kasten;&lt;br /&gt;1. Aralarında mevcut bir sözleşme olmasına rağmen bu sözleşme hükümlerine aykırı olarak bir eser veya işlenmelerinin kendi tarafından çoğaltılmış nüshalarını satan veya dağıtan kişiler hakkında, üç aydan iki yıla kadar hapis veya onmilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;2. Hak sahibinin izni olmaksızın bir eseri ve çoğaltılmış nüshalarını, bu Kanunun 81 inci maddesinin yedinci fıkrasında sayılan yerlerde satan kişiler hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis veya beşmilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;3. Hak sahibinin izni olmaksızın;&lt;br /&gt;a) Bir eseri herhangi bir şekilde işleyen,&lt;br /&gt;b) Bir eseri herhangi bir şekilde çoğaltan,&lt;br /&gt;c) Bir eseri herhangi bir şekilde yayan,&lt;br /&gt;d) Bir eserin nüshalarını yasal veya yasal olmayan yollardan ülkeye sokan ve her ne şekilde olursa olsun ticaret konusu yapan,&lt;br /&gt;e) Bir eseri topluma açık yerlerde gösteren veya temsil eden, bu gösterimi düzenleyen veya dijital iletim de dahil olmak üzere her nevi işaret, ses ve/veya görüntü iletimine yarayan araçlarla yayan veya yayımına aracılık eden,&lt;br /&gt;Kişiler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden hükmolunur.&lt;br /&gt;MADDE 19. - 5846 sayılı Kanunun 73 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Madde 73. - Bu Kanunun 71, 72, 80 ve 81 inci maddelerinde belirtilen suçlar dışında kalan diğer suçlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:&lt;br /&gt;1. Kasten;&lt;br /&gt;a) Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak çoğaltıldığını bildiği veya bilmesi icap ettiği bir eserin nüshalarını ticarî amaçla elinde bulunduran,&lt;br /&gt;b) Mevcut olmadığını veya üzerinde tasarruf selahiyeti bulunmadığını bildiği veya bilmesi icap ettiği malî hakkı veya ruhsatı başkasına devreden veya veren yahut rehneden veyahut herhangi bir tasarrufun konusu yapan,&lt;br /&gt;c) Yegâne amacı bir bilgisayar programını korumak için uygulanan bir teknik aygıtın geçersiz kılınmasına veya izinsiz ortadan kaldırılmasına yarayan herhangi bir teknik aracı, ticarî amaç için elinde bulunduran veya dağıtan,&lt;br /&gt;Kişiler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;2. Kasten; bu Kanunun hükümlerine uygun olarak çoğaltılmış ve yayılmış eser nüshalarının, yapımların ve fonogramların, çoğaltma ve yayma hakkı sahiplerinin ayırt edici unvan, marka ve künye bilgileriyle birlikte tıpkı basım ve yapım yoluyla, işaret, yazı, ses, hareketli veya hareketsiz görüntü ya da veri tekrarına yarayan alet veya yöntemlerle çoğaltan veya bu şekilde çoğaltılmış nüshaları yayan, kişiler hakkında üç yıldan altı yıla kadar hapis veya yirmimilyar liradan ikiyüzmilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;Hükmolunur.&lt;br /&gt;MADDE 20. - 5846 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının birinci cümlelerinde yer alan "ve 73 üncü" ibareleri "73 ve 80 inci" şeklinde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;MADDE 21. - 5846 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra ile son fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiştir.&lt;br /&gt;71, 72, 73 ve 80 inci maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma şikâyete bağlıdır. Şikâyet üzerine hak sahiplerinin haklarını kanıtlayan belge ve/veya nüshaları Cumhuriyet savcılığına sunmaları halinde kamu davası açılır. Altı ay içinde bu belge ve/veya nüshaların sunulmaması halinde takipsizlik kararı verilir, bu Kanunun 76 ncı madde hükümleri saklıdır. Bu madde hükümlerinin uygulanmasında 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 344 üncü maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi uygulanmaz.&lt;br /&gt;Eser sahiplerinin, eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahiplerinin veya diğer hak sahiplerinin haklarının ihlâli halinde, şikâyete selahiyeti olanların başvurması üzerine, tecavüzün gerçekleştiği veya sonuçlarının meydana geldiği yerin Cumhuriyet savcısı, yetkili mahkemeden usulsüz çoğaltılmış nüsha veya yayınlara el konulmasını, bunların imha edilmesini, bu konuda kullanılan teknik araçların mühürlenmesini, satışını ve usulsüz çoğaltımın gerçekleştirildiği yerin kapatılmasını talep edebilir.&lt;br /&gt;Nüsha ve süreli olmayan yayınların el konulduğu tarihten itibaren onbeş gün içerisinde, eser veya hak sahipleri tarafından yetkili mahkemeye herhangi bir şikâyet veya başvuruda bulunulmaz ise Cumhuriyet savcısının talebi üzerine yetkili mahkeme, davaya esas olacak sayıda nüshanın muhafaza edilerek, diğerlerinin imhasına veya bunların hammadde olarak yeniden kullanımlarına dair imkânların olması halinde, mevcut halleriyle veya bir daha kullanılmayacak derecede vasıfları bozulmak suretiyle, hammadde olarak satışına karar verir. Belirtilen süre içinde eser veya hak sahipleri tarafından bir şikâyet veya başvuru yapılması halinde bu Kanunun 68 inci maddesi hükümleri uygulanır. El konulan nüsha ve süreli olmayan yayınların imhasına, bunların hammadde olarak yeniden kullanımlarına ve hammadde olarak satışına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.&lt;br /&gt;Tekerrür üzerine verilen hapis cezası ertelenemez ve para cezasına veya tedbire çevrilemez. Bu Kanunda belirtilen suçlara, unsurlarını taşıması halinde 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.&lt;br /&gt;MADDE 22. - 5846 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Haklara tecavüz oluşturulması ihtimali halinde yaptırım gerektiren nüshaların ithalat veya ihracatı sırasında, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 57 nci maddesi ile 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.&lt;br /&gt;MADDE 23. - 5846 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin (C) alt bendi ile son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;C) Radyo-televizyon kuruluşları bu Kanunda öngörülen yükümlülüklerini yerine getirirler. Radyo-televizyon kuruluşları, gerçekleştirdikleri yayınlar üzerinde;&lt;br /&gt;(1) Yayınlarının tespit edilmesine, diğer yayın kuruluşlarınca eş zamanlı iletimine, gecikmeli iletimine, yeniden iletimine, uydu veya kablo ile dağıtımına izin verme veya yasaklama,&lt;br /&gt;(2) Özel kullanımlar hariç olmak üzere, yayınlarının herhangi bir teknik veya yöntemle, doğrudan veya dolaylı bir şekilde çoğaltılmasına ve dağıtımına izin verme veya yasaklama,&lt;br /&gt;(3) Yayınlarının umuma açık mahallerde iletiminin sağlanmasına izin verme veya yasaklama,&lt;br /&gt;(4) Tespit edilmiş yayınlarının, gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda yayınlarına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin verme,&lt;br /&gt;(5) Haberleşme uyduları üzerindeki veya kendilerine yöneltilmiş olan yayın sinyallerinin diğer bir yayın kuruluşu veya kablo operatörü veya diğer üçüncü kişiler tarafından umuma iletilmesi ve şifreli yayınlarının çözülmesine ilişkin izin verme veya yasaklama,&lt;br /&gt;Hususlarında münhasıran hak sahibidirler.&lt;br /&gt;Bağlantılı hak sahiplerinin haklarını ihlâl edenler hakkında;&lt;br /&gt;a) Bir icra, fonogram veya yapımın izinsiz çoğaltılmış nüshalarının bu Kanunun 81 inci maddesinin yedinci fıkrasında sayılan yerlerde satışı ile ilgili ihlâllerde üç aydan iki yıla kadar hapis veya beşmilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;b) Bu madde ile belirlenen diğer hakların ihlâlinde iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;Hükmolunur.&lt;br /&gt;MADDE 24. - 5846 sayılı Kanunun 81 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Madde 81. - Musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunludur. Ayrıca, kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin çoğaltılmış nüshalarına da eser veya hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılması zorunludur. Bandroller, Bakanlıkça bastırılır ve satılır. Bakanlıkça belirlenen satış fiyatı üzerinden meslek birlikleri aracılığı ile de bandrol satışı yapılabilir.&lt;br /&gt;Bandrol alınabilmesi için, bandrol talebinde bulunanın yasal hak sahibi olduğunu beyan eden bir taahhütnameyi doldurması zorunludur. Bakanlıkça tespit edilen diğer evrak ve belgelerle birlikte başvuru yapılır. Bakanlık, bu başvuru üzerine başka bir işleme gerek kalmaksızın on iş günü içinde bandrol vermek mecburiyetindedir. Beyana müstenit yapılan bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz.&lt;br /&gt;Bandrol yapıştırılması zorunlu nüshaların tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten ve/veya bu materyallerin dolum ve çoğaltımını yapan yerler, bu maddede belirtilen taahhütnamenin bir kopyasını almak, saklamak ve istendiğinde yetkili makamlara ibraz etmekle yükümlüdür.&lt;br /&gt;Bakanlık ile mülkî idare amirleri bandrollenmesi zorunlu olan nüshaların ve süreli olmayan yayınların, bandrollü olup olmadıklarını her zaman denetleyebilir. Gerekli görüldüğünde, mülkî idare amirleri re'sen veya Bakanlığın talebi ile bu denetimi gerçekleştirmek üzere illerde denetim komisyonu oluşturabilir. İhtiyaç halinde; bu komisyonlarda Bakanlık ve ilgili alan meslek birlikleri temsilcileri de görev alabilirler. Bu maddede belirtilen ihlâllerde, genel kolluk ve zabıta; re'sen ve/veya hak sahipleri, komisyon, meslek birlikleri, Bakanlık veya ilgili diğer kanunlarla kendisine yetki ve görev verilmiş olanların ihbarı üzerine harekete geçerek, usulsüz ve izinsiz olarak çoğaltılmış ve yayılmış nüsha ve yayınlar ile bunları çoğaltmaya yarayan her türlü aracı ve diğer delilleri toplayarak, taşınmaz olanlarını emanet altına aldıktan sonra, toplanan delilleri Cumhuriyet savcısına suç duyurusu ile birlikte sevk eder.&lt;br /&gt;Cumhuriyet savcısı üç gün içinde yetkili mahkemeden usulsüz çoğaltılmış nüsha veya yayınlara el konulmasını, imhasını, bu konuda kullanılan teknik araçların mühürlenmesini ve satışını ve usulsüz çoğaltımın gerçekleştirildiği yerin kapatılmasını talep eder.&lt;br /&gt;Nüsha ve yayınların el konulduğu tarihten itibaren onbeş gün içerisinde, eser veya hak sahipleri tarafından yetkili mahkemeye herhangi bir şikâyet veya başvuruda bulunulmaz ise, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine yetkili mahkeme, davaya esas olacak sayıda nüshanın muhafaza edilerek, diğerlerinin imhasına veya bunların hammadde olarak yeniden kullanımlarına dair imkânların olması halinde, mevcut halleriyle veya bir daha kullanılmayacak derecede vasıfları bozulmak suretiyle, hammadde olarak satışına karar verir. Belirtilen süre içinde eser veya hak sahipleri tarafından bir şikâyet veya başvuru yapılması halinde bu Kanunun 68 inci madde hükümleri uygulanır.&lt;br /&gt;Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların da yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışı yasaktır. Bu nüshalara da genel kolluk veya zabıta gördüğü yerde el koymak ve topladığı nüsha ve yayınları yetkili mercilere göndermek zorundadır. Bu şekilde toplanan nüsha ve yayınların, satış veya diğer yollarla değerlendirilme şekli ilgili alan meslek birliklerinin de görüşlerini almak suretiyle Bakanlıkça belirlenir.&lt;br /&gt;Bu maddede belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.&lt;br /&gt;Bu madde hükümlerine aykırı olarak kasten,&lt;br /&gt;1. Bu Kanuna göre bandrol alınması gereken eser, icra ve yapımların tespit edildiği kaset, CD, VCD ve DVD gibi taşıyıcı materyaller ile süreli olmayan yayınları;&lt;br /&gt;a) Bu maddenin yedinci fıkrasında sayılan yerlerde, bandrol almaksızın satanlar hakkında, üç aydan iki yıla kadar hapis veya beşmilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;b) Bandrol almaksızın çoğaltan ve yayan veya eser sahibinin ve bağlantılı hak sahibinin haklarını ihlâl edecek şekilde bedelsiz yayan, bu Kanuna ve ilgili mevzuata uygun alınmış bandrolleri mevzuatta belirlenen şekilde yapıştırmadan bedelli ve bedelsiz yayan kişiler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;2. Bu Kanun ve ilgili mevzuata göre bandrol alma hakkı olmadığı halde, sahte evrak veya dokümanlarla veya herhangi bir biçimde Bakanlık veya yetkilendirdiği kuruluşları yanıltarak bandrol alan, münhasıran bandrol alınması gereken eser, icra ve yapımların tespit edildiği kaset, CD, VCD ve DVD gibi taşıyıcı materyaller ile süreli olmayan yayınlar için verilen bandrolleri amacı dışında kullanan kişiler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis veya yirmimilyar liradan ikiyüzmilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;3. Sahte bandrol imal eden, kullanan ve/veya sahte bandrolden her ne şekilde olursa olsun ticarî menfaat sağlayan kişiler hakkında, üç yıldan altı yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan ikiyüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;Hükmolunur.&lt;br /&gt;Yukarıdaki fıkrada sayılan ve yaptırım gerektiren fiillerden birini kasten işleyenler hakkında; 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu, 1 inci maddesinin (A) bendindeki mahal ve 4 üncü maddesindeki yazılı zaman kaydına bakılmaksızın uygulanır ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 344 üncü maddesinin (8) numaralı bendindeki şart aranmaksızın kamu davası açılır.&lt;br /&gt;MADDE 25. - 5846 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.&lt;br /&gt;Dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla servis ve bilgi içerik sağlayıcılar tarafından eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin bu Kanunda tanınmış haklarının ihlâli halinde, hak sahiplerinin başvuruları üzerine ihlâle konu eserler içerikten çıkarılır. Bunun için hakları haleldar olan gerçek veya tüzel kişi öncelikle bilgi içerik sağlayıcısına başvurarak üç gün içinde ihlâlin durdurulmasını ister. İhlâlin devamı halinde bu defa, Cumhuriyet savcısına yapılan başvuru üzerine, üç gün içinde servis sağlayıcıdan ihlâle devam eden bilgi içerik sağlayıcısına verilen hizmetin durdurulması istenir. İhlâlin durdurulması halinde bilgi içerik sağlayıcısına yeniden servis sağlanır. Servis sağlayıcılar, bilgi içerik sağlayıcılarının isimlerini gösterir listeyi her ayın ilk iş günü Bakanlığa bildirir. Servis sağlayıcılar ile bilgi içerik sağlayıcıları, Bakanlıkça istendiği takdirde her türlü bilgi ve belgeyi vermekle yükümlüdür. Bu maddede belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.&lt;br /&gt;Birinci fıkrada bahsi geçen fiilleri kasten ve yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında bu Kanunun 72 nci maddesinin (2) numaralı bendi hükümleri uygulanır.&lt;br /&gt;MADDE 26. - 5846 sayılı Kanuna aşağıdaki maddeler eklenmiştir.&lt;br /&gt;EK MADDE 7. - Fikrî mülkiyet sisteminin güçlendirilmesi, bu alanda faaliyet gösteren sektörlerin desteklenmesi ile kültürel faaliyetlerde kullanılmak üzere bu Kanunun;&lt;br /&gt;a) 13 üncü maddesi uyarınca alınacak kayıt ve tescil ücretleri,&lt;br /&gt;b) 41 inci maddesi uyarınca alınacak uzlaştırma komisyonu başvuru ücretleri,&lt;br /&gt;c) 81 inci maddesi uyarınca tahsil edilecek bandrol ücretleri,&lt;br /&gt;Bakanlığın Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına yatırılır. Yatırılan bu tutarlar bir yandan bütçeye özel gelir yazılır, diğer yandan Maliye Bakanlığınca aynı amaçlarla kullanılmak üzere Bakanlık bütçesinde mevcut tertiplere ödenek veya yeni açılacak tertiplere özel ödenek olarak kaydedilir. Özel ödeneklerin kullanılmayan tutarları, ertesi yıl bütçesine devren gelir ve ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir. Özel ödenek kaydedilen tutardan, 41 inci madde uyarınca kurulacak komisyonlarda görev yapan komisyon üyelerine, yılda on toplantı gününden fazla olmamak üzere her toplantı günü için (2000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden toplantı ücreti ödenir.&lt;br /&gt;(a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen ve özel ödenek kaydedilen gelirlerin kullanım usul ve esasları Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.&lt;br /&gt;EK MADDE 8. - Bir veri tabanının içeriğinin oluşturulmasına, doğrulanmasına veya sunumuna nitelik ve nicelik açısından esaslı bir nispet dahilinde yatırım yapan veri tabanı yapımcısı, ayrıca, veri tabanının içeriğinin önemli bir kısmının veya tamamının;&lt;br /&gt;a) Herhangi bir araç ile herhangi bir şekilde sürekli veya geçici olarak başka bir ortama aktarılması,&lt;br /&gt;b) Herhangi bir yolla dağıtılması, satılması, kiralanması veya topluma iletilmesi,&lt;br /&gt;Hususlarında bu Kanunda sayılan istisnalar ile kamu güvenliği, idarî ve yargı işlemlerinin gerektirdiği istisnalar dışında izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;Veri tabanı yapımcısına sağlanan koruma aleniyet tarihinden itibaren onbeş yıldır.&lt;br /&gt;Veri tabanının içeriğinde esaslı bir değişiklik meydana getiren ve yeni bir yatırım gerektiren, nitelik ve nicelik açısından yapılan her türlü ekleme, çıkarma veya değişiklik sonucu bu yeni yatırımdan doğan veri tabanı kendi koruma koşullarına hak kazanır.&lt;br /&gt;Bu maddede tanınmış hakları ihlâl edenler hakkında bu Kanunun 72 nci maddesinin (3) numaralı bendi hükümleri uygulanır.&lt;br /&gt;EK MADDE 9. - Bakanlıkça, fikrî mülkiyet haklarının takibi ve korunmasını sağlamak amacıyla ve soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılmak üzere, bu Kanunda bahsi geçen meslek birlikleri, umuma açık mahaller, radyo-televizyon kuruluşları ile fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten ve/veya bu materyallerin dolum, çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan yerlerin dahil olduğu ortak bir veri tabanı oluşturulur.&lt;br /&gt;Gerekli teknik alt yapı ve donanım, erişim, kullanım, yetkilendirme, veri tabanının oluşturulmasına ilişkin diğer tüm hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.&lt;br /&gt;EK MADDE 10. - Aşağıda belirtilen hallerde idarî para cezası uygulanır:&lt;br /&gt;1. Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışını yapanlar hakkında üçmilyar lira.&lt;br /&gt;2. 44 üncü madde gereğince alınması zorunlu sertifikaları almaksızın faaliyet gösteren, 81 inci maddede belirtilen taahhütnamenin bir kopyasını almaksızın, bandrol alınması zorunlu fikir ve sanat eserlerini çoğaltan kişiler hakkında küçük işletmeler için onmilyar lira, orta büyüklükteki işletmeler için otuzmilyar lira, büyük işletmeler için yüzmilyar lira.&lt;br /&gt;3. Ek 5 inci madde hükümlerine aykırı olarak derlenmesi gereken eserleri süresi içinde vermeyen kişiler hakkında beşmilyar lira.&lt;br /&gt;Bu maddede öngörülen para cezaları gerekçesi belirtilmek suretiyle mülkî idare amirlerince verilir.&lt;br /&gt;Para cezasının, tutanağın tebliği tarihinden itibaren on gün içinde ödenmesi gerekir. On gün içinde ödenmeyen cezalar iki katına çıkar ve ödeme süresi on gün daha uzar, bu süre içinde de ödenmeyen cezalar üç katına çıkar. Cezanın ödenmiş olması, yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bu maddeye göre verilen para cezaları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsil edilir.&lt;br /&gt;Para cezaları ilgililere usulüne göre tebliğ edilir. Bu para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine işlemler durmaz. Mahkemenin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir. İtiraz, zorunlu görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak ve kısa sürede sonuçlandırılır.&lt;br /&gt;EK MADDE 11. - Ders kitapları dahil, alenileşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler için üretilmiş bir nüshası yoksa hiçbir ticarî amaç güdülmeksizin bir engellinin kullanımı için kendisi veya üçüncü bir kişi tek nüsha olarak ya da engellilere yönelik hizmet veren eğitim kurumu, vakıf veya dernek gibi kuruluşlar tarafından ihtiyaç kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılması veya ödünç verilmesi bu Kanunda öngörülen izinler alınmadan gerçekleştirilebilir. Bu nüshalar hiçbir şekilde satılamaz, ticarete konu edilemez ve amacı dışında kullanılamaz ve kullandırılamaz. Ayrıca bu nüshalar üzerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulması ve çoğaltım amacının belirtilmesi zorunludur.&lt;br /&gt;MADDE 27. - 5846 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.&lt;br /&gt;GEÇİCİ MADDE 6. - Bu Kanunun 41 ve 43 üncü maddelerinde tarifelerin belirlenmesi ve sözleşmelerin yapılmasına ilişkin öngörülen usul, bu maddelerde yer alan süreler beklenmeksizin Kanunun yayımı tarihinden itibaren carî yıl esas alınmak suretiyle uygulanır.&lt;br /&gt;Bu Kanunun yayımı tarihinden önce meslek birlikleri ile umuma açık mahaller ve yayın kuruluşları arasında imzalanmış bulunan yayın sözleşmeleri, bütün hükümleri ile bu sözleşmelerde belirtilen sürelerin sonuna kadar geçerlidir.&lt;br /&gt;Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren en geç bir ay içerisinde bu Kanunun 41 ve 43 üncü maddelerinde öngörülen sınıflandırma yapılır. Bu sınıflandırmaya bağlı olarak tarifelerin meslek birlikleri tarafından en geç bir ay içerisinde ilk defa ilân edilmesinden veya duyurulmasından itibaren altı ay içinde izin almak ve sözleşme yapmak üzere meslek birliklerine müracaat eden mahaller ve/veya yayın kuruluşları üçer aylık dönemler için meslek birlikleri tarifesinin 1/4'ünü ödeyerek eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanmaya ve/veya iletimini yapmaya en fazla altı ay süreyle devam edebilirler. Bu fıkra hükümleri bu Kanunun 41 ve 43 üncü maddelerinde öngörülen usulün uygulanmasına engel teşkil etmez.&lt;br /&gt;GEÇİCİ MADDE 7. - Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, illerde oluşturulmuş olan denetim komisyonlarından, 81 inci madde hükümleri çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmesine gerek görülmeyenlerin her türlü araç, gereç ve malzemeleri il kültür ve turizm müdürlüklerine devredilir.&lt;br /&gt;GEÇİCİ MADDE 8. - Bu Kanunla değiştirilen maddelerde öngörülen yönetmelikler, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde hazırlanılarak yürürlüğe konulur. Ek 9 uncu maddede öngörülen veri tabanı bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde oluşturulur.&lt;br /&gt;MADDE 28. - Bu Kanunun yayımı tarihinde;&lt;br /&gt;1) 23.1.1986 tarihli ve 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanununun;&lt;br /&gt;a) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında geçen "ile bandrollerini" ve "veya bandrolsüz" ibareleri,&lt;br /&gt;b) 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentleri, ikinci fıkrasında yer alan "(a)" ibaresi,&lt;br /&gt;c) 11 inci maddesinin (c) bendi ile (d) bendinde yer alan “1inci fıkrasında belirtildiği şekilde eserleri işletme belgesiz veya bandrolsüz veyahut bandrolleri ve işletme belgesi olmasına rağmen aslına uygun olmayan şekilde gösterenler ile" ibaresi,&lt;br /&gt;2) 5.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun;&lt;br /&gt;a) 1/B maddesinin (b) bendinde yer alan "gerçek" ibaresi,&lt;br /&gt;b) 20 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları,&lt;br /&gt;c) Ek 5 inci maddesinin dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları,&lt;br /&gt;Yürürlükten kaldırılmıştır.&lt;br /&gt;MADDE 29. - Bu Kanunun 15 inci maddesi ve 26 ncı maddesiyle 5846 sayılı Kanuna eklenen ek 10 uncu maddenin (2) numaralı bendinde yer alan "44 üncü madde gereğince alınması zorunlu sertifikaları almaksızın faaliyet gösteren" ibaresi Kanunun yayımı tarihinden altı ay sonra, diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.&lt;br /&gt;MADDE 30. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-862444268583443860?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/862444268583443860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=862444268583443860&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/862444268583443860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/862444268583443860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/korsanla-mcadele-yasasi-ve-resmi-gazete_22.html' title='KORSANLA MÜCADELE YASASI VE RESMİ GAZETE İLANİ 1'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-8229219847129300442</id><published>2007-04-23T03:28:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.311+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>Sabah - Kültür Sanat - Mehmet Tez - Korsanla mücadele</title><content type='html'>Korsanla mücadele 02 Şubat 2007&lt;br /&gt;Korsanla mücadele de tıpkı küresel ısınmayla mücadeleye benziyor. Herkes uyarıyor, kimse bir şey yapmıyor. Bugün Kadıköy ve Bahariye civarı korsan film ve müzik satışının kurumsallaştığı semtler. İnanmayan gitsin denesin. Ben denedim. Kimsenin utanıp sıkıldığı falan yok. İşin komiği bu korsan şirketler kazandıkları paralarla artık kurumsallaşıp yasal yayın yapmaya başladılar. Giderek holdingleşirlerse şaşmam. Kimse merak etmiyor, nasıl oluyor diye? Sevgili telif hakları dernekleri ve temsilcileri, herkesin bildiği lafları tekrar etmek yerine masalarınızdan kalkın sokağa çıkın, bir dolaşın. 2007-02-02&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-8229219847129300442?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/8229219847129300442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=8229219847129300442&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8229219847129300442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8229219847129300442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/sabah-kltr-sanat-mehmet-tez-korsanla.html' title='Sabah - Kültür Sanat - Mehmet Tez - Korsanla mücadele'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-7633419379921689292</id><published>2007-04-23T03:22:00.001+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.312+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>KORSANLA MÜCADELE VE YASALAR</title><content type='html'>YASALAR NE DİYOR?&lt;br /&gt;5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu  müzik korsanlığı konusunda açık hükümler içermektedir. Bu hükümlere göre:&lt;br /&gt;İzinsiz Kopyalama Yasaktır&lt;br /&gt;Fonogramların yapımcının izni olmaksızın veya bu iznin sınırları aşılarak çoğaltılması, bu kopyaların  satılması ve dağıtılması yasal değildir.&lt;br /&gt;Belirtilen eylemler korsancılık olarak tanımlanmaktadır. Burada çoğaltma, satma ve dağıtma işlemlerinin tümü birbirlerinden bağımsız olarak yasaklanmıştır. Yani çoğaltmak kadar çoğaltılan (korsan) fonogramları satmak veya dağıtmak da bu suç kapsamına girmektedir. Burada çoğaltılan, satılan veya dağıtımı yapılan fonogramların adedi ihlalin oluşup oluşmadığının tespitinde önemli bir kriter değildir. Önemli olan bu eylemin ticari amaçlarla yapılıyor olmasıdır. Sadece bir bütün olarak fonogramın değil, içerdiği kayıtların birkaçının veya bir bölümünün (örn. Bir CD'den birkaç şarkının veya bir şarkının belirli bir bölümünün) kopyalanması da bu hakkın ihlalini oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bandrol Kullanılması Zorunludur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikir ve sanat eserlerinin üretimi, dağıtımı ve satımı ile ilgili korsan girişimlere karşı hızlandırılmış bir önleme sistemi olarak musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunluluğu getirilmiştir.&lt;br /&gt;Sertifika Alınması Zorunludur&lt;br /&gt;Fikri mülkiyet haklarının korunması ve etkin bir şekilde takibinin sağlanması amacıyla, fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten ve/veya bu materyallerin dolum, çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umuma arz eden yerler, Bakanlıkça ücret mukabili sertifikalandırılır. Alınması zorunlu sertifikaları almaksızın faaliyet gösteren, 81'inci maddede gösterilen taahhütnamenin bir kopyasını almaksızın, bandrol alınması zorunlu fikir ve sanat eserlerini çoğaltan kişiler hakkında küçük işletmeler için 10 milyar lira, orta büyüklükteki işletmeler için 30 milyar lira, büyük işletmeler için 100 milyar lira para cezaları verilir.&lt;br /&gt;Bandrollu Nüshaların Açıkta Satışı Yasaktır&lt;br /&gt;Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların da yol,  meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü vb. yerlerde satışı yasaktır.&lt;br /&gt;Koğuşturma ve Tekerrür&lt;br /&gt;Ceza davaları da hukuk davaları gibi İhtisas mahkemesinin bulunduğu yargı çevrelerinde bu mahkemelerde, diğer yerlerde Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmektedir. FSEK md. 75 ile meslek birliklerine de faaliyet gösterdikleri alanlarda şikayette bulunma yetkisi  verilmiştir. FSEK'unda bahsedilen suçların işlenmesi halinde savcı tarafından kamu davası açılmaktadır.&lt;br /&gt;FSEK'ndan kaynaklanan suçlara ilişkin fiillerden birini kasten işleyenler hakkında; 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Hakkında Kanun uygulanır. Bu kanun uygulanırken 1 inci maddesinin (A) bendindeki belediye sınırları ve 4 üncü maddesindeki  zaman kaydı gözetilmez.&lt;br /&gt;Bu Kanunda yazılı suçlardan dolayı hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olan kişi, iki yıl içinde aynı suçu bir defa daha işler ise yeni suçtan dolayı verilecek ceza bir kat arttırılır.&lt;br /&gt;Bu Kanunda belirtilen suçlara, unsurlarını taşıması halinde 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlık ile mülki idare amirleri bandrollenmesi zorunlu olan nüshaların ve süreli olmayan yayınların, bandrollü olup olmadıklarını her zaman denetleyebilir. Mülki idare amirleri re'sen veya bakanlığın talebi ile bu denetimi gerçekleştirmek üzere illerde denetim komisyonu oluşturabilir. Komisyonlarda Bakanlık ve ilgili alan meslek birlikleri temsilcileri de görev alabilir. Genel kolluk ve zabıta; re'sen ve/veya hak sahipleri, komisyon, meslek birlikleri, Bakanlık veya ilgili diğer kanunlarda kendisine yetki ve görev verilmiş olanların ihbarı üzerine harekete geçmek, usulsüz ve izinsiz çoğaltılmış ve yayılmış nüsha ve yayınlar ile bunları çoğaltmaya yarayan her türlü aracı ve diğer delilleri toplamak, taşınmaz olanları emanet altına almak ve toplanan delilleri Cumhuriyet Savcısına suç duyurusu ile sevketmek hak ve yetkisine sahiptirler. Uygulamada bu denetimler Meslek Birliğimizin ihbar ve şikayetleri üzerine veya komisyonların kendiliğinden harekete geçmesi ile yapılmaktadır.&lt;br /&gt;Hak sahiplerinin haklarının ihlali halinde, resen ve/veya şikayete yetkili kişilerin başvurması üzerine, tecavüzün gerçekleştiği veya sonuçlarının meydana geldiği yerin Cumhuriyet Başsavcılığı, yetkili mahkemeden,  burada bulunan nüsha veya yayınlara el konulmasını, imhasını ve bu konuda kullanılan teknik araçların mühürlenmesini ve satışını ve usulsüz çoğaltımın gerçekleştirildiği yerin kapatılmasını talep edebilir.&lt;br /&gt;Cezalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FSEK'da hukuki hakları korumaya yönelik davaların yanı sıra haklara tecavüz fiillerinden kaynaklanan aşağıdaki cezai hükümlere dayanılarak ceza davaları da açılabilir.&lt;br /&gt;FSEK'nun bağlantılı hak sahiplerinin haklarının  ihlalinin yaptırımlarını düzenleyen 80. maddesinin son fıkrasının a ve b bendinde “ Bağlantılı hak sahiplerinin haklarını ihlâl edenler hakkında;&lt;br /&gt;a) Bir icra, fonogram veya yapımın izinsiz çoğaltılmış nüshalarının bu Kanunun 81 inci maddesinin yedinci fıkrasında sayılan yerlerde satışı ile ilgili ihlâllerde üç aydan iki yıla kadar hapis veya beş milyar liradan elli milyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Bu madde ile belirlenen diğer hakların ihlâlinde iki yıldan dört yıla kadar hapis veya elli milyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden hükmolunur.” demektedir.  Bu davalar dışında;&lt;br /&gt;FSEK'in Bandrol İhlalleri ile ilgili 81. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılıklarınca kamu davası açılmaktadır. Söz konusu maddenin “ Bu madde hükümlerine  aykırı olarak kasten, &lt;br /&gt;1. Bu Kanuna göre bandrol alınması gereken eser, icra ve yapımların tespit edildiği kaset, CD, VCD ve DVD gibi taşıyıcı materyaller ile süreli olmayan yayınları;&lt;br /&gt;a) Yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü vb. yerlerde, satanlar hakkında, üç aydan iki yıla kadar hapis veya beşmilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;b) Bandrol almaksızın çoğaltan ve yayan veya eser sahibinin ve bağlantılı hak sahibinin haklarını ihlal edecek şekilde bedelsiz yayan, bu Kanuna ve ilgili mevzuata uygun alınmış bandrolleri mevzuatta belirlenen şekilde yapıştırmadan bedelli ve bedelsiz yayan kişiler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;2. Bu Kanun ve ilgili mevzuata göre bandrol alma hakkı olmadığı halde, sahte evrak veya dokümanlarla veya herhangi bir biçimde Bakanlık veya yetkilendirdiği kuruluşları yanıltarak bandrol alan, münhasıran bandrol alınması gereken eser, icra ve yapımların tespit edildiği kaset, CD, VCD ve DVD gibi taşıyıcı materyaller ile süreli olmayan yayınlar için verilen bandrolleri amacı dışında kullanan kişiler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis veya yirmimilyar liradan ikiyüzmilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,&lt;br /&gt;3. Sahte bandrol imal eden, kullanan ve/veya sahte bandrolden her ne şekilde olursa olsun ticari menfaat sağlayan kişiler hakkında, üç yıldan altı yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan ikiyüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden, hükmolunur” denmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-7633419379921689292?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/7633419379921689292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=7633419379921689292&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7633419379921689292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7633419379921689292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/korsanla-mcadele-ve-yasalar.html' title='KORSANLA MÜCADELE VE YASALAR'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3754933718357605657</id><published>2007-04-23T03:20:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.312+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>MÜZİK KORSANLIĞI NEDİR</title><content type='html'>MÜZİK KORSANLIĞI NEDİR?&lt;br /&gt;Müzik Endüstrisi’nin en önemli problemlerinden birisi, kaydedilmiş kaset CD’lerin ticari amaçlı izinsiz kopyalanması ve çoğaltılması anlamına gelen  fiziki korsanlığın önlenmesidir.Son on yıllık sürece bakıldığında, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de albüm satışlarında ciddi düşüşler görülmektedir. Bunun en büyük sebeplerinden birisi fiziki korsanlıktır.&lt;br /&gt;Korsanlığın önlenmesiyle müzik sektörü büyüyecek, yasal satışların artmasıyla bu piyasada emeğiyle geçinen pek çok insanın gelirinde artış olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası alanda korsanlık üç kategoride ele alınmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Hak sahibinin iznini almaksızın, ticari amaçlı orijinal kaydın izinsiz kopyalanması (korsan paketler orijinalinden farklıdır ve genelde toplama ürünler şeklinde çıkar),&lt;br /&gt;2) Orijinaline benzer, mümkün olduğunca orijinaline yakın bir şeklide kopyalanması ve paketlenmesi ( tüketiciyi orijinalini aldığına inandırmak için üreticinin ticari markasını, logosunu kullanır şekilde),&lt;br /&gt;3) Canlı veya yayınlanmış konserlerden izinsiz yapılan kayıtlarla (Genelde özel fiyatlarla, sanatçıların, bestecilerin, yapımcıların iznini almadan çoğaltırlar ve satarlar).&lt;br /&gt;Bu korsanlık biçimlerine ek olarak internet korsanlığı da hızlı bir biçimde yayılmaktadır (Müzik sitelerinden müziğin download edilmesi, CD yazarlar aracılığıyla kaydedilmesi gibi).&lt;br /&gt;Fiziki korsanlıkla aynı şey olmamakla birlikte umuma açık mahallerde izinsiz müzik kullanımı da bir hak ihlalidir. Otel, lokanta, bar, diskotek vb. mahallerin müzik kullanabilmek için hak sahiplerinden izin almaları gerekmektedir. Bu izinleri almadan müzik kullanmak yasaların çiğnenmesi demek olup, bu fiili gerçekleştirenleri cezai yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bırakır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3754933718357605657?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3754933718357605657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3754933718357605657&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3754933718357605657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3754933718357605657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/mzik-korsanlii-nedir.html' title='MÜZİK KORSANLIĞI NEDİR'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-6397301056634920527</id><published>2007-04-23T03:18:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.313+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>KORSANLA MÜCADELE</title><content type='html'>NEDEN KORSANLA MÜCADELE&lt;br /&gt;Korsanlık, Müzik Endüstrisi İçin Bir Kayıptır&lt;br /&gt;Korsanlık müzik endüstrisi için bir kayıptır. Müzik endüstrisindeki, korsanlık sebebiyle oluşan kayıp satışlar, yapımcılar ve sanatçılar için düşük gelire, düşük kâra sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;Yapımcılar için yaptıkları yatırımın boşa gitmesi anlamına gelen korsan satışlar sebebiyle, bir yapım için yapılan yatırım yapımcılara geri dönmemektedir. Kendilerine profesyonel anlamda besteciliği, söz yazarlığını, ses sanatçılığını, aranjörlüğü, editörlüğü, yapımcılığı meslek edinmiş kişilerin gelirlerini gasp ederek, hiçbir vergi ödemeden paralar kazanan korsanlar, yasal yollardan üretilmiş olan yapımların önüne geçerek ucuz kopyaların satılmasıyla yapımcıların satışını sekteye uğratmakta ve ciddi ölçülerde gelir kaybına sebep olmakla birlikte haksız kazanç da elde etmektedirler.&lt;br /&gt;Korsanlık nedeniyle bütün dünya müzik piyasası (kaset-CD gibi fiziki ürünlerde) her yıl yaklaşık 4 milyar Euro kaybetmektedir. Bu rakam Japonya ve ABD haricindeki tüm ülkelerin her birinin yasal satışlarından daha yüksek. Bu gelirin büyük bir bölümü organize suç örgütlerinin finansmanına gitmektedir.&lt;br /&gt;IFPI Korsan Müzik Raporu’nda, üretilen korsan CD miktarı 1,1 milyar adet olarak duyurulmuştur. Bu, bütün CD-kaset satılışlarının üçte birinden fazlasının korsan olması demektir.&lt;br /&gt;Korsan CD satışları son dönemde küresel boyutta büyük bir artışla iki katına ulaşmış; 1999 yılında 510 milyon adetten 2002 yılında 1.7 milyar adete yükselmiştir.Kasetlerinde dikkate alınmasıyla korsan ürünler tüm müzik satışlarının %40ı düzeyine yükselmektedir.&lt;br /&gt;Korsanlık Vergi Kaybına ve GSYIH’da Yapımcıların Payının Düşük Olmasına  Sebep Oluyor&lt;br /&gt;Korsanlık nedeniyle yapımcıların gelirinde var olan kayıp, GSYIH’da yapımcıların payının düşük olmasına, dolayısıyla devletin de vergi kaybına sebep olmaktadır. 2004 yılı için yerli repertuarda tahmin edilen korsanlık %50, yabancı repertuar için tahmin edilen korsanlık ise %70 civarındadır.&lt;br /&gt;Buna dayanarak 2004 yılı bandrol satışlarından bu yüzdeler alındığında ve ortalama yerli yabancı kaset CD toptan satış fiyatlarıyla bir değerlendirme yapıldığında sadece korsan miktarlar için elde edilecek tahminiciro yaklaşık 159.651.667.339.286 TL TL olacaktır. Devletin tahsil etmesi gereken vergi ise sadece bu miktar için yaklaşık 40 tilyon TL olacaktır. &lt;br /&gt;Korsanlık, Bir Telif Hakkı Hırsızlığıdır&lt;br /&gt;Bir yapım, bestecisiyle, söz yazarıyla, sanatçısıyla, icralarıyla, teknik alt yapısıyla bir bütündür. Bir yapımın oluşmasında pek çok insanın emeği harcanmaktadır. Diğer yandan kayıtları kolayca kopyalayan ve kötü kalitede halka sunan korsanlar, halihazırda var olan iyi kalite bir yapımın kaydını kullanmaktadır ve bunu hak sahiplerinin mali hak bedellerini çalarak düşük maliyetle yapmaktadır.&lt;br /&gt;Sadece telif geliriyle geçinen sanatçıların yaşamlarını idame ettirmek için ihtiyaç duydukları bu geliri korsanlar tamamen yok etmektedirler ve onların yasal ürünler için harcadıkları emeğin karşılığı olan telif hakkının (bedelinin) hırsızlığını yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;Korsanlık, İş Kaybına da Sebep Olan Bir Emek Hırsızlığıdır&lt;br /&gt;Bir yapımın hazırlanmasında, her aşamada, alt yapıda emeği geçen pek çok insan bulunmaktadır. Korsanlar, müzik sektöründe emekleriyle geçinen bu insanların da  emeğinden çalarlar. Bir yapım için ortaya konulan yatırımın yapımcılara ve müzik sektörüne geri dönmemesi, iş kaybına yol açmakla sektörde pek çok kişinin emeğinin karşılığını alamamasına ve hatta onların işsiz kalmasına sebep olacaktır.&lt;br /&gt;Korsanlık Uluslararası Suç Örgütleriyle Bağlantılıdır&lt;br /&gt;Korsanlığın sınır ötesi boyutunun olmasıyla birlikte, uluslar arası alanda suç örgütleriyle bağlantısı IFPI tarafından ortaya konmuştur. Örneğin, Latin Amerika’da yapılan bir operasyonda polis gücüyle yapılan baskında 235 CD yazar, 1 milyon adet boş CD-R ve 500 bin adet kaydedilmiş CD yakalanmıştır. Bu tesisin, potansiyel olarak yıllık üretim kapasitesi 14 milyon CD-R’dır. Buradaki korsan üretimden elde edilecek kârın uyuşturucu kaçakçılığı ve fuhuş gibi organize suçlarda kullanılacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle korsanla mücadele etmenin uluslararası suç örgütleriyle de mücadele etmek anlamına geldiği bir gerçektir.&lt;br /&gt;Korsanlık Ulusal ve Uluslar arası Hukuka Göre Açık Bir Suçtur&lt;br /&gt;Yasa koyucularda telif hakkı hırsızlığının bir suç olduğu düşüncesinden hareketle, korsan kaset CD üretenlere bazı yaptırımlar getirmiştir. Pek çok ülkede izinsiz olarak bir yapımın üretilmesi, çoğaltılması, dağıtılması ve elde edilen korsan ürünlerin dağıtılması  suç olarak tanımlanmıştır.&lt;br /&gt;Ayrıca bir çok uluslararası  sözleşme de fikir ve sanat eserlerinin kullanımı konusunda koruma içermektedir. Ülkemiz bu sözleşmelerin önemli bir  bölümüne taraf olup, uyma yükümlülüğü taşımaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-6397301056634920527?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/6397301056634920527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=6397301056634920527&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6397301056634920527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/6397301056634920527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/korsanla-mcadele.html' title='KORSANLA MÜCADELE'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-8741820860246735062</id><published>2007-04-23T02:59:00.001+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.313+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>PETROCELLİNİN KAYBETTİĞİ TEK DAVA</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Petrocelli' nin kaybettigi tek dava...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;Ünlü bir futbolcu karisini öldürmekle suçlaniyordu. Futbolcu&lt;br /&gt;yakalanmisti. Ama karisinin cesedi ortada yoktu. Durusma Amerikan&lt;br /&gt;filmlerindeki gibiydi. Futbolcu sanik sandalyesinde oturuyordu. Kucak&lt;br /&gt;dolusu parayla tuttugu avukati jüriyi ikna etmeye ugrasiyordu:&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;"Sayin jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduguna yürekten inaniyorum.&lt;br /&gt;Buna az sonra sizler de inanacaksiniz. Neden mi? Bakin, simdi 1' den 10'&lt;br /&gt;a kadar sayacagim ve müvekkilimin öldürdügü iddia edilen karisi bu&lt;br /&gt;kapidan içeri girecek...&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10..." Bütün jüri kapiya döndü. Kimse&lt;br /&gt;girmedi içeri. Avukat bir savunma dahisiydi, öldürücü hamlesini yapti:&lt;br /&gt;"Bakin, siz de kadinin öldügüne inanmiyorsunuz.&lt;br /&gt;Çünkü&lt;br /&gt;&gt;hepiniz içeri girecek diye kapiya baktiniz. Iste karari buna göre&lt;br /&gt;vermenizi talep ediyorum."&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;Jüri, ünlü futbolcuyu suçlu buldugunu bildirdi ve dava bu sekilde&lt;br /&gt;sonuçlandi. Mahkeme çikisinda avukat, bayan jüri baskanina yaklasti: "10'&lt;br /&gt;a kadar saydigimda siz de diger üyeler gibi kapiya bakmistiniz. Neden&lt;br /&gt;böyle bir karara imza attiniz?" "Dogru" dedi jüri baskani; "Ben de kapiya&lt;br /&gt;baktim, ama müvekkiliniz kapiya bakmiyordu!.."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-8741820860246735062?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/8741820860246735062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=8741820860246735062&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8741820860246735062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8741820860246735062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/petrocellinin-kaybettii-tek-dava.html' title='PETROCELLİNİN KAYBETTİĞİ TEK DAVA'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3875953110814266882</id><published>2007-04-23T02:55:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.314+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>FARZETKİ ÖLDÜN</title><content type='html'>FARZETKİ ÖLDÜN&lt;br /&gt;Ölüm sonrasında başına gelecekleri&lt;br /&gt;Adım adım&lt;br /&gt;Yaşayacaksın&lt;br /&gt;Şimdi ya&lt;br /&gt;Cennetin nimetlerini tatmış olacaksın&lt;br /&gt;Yada&lt;br /&gt;Cehennemin yakıcı sıcaklığını ensende hissetmiş olacaksın&lt;br /&gt;FARZETKİ&lt;br /&gt;ÖLDÜN…&lt;br /&gt;KABİRDEN YALVARIŞ&lt;br /&gt;SEN EY CAN CAN ÇEKİŞMEKTESİN&lt;br /&gt;ÖLÜMÜN SIKINTISI ACISI SARHOŞLUĞU&lt;br /&gt;GAM VE ISTIRABIYLA BOĞUŞMAKTASIN&lt;br /&gt;İŞTE O AN&lt;br /&gt;HEP ÇEKİNDİĞİMİZ HEP YAŞAYACAKMIŞ GİBİ HİSSETTİĞİMİZ DÜNYA DAN MAL VE MÜLKÜN SENİ KURTARAMAYACAĞI&lt;br /&gt;İŞTE O AN&lt;br /&gt;ÖLÜM MELEĞİ&lt;br /&gt;AYAKLARININ UCUNDA&lt;br /&gt;NEMİ YAPIYOR DERSİN&lt;br /&gt;AYAĞINDAN İTİBAREN RUHUNU ÇEKMEYE BAŞLAMIŞ………….&lt;br /&gt;AYAĞININ TA UCUNDAN HİSSETMEKTESİN BU ARALIKSIZ CAN ÇEKME İŞLEMİNİ&lt;br /&gt;VE CAN ÇEKİŞME KIZIŞIR&lt;br /&gt;RUH AŞAĞIDAN YUKARIYA OLMAK ÜZERE BÜTÜN BEDENİNDEN ÇEKİLİR&lt;br /&gt;ACI DORUĞA ULAŞMIŞTIR ARTIK&lt;br /&gt;ÖLÜMÜN SIKINTILARI BÜTÜN BEDENİNE YAYILMIŞTIR&lt;br /&gt;KALBİN ÜRPERTİ VE ÜZÜNTÜ İÇİNDEDİR RABBİNDEN GAZAP&lt;br /&gt;VEYA&lt;br /&gt;HOŞNUTLUK MÜJDESİNİ GÖZLEYİP BEKLEMEKTEDİR&lt;br /&gt;İŞTE EN SIKINTILI AN&lt;br /&gt;SONUCU EN MERAK EDİLEN AN&lt;br /&gt;İŞTE O AN&lt;br /&gt;MELEKLERDEN BU İKİ HABERDEN BİRİNİ ALMAKTAN BAŞKA BİR İHTİMAL OLMADIĞINI ANLAMIŞSINDIR&lt;br /&gt;İŞTE SEN BÖYLE GAM TASA ÖLÜM ACISI VE ŞİDDETLİ ÜZÜNTÜ İÇERİSİNDE RABBİNDEN İKİ MÜJDEDEN BİRİNİ BEKLERKEN&lt;br /&gt;BİRDEN BİRE ÖLÜM MELEĞİNİN ÇEHRESİYLE YÜZ YÜZE GELİRSİN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3875953110814266882?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3875953110814266882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3875953110814266882&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3875953110814266882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3875953110814266882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/farzetki-ldn.html' title='FARZETKİ ÖLDÜN'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3858726128940876981</id><published>2007-04-23T02:50:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.314+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>KUTSAL MEKANLAR VE HACC</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KUTSAL MEKANLAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yüce dinimiz İslam’ın şartlarından beşincisi olan Hac, dünyanın her yerinden akın eden milyonlarca mümini buluşturan bir ibadettir. Hac mevsiminde Mekke, adeta Müslümanlarının buluşma noktası olur. Müslümanlar her yıl hacca gelerek orada buluşacak ki, birbiriyle tanışıp kaynaşsınlar. Birbirlerinin derdini öğrenip, derman olsunlar. Dünyanın değişik yerlerinden değişik bölgelerinden, farklı ülkelerden ayrı ırk, ayrı dil ve ayrı renkten olan Müslümanlar, Allah’ın davetine icabet ediyorlar, hac ibadetini yapmak için geliyorlar. Lebbeyk diyorlar hep bir ağızdan. Beytullah’a, o mübarek Kabeye akıyorlar. Bu Müslümanların birbirleriyle en büyük buluşmasıdır. Bu çok büyük bir birliktelik ve dayanışma örneğidir. Ve Allah’ın Müslümanlara bahşettiği bir lütuftur. Müminler hac esnasında Allahü Teala’nın huzurunda onun evine yönelerek aynı anda kıyama duruyor, rükuya varıyor, secdelere kapanıyorlar. Kabeyi aynı sevinç içinde tavaf ediyorlar. Hacerül Esved’i istilam ediyorlar. Tavaf sonrası Makam-ı İbrahim’de namaz kılıyorlar. Sonra da kana kana zemzem içiyorlar. Kuşkusuz bütün bunlar büyük hikmetler içeren ibadetlerdir.&lt;br /&gt;Allah-ü Teala Bakara, suresi 128. ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır:&lt;br /&gt;“Rabbimiz! Bizi, sana telsi,m olan kimseler eyle ve neslimizden sana teslim olan bir ümmet (çıkar)! Bize, (razı olacağın hac, kurban gibi) kulluk usullerimizi göster ve tevbelerimizi kabul buyur! Şüphesiz ki Tevvab (tevbeleri çok kabul eden), Rahim (merhameti bol olan) ancak sensin.&lt;br /&gt;Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyuruyor:&lt;br /&gt;“Kim Hac yapmak isterse acele etsin. Çünkü olur ki insan hastalanır, (gitmeye mani) bir iş zuhur eder.”&lt;br /&gt;Dünyanın çeşitli belde ve bölgelerinden aşkla şevkle büyük bir hasretle yola çıkan hacılar, bir an önce Beytullah’a ulaşmak, tavaf etmek, Arafatta vakfe yapmak, Müzdelifede durup şeytan taşlamak için taş toplamak, Mina’da azgın şeytanı temsilen taşlamak, sonra kurban kesip yeniden Beytullah’a, yeryüzünün en mübarek en mukaddes mescidine Kabeye kavuşmak için vakar, huzur ve vecd ile vazifelerini tamamalma çabasındadırlar. Beyaz ihramlar içinde insanlar bir iman, bir aşk ve bir hasret ırmağı misali Harem’in kalbine akıp gitmektedirler.&lt;br /&gt;İşte bu kutsal topraklarda Hac esnasında ziyaret edilmesi gereken bir çok yer vardır. Bunlardan ilki, elbette ki Kabe’dir.&lt;br /&gt;KÂ’BE&lt;br /&gt;Kabe... insanın ilk gördüğünde kalbinde fırtınalar kopartan, heyecandan ayağını yerden kesen o mukaddes ev.&lt;br /&gt;Kabe... insanın ilk gördüğünde her ne dilerse kabul edilen, ilk gördüğü anda yaptığı dua asla geri çevrilmeyen o mübarek ev.&lt;br /&gt;Kabe... müslümanların buluşma noktası, nabızlarının aynı anda tutulduğu yer... müslümanların kıblesi, yeryüzündeki en kutsal yeri. Hz. İbrahim’in putları kırıp geçirdiği, Sevgili Peygamberimiz (sav)’in putlardan temizlediği Beytullah, Allah’ın evi.&lt;br /&gt;Kabe’nin inşası hakkındaki rivayetler şöyledir:&lt;br /&gt;Hz. Adem ile Hz. Havva Cennet’ten çıkarıldıklarında, yeryüzünde farklı yerlere gönderildiler. Adem (as) melekler tarafından Hindistan’ın güneyindeki Seylan Adası’na bırakıldı. Havva annemiz de, Kızıldeniz kenarındaki Cidde şehrinin bulunduğu yere indirildi.&lt;br /&gt;Her ikisi de uzun süre ayrı kaldılar. Yaptıkları hatadan dolayı Allah’tan af dileyip tevbe ettiler. Sonunda tevbeleri kabul oldu. Ve Mekke’de bulunan Arafat Dağı’nda buluştular. Birbirlerini bulduklarında her ikisi de ağlayarak tekrar tevbe ettiler.&lt;br /&gt;Birbirlerini kavuştuktan sonra Kabe’nin bulunduğu yere geldiler. Ve ilk ibadet yeri olarak Kabe’yi yaptılar. Sonra Nuh tufanında Kabe’nin temelleri kayboldu. Hz. İbrahim, Allah’ın emrine uyarak Kabe’nin olduğu yere gitti. Hz. Şit tarafından yapılan temelleri buldu. Ve o temeller üzerine bugünkü Kabe’yi inşa etti.&lt;br /&gt;Ebrehe, koca fil ordusuyla yıkmaya gelse de, Allah Ebabil kuşlarıyla o koca orduyu darmadağın eder. Ve Kabe, bütün ihtişamıyla ve tüm manevi yüküyle günümüze kadar Allah tarafından sürekli korunur.&lt;br /&gt;Sözlükte, geometrik şekillerden “küb” anlamına gelen Kâ’be, Mekke’de Mescid-i Haram denilen Cami-i şerîfin ortasında yaklaşık 13 m. yüksekliğinde, 11-12 m. eninde taştan yapılmış kare şeklinde bir binadır. Kur’ân’da Kâ’be; bu ismin dışında bir çok isimlerle zikredilmektedir. Bu isimler şunlardır: El-beytü’l-haram (saygı duyulan evi), el-beytü’l-muharrem (saygın kılınmış ev), el-beytü’l-atîk (eski ev), el-beytü’l-ma’mûr (imar edilmiş ev) ve el-beyt (ev)&lt;br /&gt;Kâ’be, Beytullah (Allah’ın evi) diye de anılır. Kâ’be’nin doğu köşesine, Rüknü Hacer-i Esved, Güney köşesine Rüknü Yemânî, Batı köşesine Rüknü şâmî, Kuzey köşesine, Rüknü Irâki denir. Kuzey batı tarafında Hatîm ve Mîzâb-ı Kâ’be, Kuzey doğu duvarında kapı, Kuzey-doğu duvarı karşısında Makam-ı İbrâhim ve zemzem kuyusu, Doğu köşesinde Hacer-i Esved vardır.&lt;br /&gt;Kâ’be günümüze kadar bir çok kere tamir edilmiştir. Hala bu mübarek evin bakımı büyük önemle yapılmakta, her sene, üzerinde hac âyetlerinin yazılı olduğu siyah ipek örtü ile örtülmektedir. O yıl kendisine gelen hacıları misk gibi gül kokularıyla karşılamakta, onlara yeryüzündeki en güzel misafirperverliği göstermektedir. Çünkü Kabe, yeryüzündeki en güzel ev sahibidir.&lt;br /&gt;MESCİD-İ HARAM&lt;br /&gt;Mescid-i Haram, Mekke’de ortasında yer alan, içinde Kâ’be’nin de bulunduğu Cami-i şeriftir. Halk arasında Harem-i şerif de denir. Yer yüzünde ilk yapılan Mesciddir. Mescid-i Haram’da kılınan namaz diğer mescidlerde kılınan&lt;br /&gt;namazlardan yüz bin kat daha fazla sevaptır.&lt;br /&gt;KIBLE&lt;br /&gt;Sözlükte cihet, yön anlamına gelen kıble, dînî bir kavram olarak, Müslümanların namazda yönelmiş oldukları yön, Kâ’be manasına gelir.&lt;br /&gt;Müslümanların kıblesi, Mekke’de bulunan Kâ’be’dir. Kâ’be’yi görenler için kıble, Kâ’be’nin bizzat kendisidir. Orada namaz kılarken, kabe’yi görenler secde yerine değil, bizzat Kabe’ye bakarak namazlarını eda ederler.&lt;br /&gt;Kâ’be’yi görmeyenler için kıble, Kâ’be’nin bulunduğu taraftır. O tarafa yönelerek namazlarını secde yerine bakarak eda ederler.&lt;br /&gt;Kâ’be’nin göğe doğru ve dünyanın merkezine doğru uzantısı da kıbledir. Namazda bu cihete yönelmeye istikbâl-i kıble denir.&lt;br /&gt;ARAFAT&lt;br /&gt;Sözlükte bilme, anlama ve tanıma anlamlarındaki a-r-f kökünden türeyen “Arafat”, Mekke’nin 25 km. güney doğusunda ova görünümünde düz bir alanın adıdır. Doğu, kuzey ve güneyi dağlarla çevrilidir.&lt;br /&gt;Arafat, Hıll bölgesinde Harem sınırları dışında kalır. Harem sınırı ile Arafat arasında Urene vadisi vardır. Arafat’ın ortasında “Cebel-i Rahme” (rahmet dağı), batısında “Nemîre Mescidi” yer alır. Arafat, günümüzde ağaçlandırılmış ve dokuz oto yol ile Müzdelife’ye bağlanmıştır. Haccın aslî rüknü olan vakfe burada yapılır.&lt;br /&gt;O gün geldiğinde, heyecanı daha da artmış olan hacı adayları, akın akın Arafat’a akarlar. Hepsi bembeyaz, nurdan melekler gibidirler. Az sonra hepsinin tüm günahları Arafat meydanına dökülecek. Melekler ise dökülenleri her sene olduğu gibi bu sene de süpürecek. Çünkü bütün hacı adayları, Arafat’ta vakfeye dizilecek!&lt;br /&gt;"Vakfe", durmak demektir. Arafat Vakfesi ise belirlenen zamanda hac için ihramlı olarak Arafat sınırları içinde bulunmaktır. Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. Çünkü süresi içinde orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar. Hz. Peygamber "Hac Arafat’tır" buyurmuştur. Vakfenin yapıldığı geniş alanın sınırları levhalarla gösterilmiştir. Arafat vakfesinin sahih olabilmesi için hac ihramına girmiş olmak ve belirlenen süre içinde Arafat’ta bulunmak gerekmektedir.&lt;br /&gt;Harem Bölgesi&lt;br /&gt;Sözlükte yasak bölge anlamına gelen “Harem Bölgesi”, Mekke ve çevresine verilen bir isimdir. Mekke ve çevresine bu ismin verilmesi, zararlılar dışındaki hayvanlarının öldürülmesinin ve bitkilerinin koparılmasının yasak olması sebebiyledir.&lt;br /&gt;Harem bölgesinin sınırlarını ilk defa Hz. Cibrîl’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim (a.s.) belirlemiş, sınırları gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygamber (a.s.) tarafından yenilenmiştir. Bu sınırların Kâ’be’ye en yakını, Mekke’ye 8 km. mesafede Medine istikametinde “Ten‘îm”; en uzak olanları ise Tâif yönünde “Ci‘râne” ve Cidde istikametinde Hudeybiye yakınlarında “Aşâir”dir. Diğerleri; Irak yolu üzerinde “Seniyyetülcebel”, Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” ve Arafat sınırında “Batn-ı Nemîre”dir.&lt;br /&gt;Kur’ân-ı Kerîm’de Kâ’be’ye “el-beytü’l-harâm”, onu çevreleyen mescide “el-mescidü’l-harâm” denildiği gibi, bu mescidin içinde bulunduğu Mekke şehri de “harem” yani “saygıya lâyık” sözüyle vasıflandırılmıştır.&lt;br /&gt;Harem bölgesinde ikamet edenler (Mekkîler), hac için bulundukları yerde; umre için “Hıll” bölgesine çıkarak mesela Ci’râne ve Ten’îm gibi Harem bölgesi dışındaki bir yerde ihrama girerler.&lt;br /&gt;Hıll Bölgesi&lt;br /&gt;Sözlükte serbest bölge anlamına gelen “Hıll Bölgesi”; Harem Bölgesini çevreleyen, Zülhuleyfe, Cuhfe, Karn, Yelemlem ve Zât-ı Irk adındaki yerleşim yerlerini birleştiren itibâri daire ile Harem sınırları arasında kalan bölgedir. Bu bölgeye “hıll” adı; harem bölgesinde haram olan işlerin burada helal olması sebebiyle verilmiştir. Hıll bölgesinde bulunanlar (Hıllîler), umre ve hac için bulundukları yerde ihrama girerler.&lt;br /&gt;Âfâk Bölgesi&lt;br /&gt;Afâk” , “ufuklar” anlamına gelir. Ufuk, insanın bulunduğu yere göre uzağı temsil ettiği için Mekke’ye uzak ve hıll dışında kalan bölgelere “âfâk” ismi verilmiştir. Bu bölgede yaşayanlara “âfakî” denir.&lt;br /&gt;Hangi maksatla olursa olsun harem bölgesine girecek olan âfâkîlerin Mîkat sınırlarında ihrama girmeleri gerekir. Âfâkîler, hıll bölgesini çevreleyen beş noktadan birinde veya onların hizalarında ihrama girerler. Buralara ulaşmadan önce de ihrama girilebilir.&lt;br /&gt;Ihrama girmek, hacılar için ayrı bir heyecandır. Bu adeta, manevi olarak dünya elbisesinden kurtulup, ahiret elbisesini giymek gibidir. Başka bir dünyaya yeniden doğmak gibidir. Geçmiş günahlara kalın bir sünger çekip, kalan ömrün için bembeyaz bir sayfa açmak gibidir. Sanki giyilen ihramla, bembeyaz sayfalı yeni bir sözleşme imzalar insanoğlu... bundan sonra iyi bir kul olacağına, artık kul hakkına girmeyeceğine, eskisi gibi dünyaya fazla dalmayacağına, ahireti için daha fazla mesai ayıracağına söz veriyor gibidir. Sözden de öte, sanki yemin vermekte, and içmektedir!&lt;br /&gt;İhrama girme yeri olarak belirlenmiş olan bu beş nokta şunlardır:&lt;br /&gt;ZÜLHULEYFE&lt;br /&gt;Zülhuleyfe, Medinelilerin ve Medine üzerinden Mekke’ye gelenlerin mîkâtıdır. Medine’nin 11 km güneyinde Âbâr-ı Ali diye bilinen yerdir. Yaklaşık 450 km.lik mesafesi ile Mekke’ye en uzak mîkât burasıdır. Hz. Peygamber (a.s.) Veda Haccı için burada ihrama girmiştir.&lt;br /&gt;Şâfii mezhebine göre hac ve umre dışında başka bir maksatla Harem bölgesine ihramsız olarak girilebilirse de ihramlı olarak girilmesi daha faziletlidir.&lt;br /&gt;CUHFE&lt;br /&gt;Şamlıların ve Mekke’ye Şam tarafından gelen Mısırlılar ile Kuzey Afrikalıların mîkatıdır. Mekke’ye yaklaşık 187 km. uzaklıktadır. Zamanla Cuhfe terkedilmiş ve daha güneyde, Kızıldeniz kenarında yer alan Râbiğ adındaki yer mîkat olarak kullanılır olmuştur. Günümüzde ise Cidde ve Medine, otoyollarla Mekke’ye bağlandığın için Cuhfe gibi Râbiğ da önemini yitirmiştir.&lt;br /&gt;KARN&lt;br /&gt;Necd ve Kuveyt bölgesinden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ye yaklaşık 96 kilometredir. Günümüzde bu Mîkat, “Seyl” diye anılmaktadır.&lt;br /&gt;YELEMLEM&lt;br /&gt;Yemenlilerin mîkatıdır. Mekke’nin güney-doğu yönünde yer alır. Mekke’ye yaklaşık 54 km.lik mesafesi ile Mekke’ye en yakın mîkattır.&lt;br /&gt;ZÂT-Ü IRK&lt;br /&gt;Mekke’ye Irak yönünden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ye uzaklığı yaklaşık 94 kilometredir.&lt;br /&gt;Bu mîkat yerlerini Peygamberimiz (a.s.), şöyle bildirmiştir:&lt;br /&gt;“İbn Abbâs (r.a)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resülullah (a.s.) Medineliler için Zülhuleyfe’yi, Şamlılar için Cuhfe’yi, Necidliler için Karnü’l-Menâzil’i ve Yemenliler için Yelemlem’i mîkat olarak belirledi. Bu sayılan yerler, buralarda&lt;br /&gt;yaşayanlar ile buraların yerlisi olmayıp da hac veya umre yapmak için gelmiş olanların mîkatıdır. Bu noktalar ile Mekke arasında bulunanlar ise bulundukları yerde -hatta Mekkeliler Mekke’de- ihrama girerler.”&lt;br /&gt;“Hz.Aişe (r.a.) şöyle demiştir: Nebi (s.a.v) Iraklılar için Zât-ı Irk’ı mîkat olarak belirledi.”&lt;br /&gt;Bu yerlere uğramayanlar buraların hizalarından ihrama girerler. Deniz ve hava yolu ile yolculuk yapanlar, gemi ve uçaklara binmeden önce ihrama girebilecekleri gibi bindikten sonra da ihrama girebilirler.&lt;br /&gt;Mîkat sınırlarından önce ihrama girilebilir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre mîkâttan önce ihrama girmek mekruhtur.&lt;br /&gt;Bir kimse, hac ve umre maksadıyla değil de, bir iş için ya da ikamet maksadıyla Hıll bölgesine, mesela Cidde’ye gelir de sonradan hac veya umre yapmak isterse, bulunduğu yerde ihrama girer.&lt;br /&gt;MESCİD-İ NEMÎRE&lt;br /&gt;Mekke’de Arafat bölgesinin kuzey-batı tarafında Müzdelife istikametinde Urene vadisi sınırları içinde bulunan mescidîn adıdır. Hacda arefe günü arefe hutbesi bu mescitte okunur.&lt;br /&gt;MAKAM-I İBRAHİM&lt;br /&gt;Hz. İbrâhim’in Makamı demektir. Hz. İbrâhim (a.s)’ın Kâ’be’yi inşâ ederken iskele olarak kullandığı veya halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Bu yer, Kâ’be’nin doğu tarafında, zemzem kuyusu ile Kâ’be’nin kapısı arasındadır. Buradaki taşta ayak izi vardır. Taş, cam bir fanus&lt;br /&gt;içine alınmıştır.&lt;br /&gt;ÂFÂK-ÂFÂKÎ&lt;br /&gt;Sözlükte ufuklar anlamına gelen “âfâk”, “mîkât” sınırları dışında kalan bölgelere, “âfakî” ise bu bölgede yaşayanlara denir.&lt;br /&gt;ALTINOLUK (MİZÂB)&lt;br /&gt;Kâ’be’nin damında biriken yağmur sularının dışarıya akmasını sağlamak amacıyla Hatîm’in bulunduğu taraftaki duvarın üstüne yerleştirilen altından yapılmış oluktur.&lt;br /&gt;CEMRE&lt;br /&gt;Cemrede duyulan heyecan ise bambaşkadır. Müminler burada, her attıkları cemre ile adeta günahlarına hedef alırlar. Ve kovulmuş şeytanı taşlayarak, bir daha ona aldanmamak için söz verme yarışındadırlar.&lt;br /&gt;Sözlükte çakıl taşı ve ateş koru anlamına gelen “cemre”, bir hac terimi olarak, haccedenlerin kurban bayramı günleri Mina’da, halk arasında şeytan diye isimlendirilen yerlere attıkları küçük taşların her birine denir. Bu taşların atıldığı yere de mecazi olarak cemre denir.&lt;br /&gt;CEMRE-İ AKA’BE&lt;br /&gt;Mekke yönündeki cemrelerin ilkine verilen isimdir. Bu cemreye Büyük Cemre, halk arasında ise “Büyük şeytan” denir.&lt;br /&gt;CEMRE-İ VUSTA&lt;br /&gt;Orta Cemre demektir. Mekke yönündeki ikinci cemredir. Halk arasında “Orta şeytan” denir.&lt;br /&gt;CEMRE-İ ULÂ&lt;br /&gt;Birinci cemre demektir. Mekke yönünden üçüncü cemredir. Halk arasında bu cemreye “Küçük şeytan” denir.&lt;br /&gt;HACER-İ ESVED&lt;br /&gt;Hacer-i Esved, Siyah taş demektir. Kâ’be’nin doğu köşesinde bulunan 18-19 cm kuturunda kırmızımsı, siyah ve parlak bir taştır. İbrâhim ve İsmail (a.s) tarafından Kâ’be inşa edilirken Ebû Kubeys dağından getirilmiştir. Kâ’be’nin doğu köşesine, tavafa başlangıç işareti olarak konulmuştur.&lt;br /&gt;Peygamber Efendimiz (sav)’in zamanında Kabe bir tamirat geçirmişti. O yıllarda Kabe’nin duvarları, ancak bir insan boyu yüksekliğinde idi. Üstü açık, taşlardan örülü bir binaydı. Kabe’ye ait malların çalınması ve şiddetli yağmurlardan dolayı duvarların bir kısmının yıkılması üzerine, Kabe’nin tamiratına karar verildi. Bu kararın alındığı günlerde, Cidde sahillerine gelen bir Rum gemisinin karaya çarparak parçalandığı duyulmuştu. Velid b. Muğire, Cidde’ye gidip gemiden artan keresteleri satın aldı. Bu arada Mekke halkı da, taş toplamaya sevk edildi. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de taş taşıyanlar arasındaydı.&lt;br /&gt;Kabe’nin onarımı tamamlandı. Fakat sıra Hacer-ül Esved taşını yerine koymaya gelince, Mekkelilerin arasında anlaşmazlık çıktı. Çünkü her kabile, bu şerefli görevi kendisine layık görüyordu.&lt;br /&gt;Ebu Ümeyye, aralarından bir hakem seçmeyi önerdi. Mekkeliler, aralarında hakemliğine güvenecekleri biri olmadığını söyleyince, Ebu Ümeyye, sabahleyin Safa kapısından gelen ilk zatın hakem olmasını teklif etti. Sabah, nihayet safa kapısında biri belirdi. Kendilerine yaklaşınca, gelen kişinin Muhammed-ül Emin olduğunu gördüler. O, aralarındaki en emin, en temiz ve en dürüst kişiydi. Hepsi de O’nu öyle tanır, öyle severdi. Hakemliğe de en fazla O’nun yakışacağını düşünerek, durumu anlattılar. Peygamberimiz (sav), tertemiz ridasını (yani hırkasını) çıkarıp yere serdi. Hacer-ül Esved’i üzerine koydu. Her kabilenin büyüklerinden bir kişinin, hırkanın kenarından tutmasını istedi. Taş yukarı kalkınca, mübarek elleriyle yerine yerleştirdi. Böylece her kabile bu şereften pay almış oldu. Herkes memnundu. Onun zekası karşısında kavga çıkmadan bu önemli bir iş halledilmişti.&lt;br /&gt;HATÎM&lt;br /&gt;Kâ’be’nin kuzeyinde Rükn-i Irâkî ile Rükn-i şâmî arasındaki batı duvarının karşısında, yerden 1 m yükseklikte 1.5 m kalınlığında yarım daire şeklindeki duvara denir. Hatîm, Kâ’be’den sayılır. Tavaf, Hatim’in dışından yapılır.&lt;br /&gt;HICR-İ KA’BE (HATÎRA, HICR-İ İSMAİL)&lt;br /&gt;Kâ’be’nin kuzey-batı duvarı ile Hatim arasındaki boşluğa denir. Buraya Hatîra ve Hicr-i İsmail de denir. Burada namaz kılıp dua edilir. Hz. İbrâhim (a.s.) ile oğlu İsmail (a.s)’ın yaptığı Kâ’be binası bu kısmı da içine alıyordu. M. 605 yılında yapılan tamirde bu kısım inşaat malzemesi yetmediği için Kâ’be dışında bırakılmıştır. Bu boşluk Hatîm adı verilen yarım daire şeklinde bir duvar ile çevrilidir.&lt;br /&gt;MES’A&lt;br /&gt;Hac veya umre yapan kimselerin, Safa ile Merve arasında, sa’y ettikleri yere verilen isimdir.&lt;br /&gt;MEş’AR-İ HARÂM&lt;br /&gt;Mekke’de, Arafat ile Mina arasında, Müzdelife’nin sonunda Kuzeh tepesinin civarına verilen isimdir. Bu yer, saygın olması ve burada haccın şiarlarından olan gecelemek, vakfe yapmak ve namaz kılıp dua etmek gibi ibadetler yapıldığından Meş’ar-ı Haram diye isimlendirilmiştir Hz. Peygamber (a.s.), burada sabaha kadar kalıp dua etmiştir&lt;br /&gt;METAF&lt;br /&gt;Tavaf edilen yer anlamına gelir. Mescid-i Haram içerisinde, Kâ’be’nin etrafında tavaf etmek için tahsis edilen yeri ifade eder.&lt;br /&gt;MÎKAT&lt;br /&gt;Harem Bölgesine veya Mekke’ye gelmek isteyen “Âfâkîlerin” ihrama girmeden geçemeyecekleri sınırları belirleyen noktalaradenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİNA&lt;br /&gt;Mekke ile Müzdelife bölgesi arasında bulunan Harem sınırları içinde kalan bölgenin adıdır. Büyük, orta ve küçük cemreler buradadır. Bayram günleri şeytan taşlama görevi burada yapılır. Hac ile ilgili kurbanlar burada kesilir.&lt;br /&gt;MÜLTEZEM&lt;br /&gt;Hacer-i Esved’in bulunduğu köşe ile Kâ’be kapısı arasında kalan kısma denir.&lt;br /&gt;MÜZDELİFE&lt;br /&gt;İleri geçmek ve yaklaşmak anlamındaki “izdilâf” kökünden türeyen “Müzdelife”, Arafat ile Mina arasında Harem sınırları içinde bir bölgenin adıdır. Mina ile Müzdelife arasında “Muhassır Vadisi”, Müzdelife sınırları içerisinde Kuzeh dağı üzerinde “Meşar-i Harem” adında bir tepe vardır. Akşam ile yatsı namazı cem edilerek kılındığı için Müzdelife bölgesine “cem’ ismi de verilmiştir&lt;br /&gt;RAVZA-İ MUTAHHARA&lt;br /&gt;Ravza-i Mutahhara.... işte sultanların sultanının, efendilerin efendisinin, iki cihan güneşinin, Allah’ın habibinin, insanların en sevgilisinin mübarek bedenlerinin bulunduğu mekan. Nice aşık gönüllerin gelmek için çırpındığı, gelemedikçe nice gözyaşlarının uğruna sellendiği o yüce mekan. Ne bahtlı sayar kendini gelebilen. Ah, ne bahtsız görür kendini gelemeyen. Kimi rüyasında görür, kimi hülyasında. Kimine de dünya gözüyle görmek nasip olur, bu tertemiz bahçeye girmek nasip olur.&lt;br /&gt;Ravza-i Mutahhara, “temiz bahçe” demektir. Bu tâbir; Medîne’de Mescid-i Nebevî’de Peygamberimiz (a.s.)’in kabri ile minberi arasındaki bölüme denir. 10x20 = 200 metrekarelik bir alandır. Peygamberimiz (a.s.) “Evimle minberim arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyurmuştur.&lt;br /&gt;Bir başka Hadis-i Şeriflerinde de Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Ölümümden sonra kim Haccını yapar, sonra da gelir kabrimi ziyaret ederse hayatımda iken beni ziyaret etmiş gibi olur.” Bu nedenle her hacının buraya mutlaka gelmesi gerekir. Üstelik diğer bir Hadis-i Şerif’lerinde de Peygamberimiz: “Kabrimi ziyaret edene de şefaatim gerekli olur,” buyurmuşlardır.&lt;br /&gt;Ayrıca burada kılınan bir namaz, diğer mescidlerde kılınan bin namaz gibi sevap sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAFA- MERVE&lt;br /&gt;Kâ’be’nin doğusunda bulunan iki tepenin isimleridir. Bugün Mescid-i Haramın duvarı ile bitişik haldedirler. Hac menasikinden olan sa’y, bu iki tepe arasında yapılır.&lt;br /&gt;ZEMZEM&lt;br /&gt;Zemzem, Safa ile Merve arasından çıkmıştır. Kâ’be’nin doğusunda Yüce Allah’ın Hâcer ile oğlu İsmail’e ihsan ettiği suya denir.&lt;br /&gt;Hz. İbrahim, Allah’ın emri ile Hacer validemizi ve oğlu İsmail (as)’ı Mısır’dan alıp ıssız bir beldeye götürdü. Burası Mekke idi.&lt;br /&gt;Hz. İbrahim tarafından Mekke’ye getirilen ve çölde yalnız bırakılan Hacer, Hz. İbrahim’e hiç itiraz etmedi: ‘Burada beni bırakıp gitmeni sen mi istiyorsun, yoksa Allah mı istedi?’ diye sordu. Ve Allahın emri olduğunu öğrenince de kuşkusuz bir şekilde teslimiyet gösteriyordu. Hz. İbrahim de, yanlarına içi hurma dolu bir sepet ile su koydu. Ve gitti.&lt;br /&gt;Bir müddet sonra yanlarındaki su bitti. Hacer validemiz su bulabilmek için Safa ve Merve tepeleri arasında 7 kez koşup durdu. Sonra gördü ki, Hz. İsmail’in ayağının dibinden su fışkırıyor. Büyük bir sevinçle Rabbine şükretti. Su biter korkusuyla kumdan bir havuz yaptı. Suya da “dur, dur” manasına gelen “Zem, zem!” dedi. İşte Zemzem suyunun kıssası budur çocuklar. Bu su, tevekkül ve teslimiyetin membaıdır adeta. Bu su, kıyamete kadar ümmete şifa olmaya devam edecektir. Hacer validemizin Safa ve Merve arasında 7 kez gidip gelmesi, Hac ve umre sırasında yapılan fiillerden birisidir. Kıyamete kadar da yapılacaktır.&lt;br /&gt;MESCİD-İ AKSÂ&lt;br /&gt;Mescid-i Aksa, “en uzak mescid” demektir. Bu güzel mescid, Kudüs’dedir. Beyti Makdis (kutsal ev) ismiyle de anılan ve Mescid-i Haram’dan sonra yeryüzünde yapılan ikinci mesciddir .&lt;br /&gt;Mescid-i Aksâ, Müslümanlar için çok önemlidir. Çünkü burası, müminlerin ilk kıblesidir. Peygamber Efendimiz (a.s.)’in İsra olayında uğradığı, Miracın başladığı mesciddir. Sevgili Peygamberimiz (sav), Mekke Döneminde, Hicretten önce Mirac’a çıktı. Allah tarafından geceleyin Mekke’den alınıp, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya getirildi. Bu, yeryüzünde görülmüş en büyük mucizedir. Bu da, bu yüce mescidin önemini arttırmaktadır.&lt;br /&gt;Ayrıca Mescid-i Aksa, Hz. İsâ’ya kadar bir çok Peygamberin namaz kıldığı mesciddir. Günümüzde Mescid-i Aksâ; Kudüste, Süleyman Ma’bedînin güney tarafındaki camiye denilmektedir. Peygamberimiz ibâdet amacıyla seyahat edilebilecek üç mescidden birinin Mescid-i Aksâ olduğunu bildirmiştir&lt;br /&gt;Kuba Mescidi&lt;br /&gt;Kuba, Medine’ye yaya olarak bir saatlik mesafede bulunan meskûn mahaldir. Bu gün Medine’nin bir mahallesi haline gelmiştir.&lt;br /&gt;Hz. Peygamber (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye hicret etmekteydi. Medine’nin ileri gelenleri, şehrin bir saat uzaklığındaki Kuba’da yerleşmişlerdi. Yüce misafiri ilk onlar karşılayacaklardı. Mübarek gölgesi belirince sapsarı çöl üzerinde, tekbirler getirmeye başladılar hep bir ağızdan…&lt;br /&gt;Çölde süren bir haftalık yolculuktan bitkin düşmüştü Allah’ın Resulü. Kuba’da konakladılar. Ashabdan bazıları da O’nunla birlikteydi. Kendisinden üç gün sonra Hz. Ali de Mekke’den ayrılmıştı. Büyük bir cesaretle Peygamber’in yatağına uzanan bu yiğit zat, tek başına çölü aştı… Ku’ba’da Hz. Peygamber’e yetişti.&lt;br /&gt;Allah Resulü, Buhâri’nin rivayetine göre burada on dört gün kalmıştır. Burada bulunduğu sürede bir mescid inşa ettirdi. Yapım çalışmalarına bizzat kendisi de iştirak etmişti. Bu, İslam dininin ilk kurulan mescidi idi. Ve Hz. Peygamber’in Medine’de ilk namaz kıldığı mescid, Kuba Mescidi oldu. Kuran-ı Kerim’de “İlk günden, temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana elbette daha layıktır” anlamındaki ayette zikredilen mescit, Kuba mescididir.&lt;br /&gt;Hz.Peygamber (a.s.), Medine’ye yerleştikten sonra da, genellikle cumartesi günleri binekle veya yaya olarak Kuba’yı ziyaret eder, mescitte namaz kıldıktan sonra Medine’ye dönerdi. Bir Hadis-i Şerifte, “Kuba Mescidi’nde kılınan bir vakit namaz bir umre yapmak gibidir” buyurulmuştur.&lt;br /&gt;Kuba mescidini ziyaret edip burada iki rekat namaz kılmak müstehaptır.&lt;br /&gt;Cuma Mescidi&lt;br /&gt;Müminler, Cuma Mescidi’ne ayrı bir coşkuyla gelirler. Çünkü burası, ilk Cuma namazının farz kılındığı mübarek bir mekandır. Hz. Peygamber’in ayak bastığı kıymetli yerlerden biridir.&lt;br /&gt;Resülullah, hicret yolculuğu sırasında uğradığı ve bir mescid inşa ettiği Kuba’dan Medine’ye gitmek üzere bir Cuma günü yola çıktı.&lt;br /&gt;Yolu üzerinde bulunan Rânûna Vadisi’ne ulaştığında öğle vakti olmuştu. Hz. Peygamber, Cuma namazının farz kılındığını ashabına tebliğ buyurdular. Ve burada ilk Cuma namazını kıldılar. Namazın kılındığı bu yerde inşa edilmiş olan mesid, Cuma Mescidi adıyla anılmaktadır.&lt;br /&gt;Baki’ Kabristanlığı (Cennetü’l-Bakî’)&lt;br /&gt;Cennet-ül Baki... buram buram sahabelerin kokusunu taşıyan kutlu mekan. Sanki cennet bahçesi. Sanki o bahçede oturmakta sahabenin her biri. Öyle ya, ölü değil ki onlar. Bakıp da görebilene göre hala orada gezinmekte, oturmakta, ziyaret için gelenleri karşılamaktalar.&lt;br /&gt;Mescid-i Nebevi’nin yakınında bulunan Cennet-ül Baki Kabristanlığı’nın yerini Hz. Peygamber (s.a.v) belirlemiştir. Kabristanlık olarak kullanılmaya başlamadan önce burası, “ğarkad” denilen bir tür çalılık ile kaplı idi. Bu sebeple “Ğarkad” diye de anılır.&lt;br /&gt;Buraya muhacirlerden ilk defnedilen Osman b. Maz’ûn’dur. Daha sonraları Hz. Peygamber’in 16 aylıkken vefat eden en küçük oğlu Hz. İbrahim de buraya defnedildi. Yine Peygamberimiz (sav)’in kızlarından Hz. Rukiyye, Hz. Zeynep, Hz. Fatıma ve torunu Hz. Hasan da buraya defnedildi. Yine Peygamberimizin amcası Hz. Abbas ve halası Safiyye binti Abdülmuttalip de buradadır. Sahabenin ileri gelenlerinden Hz. Osman, Abdurrahman b. Avf, Sa’d ibn-i Ebi Vakkas ve Ebû Hüreyre gibi bir çok sahabe, bir çok İslam alimi de burada bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Mescidü’l-Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid)&lt;br /&gt;İslâm’ın ilk yıllarında namaz Küdüs’teki Mescid-i Aksâ’ya doğru kılınıyordu.&lt;br /&gt;Resûlüllah’ın Medine’ye hicret etmesiniden on altı ay sonra idi. Bir gün Hz. Peygamber (s.a.v.) Seleme oğulları mescidinde sahabileri ile birlikte öğle namazını kılıyordu. Namazın ilk iki rekatı tamamlandığı sırada kıblenin Mescid-i Haram olması yönünde vahiy geldi:&lt;br /&gt;“(Ey Peygamberim!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme,) elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız yüzünüzü hep onun tarafına çevirin.”&lt;br /&gt;Bu ayetin inmesi üzerine Peygamberimiz (a.s.) ve onunla birlikte namaz kılanlar yüzlerini ters yöne yani Mekke’deki Mescidi Haram yönüne çevirip namazı öyle tamamladılar. Böylece namazın ilk iki rekatı eski kıble olan Mescid-i Aksâya doğru, son iki rekatı ise yeni kıbleye, Mescid-i Haram’a doğru kılınmış oldu. Bundan dolayı içinde bir tek namazın iki ayrı kıbleye doğru kılındığı bu mescide, “İki Kıbleli Mescid” anlamına gelen “Mescidü’l- Kıbleteyen” denmiştir.&lt;br /&gt;Uhud Şehitliği&lt;br /&gt;Uhud’un kalbi bir başka atar bu topraklarda. Uhud belki de hala ağlar, Hz. Hamza’nın kalbine. Hala gözyaşı döker, Hz. Peygamber’in kırılan dişine. “Keşke şahid olmasaydım,” der Uhud belki de.&lt;br /&gt;Kuşkusuz Uhud’un önemi bir başkadır İslam tarihinde. Uhud’a her gelen, o anı yeniden yaşamalı, dinin bütünlüğünün sağlanması için verilen mücadeleyi hiç unutmamalı.&lt;br /&gt;Uhud, Medine’nin 5 km. Kuzeyinde yer alan bir dağın adıdır. Öyle sandığımız gibi koca bir dağ değildir. Daha çok bir tepeciği andırmaktadır.&lt;br /&gt;Hz. Peygamber (s.a.v.), Hicretin 3. yılında, bu dağın eteklerinde Mekke’li müşrikler ile savaşmıştır. İslâm tarihinde Uhud savaşı diye anılan bu savaşta, Peygamberimiz’in amcası ve süt kardeşi Hz. Hamza, Abdullah b. Cahş, Mus’ab b. Umeyr, Hanzala b. Ebî Âmir ve Enes b. Nadr gibi kıymetliden kıymetli 70 sahabi şehit düşmüş ve buraya defnedilmişlerdir. Üzeri en fazla yeşil görünen kabir, Hz. Hamza’nın kabridir.&lt;br /&gt;Uhud şehitliğinin ziyaret edilmesi müstehap görülmüştür. Hz. Peygamber (a.s.), “Uhud bizi sever, biz de kendisini severiz” buyurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3858726128940876981?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3858726128940876981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3858726128940876981&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3858726128940876981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3858726128940876981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/kutsal-mekanlar-ve-hacc.html' title='KUTSAL MEKANLAR VE HACC'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-1866411754267833869</id><published>2007-04-23T02:48:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.314+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>EVLİYALAR DİYARI TİLLO</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Evliyalar Diyarı Tillo&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Dide nedir uyku gel uyan gecelerde&lt;br /&gt;Kevkeblerin et seyrini seyran gecelerde…&lt;br /&gt;Bak, hey’et-i alemde bu hikmetleri seyret&lt;br /&gt;Bul saniini, ol ana hayran gecelerde&lt;br /&gt;Burası Tillo. Evliyalar diyarı. İlimle irfanının buluştuğu mübarek belde. Tarih boyunca İslam dünyasının kalbi ve fikri hayatına ışık tutmuş devasa kametler yetiştiren Güneydoğu Anadolu’nun nadide ilçesi; Tillo. Buraya gelenler her köşede bir ilim yuvası, bir irfan müessesesi görür. Buraya gelenler yüzlerinde nur, kalplerinde huzur nice gönül erleriyle buluşur. Tillo’ya gelen ayrılmak istemez. Ayrılan tekrar dönme özlemiyle yanar tutuşur. Tillo’nun kokusu, rengi, havası damarlarınıza sindi mi bir daha bırakmaz sizi.&lt;br /&gt;……..&lt;br /&gt;Tillo’ya gidiyoruz. Gavs-ı Azam İsmail Fakirullah hazretlerinin diyarına. İslam kültürünü Marifetname gibi bir şaheserle zenginleştiren İbrahim Hakkı Hazretlerinin araştırma merkezine. Peygamber Efendimizin torunlarının diyarına, O’nun muhterem amcası Hz. Abbas’ın dergahına, Allah’ın kılıcı Hz. Halid’in köyüne. Evliyalar diyarı Tillo’ya gidiyoruz.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Tillo, Siirt’in şirin bir ilçesi. Şehre 7 km. mesafede yer alıyor. Tillo nahiyesi, 18 Mayıs 1990 tarihinde ilçe olduktan sonra Aydınlar adını aldı. “Yüksek Ruhlar” anlamına gelen Tillo, her döneminde bölgenin en önemli kültür ve eğitim merkezi, ilim ve irfan yurdu oldu. Dini ilimlerin yanı sıra fen ilimlerinin okutulduğu medreselerinde büyük ilim adamları yetişti.&lt;br /&gt;………….&lt;br /&gt;Tillo, Asurlulardan Urartulara, Perslerden Araplara, Selçuklulardan Osmanlılara kadar, birçok medeniyetin gelip geçtiği bir belde.&lt;br /&gt;Hz. Ömer’in Halit bin Velit komutasında gönderdiği İslam ordusu Tillo için bir dönemin başlangıcı oldu. Buraya Hz. Halit ve Peygamber Efendimizin Amcası Abbas’ın soyundan gelen bazı aileler yerleşti. Onların soyundan İsmail Fakirullah hz., Gavsu’l-Memduh, Şeyh Hamza el-kebir ve Mucahit hazretleri gibi önemli alimler çıktı. Bugün Tillo’nun caddelerinde dolaşırken onların torunlarıyla karşılaşırsınız.&lt;br /&gt;……………….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;……..&lt;br /&gt;Burası Tillo’nun en önemli ziyaret mekanı. Tillo’nun sembolü haline gelmiş bu türbede büyük alim ve mutasavvıf İsmail Fakirullah Hazretleri ve astronomi alanındaki çalışmalarıyla tanınan talebesi İbrahim Hakkı Hazretleri yatıyor. Hoca-talebe hayatta olduğu gibi vefatlarından sonra da ayrılmamışlar birbirlerinden. İki yar-ı vefadar kapılarını ardına kadar açmışlar ziyaretçilerine.&lt;br /&gt;Onların manevi atmosferine girmek için yaklaşıyoruz. Bu mekanda her zaman müthiş bir kalabalık var. Türkiye’nin her tarafından insanlar buranın manevi havasından feyiz almak için geliyor. İbrahim Hakkı Hazretleri ötelere göçmeden önce vasiyet etmiş. “beni hocamın ayaklarının dibine defnedin” diye. Vasiyeti gereği büyük insan, buraya, fakirullah hazretlerinin tam ayaklarının dibine defnedilmiş.&lt;br /&gt;Yıl 1657. Aylardan Şaban ayı. Günlerden Cuma. Gecelerden mübarek Regaib gecesi. Tillo’da Hz. Abbas’ın torunlarından Molla Kasım’ın, sabaha karşı fecr-i sadıkla bir oğlu doğuyordu. Hayatı boyunca insanlık için tam bir fecr-i sadık olacak bu büyük insanın adını İsmail koydular.&lt;br /&gt;İsmail Fakirullah ateşin bir zekaya sahipti. Küçük yaşta hafızlığını bitirdi. İlim tahsiline babasının rahle-i tedrisinde başladı ve orada tamamladı. Babası Molla Kasım, Fakirullah hazretlerinin ilk ve en önemli hocasıydı.&lt;br /&gt;……….&lt;br /&gt;Babasının vefatından sonra onun hatiplik ve müderrislik görevlerini üstlendi. Bu arada Siirt eşrafından Hacı Muhammed’in kızıyla evlendi.&lt;br /&gt;……..&lt;br /&gt;Fakirullah hazretleri, 30 yaşlarında iken çok sevdiği validesini kaybetti.&lt;br /&gt;……..&lt;br /&gt;Hak dostu kazancını helal yoldan kazanmak için son derece titiz davranırdı. Evine, çocuklarının midesine hiçbir haram lokmanın girmesine müsaade etmezdi. Dua tepesindeki bu araziyi kendi elleriyle ihya etti. Toprağın bir kısmında üzüm yetiştirdi. Geriye kalan kısmına da buğday ekerdi. Meşe ağaçlarından mazı toplar, kazancı helal birisine satardı. Bununla bir ölçek tohumluk buğday alır ve bu tarlaya ekerdi. Üzüm bağının bütün işlerini bizzat kendisi görür, mahsulü eve kadar kendisi taşırdı. Tarlasının ekinini de hayvanlara eziyet olmasın diye talebeleriyle birlikte biçer döver ve savururdu. Bu işleri yaparken talebeleriyle birlikte abdestli olmaya özen gösteren Fakirullah Hazretleri böylece çocuklarına helal rızık yedirmenin huzurunu yaşardı.&lt;br /&gt;Röp: İki elbisesi varmış, bunları sürekli giyiyor. Bir avuç üzüm …..&lt;br /&gt;Burası İsmail Fakirullah hazretlerinin çilehanesi. Bu mübarek mekan, kutlu insanın halvete çekildiği, derin tefekkürlere daldığı, evrad ü ezkarını yaptığı, Mevlasıyla hasbihale girdiği yer. Ne erbainler gördü bu yapının duvarları. Ne riyazetler gördü. Ne perdeler açıldı burada. Fakirullah hazretleri bu çilehanede aşkla yandı, şevkü iştiyakla kanatlandı, mahbub u hakikiyle vuslata erdi, olgunlaştı. Erenler meclisinde sultanlığa namzet oldu.&lt;br /&gt;……………..&lt;br /&gt;Burası da ulu camii. Diğer bir değişle İsmail Fakirullah Hazretleri camii. Tillo’nun günümüze kadar ulaşan en eski yapılarından biri. Fakirullah Hz. burada imamlık, hatiplik yapmış. Talebelerine dersler vermiş, insanlara vaazlar etmiş. Caminin oymalı minberi, ahşap sanatı açısından tam bir şaheser niteliği taşıyor. Fakirullah hazretleri bu minberden Tillo’nun manaya açık insanlarına ruh üfledi, irfan solukladı. Camiin her köşesine Hak dostunun manevi havası sinmiş. Caminin içinde her zaman derin bir huzur var.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Yaş 48’e dayanınca Kabe-i muazzama ve Habib-i Kibriya Efendimizle lika nasib oldu. Manevi alemin kapısı açıldı, Kabe O’na gel dedi, Ravza davet neşideleri söyledi. Gönül hasretle yandı. Cevap vermemek kabil değildi. Hak Dostu davete icabet etti.&lt;br /&gt;Hazırlıklar yapıldı. Gönüller vuslata ayarlandı ve yollara düşüldü. Fakirullah hazretleri Hacca gitti. Beytullahı ziyaret etti, Hacerül Esvede selam verdi, Ravza-yı Mutahhara’ya yüz sürüp Nebiler Sultanının önünde gözyaşları döktü. Arz-ı hacet eyledi. Alem-i İslam için “medet medet” dualarıyla inledi.&lt;br /&gt;Kuyu hadisesi-Camii -Hafız Taha&lt;br /&gt;Burası Şifalı kuyu. Tillo’ya gelen ziyaretçiler, bu kuyudan su içer, maddi ve manevi hastalıklarına şifa arar. Kuyunun çok ilginç bir hikayesi var.&lt;br /&gt;Fakirullah hz. tam kırk sekiz yaşındaydı. Bir Cuma gecesi taziyeden dönüyordu. Yalnızdı. Her taraf karanlıktı. Tam evin avlusundan çıkmak üzereydi ki, kendini boşlukta buldu. Hak Dostu, içinde su olmayan 13 metre derinliğindeki bu kuyuya düşmüştü.&lt;br /&gt;Şiir- Hafız Taha&lt;br /&gt;Hz. Yusuf misali kuyuya düştü. Orada en büyük ilim ve hikmet dersini aldı. Karanlıklar nura döndü. Sırlar ayan oldu.&lt;br /&gt;Röp: Hafız Taha&lt;br /&gt;…………..&lt;br /&gt;Yokluğunu hisseden Tillo halkı Fakirullah hazretlerini aramaya çıktı. Kuyudan yükselen sesi duyunca koştular. Onu kuyudan çıkardılar. Büyük mürşid, sarığı başında sapasağlamdı.&lt;br /&gt;…………….&lt;br /&gt;Kendisini kuyudan çıkarmak isteyenlere "Beni kendi halime bırakın. Artık benim sizinle işim kalmadı" diyordu.&lt;br /&gt;……..&lt;br /&gt;İsmail Fakirullah Hz kuyuda bulunduğu zaman zarfında yüce Allah'ın tecellileriyle karşılaştı, birçok evliyanın ruhuyla tanıştı. Bu hadiseden sonra Fakirullah Hz.'nin istiğrak hali 8 yıl devam etti. Dokuzuncu yıl Cenab-ı Hak'tan aldığı feyz ile insanları hak yoluna irşada başladı. Bir taraftan insanların kalplerini manevi huzurla dolduruyor, diğer taraftan da akıllarını müspet ilimlerde donatıyordu. Böylece kalp-kafa izdivacına ermiş büyük kametler yetiştiriyordu.&lt;br /&gt;……………&lt;br /&gt;Hayatını müminleri irşad etmeye vakfeden Hz. Fakirullah’ın bu dünyanın cefasından kurutulup berzah aleminin sefasına gitme zamanı gelmişti. Tarihler 1734’ü gösterdiğinde Hak Dostu 79 yaşında ruhunu Mevlasına teslim etti.&lt;br /&gt;……&lt;br /&gt;Büyük Mürşidin vefatını işiten devrin padişahı Sultan Birinci Mahmut bir ferman göndererek kabri üzerine büyük bir kubbenin inşa edilmesini emretti.&lt;br /&gt;Röp: Hafız Taha&lt;br /&gt;Osmanlı padişahları gerek fakirullah hazretlerine gerekse onun soyundan gelen zatlara büyük bir alaka duymuş, çeşitli dönemlerde fermanlar göndermişler. Devlet-i aliyyenin sultanları, mana aleminin sultanlarına her zaman derin sevgi ve saygılarını ifade etmişler. Bugün bu fermanlar torunlarının evlerinde bir şeref nişanesi olarak duvarları süslüyor.&lt;br /&gt;………&lt;br /&gt;İsmail Fakirullah hz.leri hayattayken yazılı bir eser bırakmaz. Kendisine “neden bir eser yazmadınız” diye soranlara Erzurumlu İbrahim Hakkı’yı göstererek “işte benim eserim” diye cevap verir.&lt;br /&gt;………&lt;br /&gt;"Hak, şerleri hayr eyler,Zannetme ki gayr eyler,Ârif ânı seyr eyler,Mevlâ görelim neyler,Neylerse, güzel eyler...&lt;br /&gt;………&lt;br /&gt;Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri..&lt;br /&gt;Günümüz alternatif tıbbı, astronomi, geometri gibi ilimlere ışık tutan Marifetname adlı dev eserin müellifi… On sekizinci yüzyılda yaşamış önemli bir bilim adamı. Bir İslam alimi. Bir şair. Bir filozof… devasa bir şahsiyet.&lt;br /&gt;…………..&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı hazretleri Erzurumludur, ama Onun ilmi ve fikri kişiliğini Tillo oluşturmuş. Tillo İbrahim hakkı’yla İbrahim Hakkı da Tillo’yla özdeşleşmiş. Öyle ki Tillo’da kiminle konuşursanız konuşun, size O’nun bilimsel deneylerinden, kal’asından, güneş-ışık oyunlarından bahseder. İbrahim Hakkı hz. Tillo’luların içinde bütün buluşlarıyla hala yaşıyor. Tillo’nun çocukları bile onun deneylerini size bütün detaylarıyla anlatırlar.&lt;br /&gt;Röp: çocuklar&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı hazretleri 1703 yılında Erzurum'a bağlı Hasankale ilçesinde dünyaya geldi. Babası Derviş Osman Efendi. Annesi Hasankale’nin saygın ailelerinden Şerife Hanım. İbrahim Hakkı Henüz 7 yaşındayken annesini kaybetti. Babası Onu Tillo’ya götürdü. Büyük alim ve Hak dostu Fakirullah hazretlerinin medresesine.&lt;br /&gt;………….&lt;br /&gt;Orada ruh dünyasını yoğurup şekillendirecek olan Fakirullah Hazretlerini gördü, Ona derin bir aşkla bağlandı. Rahle-i tedrisine oturdu. Gece gündüz demeden hocasının bilgi ve marifet denizinden kana kana içti. Hamdı… yandı… pişti ve ustasının elinde insan-ı kamil ufkuna erişti. Müspet ilimlerle aklını, dini ilimlerle kalbini besledi. Böylece Tillo’nun o güne kadar yetiştirdiği zirve şahsiyetler arasındaki yerini aldı.&lt;br /&gt;……….&lt;br /&gt;O’nun en acı günü Hocasını kaybettiği gündü.&lt;br /&gt;………&lt;br /&gt;Hocasının vefatından sonra İbrahim Hakkı Hazretleri astronomi alanındaki araştırmalarını ilerletti. Doğunun bu ücra beldesinde büyük araştırma merkezlerinde bile yapılmayan deneyler yaptı, aletler kullandı. Yeni buluşlara muvaffak oldu, yeni ufuklara açıldı. İbrahim Hakkı hz.lerinin namı bu çalışmalar sayesinde Tillo sınırlarını aştı, Doğunun bütün illerine yayıldı. Oradan da İstanbul’a, Devlet-i aliyyenin payitahtına ulaştı. Dönemin padişahı I. Mahmut çok sevdiği Fakirullah hazretlerinin bu kabına sığmaz talebesini görmek tanımak istedi. Ferman geldi, İbrahim Hakkı, Padişah’ın özel davetlisi olarak istanbul’a çağrıldı. Padişah Ona sarayın kütüphanesini ardına kadar açtı. Kütüphaneye kapandı. Gece ve gündüzlerini burada geçirdi. Başta astronomi olmak üzere fen bilimleriyle ilgili yüzlerce eseri inceleme imkanı buldu. Bilimin ulaştığı son verilere muttali oldu. Böylece ölümsüz eseri Marifetnamenin alt yapısı oluştu.&lt;br /&gt;……..&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı Hazretleri, İstanbul’dan farklı bir heyecanla Tillo’ya döndü. Tillo medreselerinde ders verdi. Birikimini talebelerine aktardı. İbrahim Hakkı hazretlerinin kullandığı ve günümüze kadar gelen, Kozmografik aletler, haritalar, güneş sistemi ile ilgili tahta ve küreler, bugün yerli yabancı bir çok bilim adamı tarafından hayranlıkla karşılanıyor. Meridyen ve paralelleri gösteren yerküre; mevsimleri, burçları ve önemli yıldızları gösteren gökküre onun deha ürünlerinden bir kaçı.&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı hz.leri Rubul Müceyyebi namaz vakitlerini ve kıble yönünü tesbit etmede kullanmış. Rubul Mukantaratla yıldızların konumlarını belirlemiş.&lt;br /&gt;Yıldızların yerlerini ve yüksekliğini bulmak için usturplardan faydalanmış.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı'ya göre, bütün varlık bir küre şeklindedir: "Alemin her ne tarafına nazar olunsa şekli muhaddep görünür." "Arzda ve semada müşahede olunan bütün şekiller yuvarlaktır". Einstein, bu görüşü ondan çok daha sonra matematiksel yollarla göstermiş.&lt;br /&gt;….&lt;br /&gt;Röp: Nurettin Sancar- batıda kitapları tercüme edilmiş ve üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuş.&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı Hazretleri Güneş ısısı, yıldırım ve gök gürültüsünün mahiyeti, ışık ve ses dalgalarının yayılışındaki zaman farkları gibi konularda önemli bulgulara ulaştı. Bunun neticesinde Kala’tul Üstad fikri ortaya çıktı. Kalatul Üstad Tillo’nun 4 km doğusunda yer alıyor.&lt;br /&gt;………&lt;br /&gt;Kalatül üstada, yani üstadın kalesine doğru çıkıyoruz.. Tillo halkı, ibrahim Hakkı hazretlerinin mesken tuttuğu bu mekana onun adını vermiş. Tepeye yaklaştıkça gözümüze kale duvarına benzer bir duvar çarpıyor. Duvarın yanına geldiğimizde muhteşem bir manzarayla karşılaşıyoruz. Göz alabildiğine uzanan bir vadi. Olağanüstü güzellikte, kıvrıla kıvrıla akan Botan nehri. Bu nehir İbrahim hakkı Hazretlerine yepyeni ufuklar açmış. İlham vermiş. Üstad buraya gelir burada derin tefekkürlere dalar, gök yüzünü rasat ederdi.&lt;br /&gt;Manzara tek kelimeyle harika.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Hocası İsmail Fakirullah’a karşı duyduğu büyük sevgi ve bağlılık, O’na bu tepede olağanüstü işler yaptırmış.&lt;br /&gt;“Yeni yılda doğacak güneş, ilk olarak hocamın başucunu aydınlatmazsa ben o güneşi istemem” diyerek işe koyulan İbrahim Hakkı Hazretleri önce hocasının türbesi üzerine bir kule inşa ediyor. Türbenin tam doğu tarafında kalan bu yüksek tepeye de harç kullanmadan bir duvar yapıyor. Gece ve gündüzün eşit olduğu ve ilkbaharın başlangıcı olan 21 martta güneş bu duvarın ardından doğuyor. Tepeden ve duvardan dolayı bütün Tillo gölgede kalıyor. Duvardaki pencereden giren güneş ışınları İsmail Fakirullah Hazretlerinin türbesi üzerindeki kulede mercek ve aynalar vasıtasıyla kırılarak Türbenin penceresinden içeri giriyor ve Hocası İsmail Fakirullah hazretlerinin başucunu aydınlatıyor.&lt;br /&gt;…….&lt;br /&gt;Bu hadise tam anlamıyla bir deha ürünü.&lt;br /&gt;Ancak ne yazık ki bu ışık düzeni, türbenin restorasyonu sırasında bozulmuş. Avrupa'nın bir çok uzman bilim adamı, bütün uğraşlarına rağmen bu ışık düzenini eski orijinal haline getirememiş.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı hazretleri Kalatül üstada talebeleriyle birlikte gelir, astronomi ile ilgili konuları uygulamalı olarak anlatırdı. En meşhur eseri Marifetname’nin bir kısmını burada yazdı.&lt;br /&gt;……….&lt;br /&gt;Marifetname dünyaca ünlü bir eser. İbrahim Hakkı hazretlerinin, ilmi, fikri ve tasavvufi birikimini en kapsamlı şekilde yansıtan eser. Ahlak, tasavvuf, felsefe ve psikolojinin yanı sıra tıp, geometri, matematik ve fizik gibi müspet ilimlere dair konuları bu dev ansiklopedik eserde görüyoruz.&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı, astronominin yeni verilerinden söz ederken hiçbir ilmi gelişmenin dini bilgilerle çelişmediğini vurgulamış. Marifetname’de fena, beka, muhabbet, aşk, velayet gibi tasavvufun hemen bütün konularına yer vermiş. Vahdet-i vücud gibi kelam ve tasavvuf ilminin en derin konularını ustaca ele almış. Eserin son bölümü olan 'Kıyafetname' bölümünde İbrahim Hakkı hazretleri, insanın dış görüntüsü ile karakteri arasındaki gizemli bağlantılara işaret etmiş.&lt;br /&gt;…………….&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı Hazretleri Türkçe, Arapça ve farsça olmak üzere 70’ten fazla eser yazdı. Aynı zamanda usta bir şair olan İbrahim Hakkı, şiirlerini İlahiname isimli bir divanda topladı.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Röp: Hafız Taha’nın Marifetname’den okuduğu ilahi tarzındaki şiir.&lt;br /&gt;Röp: Nurettin Sancar Şiir açıklamalı.&lt;br /&gt;………..&lt;br /&gt;Canan elinden gelmişem, fani mekanı neylerem&lt;br /&gt;Ol mülke meyli salmışam ben bu cihanı neylerem&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;22 Haziran 1780 senesinde İbrahim Hakkı hazretleri Tillo’da vefat etti. Vasiyeti gereği hocası Fakirullah hazretlerinin ayakları ucuna defnedildi. Henüz dokuz yaşında Tillo’ya gelip burada yetişen ve ömrünün büyük bir kısmını Tillo’da geçiren İbrahim Hakkı hazretleri yine Tillo’da Rabbine kavuştu. O hayatı boyunca hep ilimle uğraştı. Bu alanda büyük çığırlar açtı. Talebeler yetiştirdi. Eserler verdi. Onun yazdığı eserler bugün binlerce ilim adamına ışık tutuyor.&lt;br /&gt;………&lt;br /&gt;Bir bayram sabahı. Ra’sul Kuva tepesindeyiz. Burası Gavsü’l-Memduh Camii. Bayram büyük bir coşkuyla kutlanıyor burada. Namaz huşu içerisinde kılınıyor. Tillo’da bayram namazı kılmak için Türkiye’nin her tarafından gelenler var. Siirt’ten, Urfa’dan, Erzurum’dan, Hatay’dan ve daha bir çok yerden. Tillo’nun ehli ilim ve ehli irfan insanlarıyla bayramlaşmak için gelmişler. Namazdan sonra, İsmail Fakirullah hazretlerinden günümüze kadar devam eden bir gelenek dikkatimizi çekiyor. Bir gün öncesinden hazırlanan yemekler camiye getiriliyor. Cami içinde büyükçe bir sofra kuruluyor. Yemekler tabaklara konuluyor, elden ele taşınarak camii içindeki büyük sofraya ulaştırılıyor. Bayram sofrası herkese açık. Misafirperver Tillo halkı bu adeti günümüze kadar getirmiş. Bugün bu gelenek Sultan Memduh camiinde, Ulu camide ve Tillo’nun diğer camilerinde bütün canlılığıyla yaşatılıyor.&lt;br /&gt;………..&lt;br /&gt;1309 yılında inşa edilmiş olan Sultan Memduh camii, giriş kapısındaki işlemelerle taş işçiliğinin nadide örneklerinden birini teşkil ediyor. Caminin içinde Gavsul Memduh hazretlerinin türbesi var. Tillo’nun manevi mimarlarından olan Sultan Memduh Hazretleri, İsmail Fakirullah Hazretlerinin torunu, aynı zamanda İbrahim Hakkı Hazretleri'nin talebesi. Türbeye giriyoruz. Farklı yerlerden insanlar, büyük zatın ziyaretine gelmişler.&lt;br /&gt;………….&lt;br /&gt;Sultan Memduh'un sandukasını çevreleyen parmaklığın üzerinde küreler gözümüze çarpıyor. Bunlar Gavsul Memduh Hazretlerinin kendi elleriyle yaptığı temsili küreler. Bu küre cenneti temsil ediyor. Bu da cehennemi.&lt;br /&gt;…..&lt;br /&gt;Asıl adı Mahmut olan Sultan Memduh Hz. 1761 yılında Tillo’da doğdu. Genç yaşta İbrahim Hakkı Hz.’nin yanında sarf, nahiv, tefsir, hadis ve fıkıh gibi dini ilimleri okudu. Kısa sürede hocasının sevgisini kazandı. İbrahim Hakkı hazretleri, onunla özel olarak ilgilendi ve gayp aleminde "Memduh" lakabıyla isimlendirildiğini O’na haber verdi.&lt;br /&gt;…………..&lt;br /&gt;Sultan Memduh Hz’nin, en önemli eseri Mecmua isimli tasavvufi divanıdır. Mecmua; Arapça, Farsça ve Türkçe yazılmış 47.000 beyitten oluşuyor. Eserin orjinali bugün Gavsul Memduh hazretlerinin torunları tarafından büyük bir ihtimamla korunuyor.&lt;br /&gt;……….&lt;br /&gt;Gavsul Memduh Hazretleri 1847 yılında 89 yaşında Dar-ı Bekâya irtihal etti. Ve bu türbeye defnedildi. Türbeyi, Sultan Memduh Hz. vefat eden oğlu Şeyh Abdurrahman için yaptırmış. Kendisi vefat edince de aynı türbeye defnedilmiş. Türbede ayrıca Gavsul Memduh hazretlerinin hanımı Zemzemil-Hassa’nın mezarı yer alıyor.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Tillo’nun kadın evliyalarından olan Zemzemil Hassa hazretleri bir gün evinin damında mürakabeye dalmıştı. Birdenbire kendini Beytullahı tavaf ederken buldu. O gece kendisine “Tuvayle” diye isimlendirilen tepeye bir ibadetgah inşa etmesi ilham edildi. Bunun üzerine Beytullaha benzer bu mimari yapıyı inşa ettirdi. Burası Kubbetül Hassa.&lt;br /&gt;…….&lt;br /&gt;Bediüzzaman Sait Nursi hazretleri 1890 yılında Tillo’ya geldiğinde Kubbetül Hassa’da 6 ay boyunca inzivada kaldı. Burada Kamus-u Okyanus adlı lügatı “sin” harfine kadar ezberledi.&lt;br /&gt;………&lt;br /&gt;Manzara tam anlamıyla harika. Dağlar ve dağlar arasında uzanan Evliyalar yurdu, Tillo. Buraya gelenler bu kubbenin altında namaz kılar ve Zemzemil Hassa hazretlerine dua ederler. Az ötede, Fakirullah hazretlerinin kendi elleriyle diktiği üzüm bahçesi var.&lt;br /&gt;……..&lt;br /&gt;Tillo’nun manevi dinamiklerinden birisi de Şeyh Hazma El Kebir hazretleridir. “Kutb’ul Aktab” makamına ulaşmış büyük evliyalardan olan Şeyh Hazma hazretleri Hz. Halit bin Velid’in mübarek torunlarından.&lt;br /&gt;İlim ve marifetiyle bir çok insanın gönülünü irfanla aydınlatmış. 1271 tarihinde vefat edince buraya defnedilmiş. Mezar taşındaki yazıların tümü silinmiş. Silinmeyen tek cümle “Rabbine kavuştu” anlamına gelen “Fettasale Billah” ibaresi.&lt;br /&gt;……………&lt;br /&gt;Burası da Şeyh Hamza el-Kebir hazretlerinin oğlu Şeyh Mücahit türbesi.&lt;br /&gt;İbrahim Hakkı Hz. eserlerinin pek çok yerinde O’nun kerametlerinden bahsetmiş. 1262 yılında vefat edince bu türbeye defnedilmiş.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Tillo geçmişte olduğu gibi günümüzde de bir kültür ve eğitim merkezi. Tillo’nun tarihi evleri buraya gelen yerli ve yabancı bir çok ziyaretçinin dikkatini çekiyor. Evlerin dış kapılarındaki süslemeler, ruhlardaki estetiğin taşlara işlenmiş hali.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Bu mübarek beldenin bağrında nice evliyalar var. Bu yüzden olsa gerek, sokaklarında dolaşırken birden bire içiniz huzurla dolar.&lt;br /&gt;Tillo’ya adım attığınızda sanki zaman tünelinde yolculuğa çıkmış gibi hissedersiniz kendinizi. Burada başka bir yerdesiniz. Dünya çok gerilerde kalmıştır. Havayı teneffüs ettiğinizde yüzlerce yılın manevi havasını ruhunuzda duyarsınız. Birdenbire sayısız hatıra ve tarihî olay canlanır gözlerinizin önünde. Nurlu yüzler, türbeler, camiler, medreseler, geleneksel evler. Her biri bir başka zamana, bir başka döneme tanıklık eden canlı şahitler.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Tillo apayrı bir dünya. Geçmiş, hal ve gelecek iç içe yaşıyor burada. Tillo’da zaman bir başka akar. Tillo’da madde ile mana, akıl ile kalp iç içe. Fakirullah hazretleri, ibrahim hakkı, sultan Memduh ve daha nice Hakk dostu’nu yetiştiren mübarek belde burası. Kalatül üstadıyla, Kubbetül Hassa’sıyla, türbeleriyle, bereketli toprakları ve cana yakın insanlarıyla Tillo ruhlarda silinmez izler bırakıyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-1866411754267833869?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/1866411754267833869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=1866411754267833869&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/1866411754267833869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/1866411754267833869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/evliyalar-diyari-tillo.html' title='EVLİYALAR DİYARI TİLLO'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-3964717683211096645</id><published>2007-04-23T02:46:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.315+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>zamanin güzelliği said nursi</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;ZAMANIN GÜZELLİĞİ&lt;br /&gt;SAİD NURSİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bediüzzaman Said Nursi, 20. yüzyılda yetismis en büyük Islam alimlerinden biridir. 87 yıl süren hayatı boyunca insanlara Islamiyet’i anlatmıştır. Ömrü sürekli mücadelelerle, zorlu imtihanlarla geçmiştir. Hapishaneler, sürgünler, savaşlar, onun hayatının kuşkusuz vazgeçilmez bölümleridir. Bu büyük alim zat, hayatta karşısına çıkan her türlü zorluğa karşı asla yılmamış, imkansız denecek şartlar altında eserlerini telif etmiştir. İşte bugün insanlara ışık kaynağı olan Risale-i Nur külliyatının öyküsü, işte büyük bir şahsiyetin iman yolunda harcadığı koca bir ömrün hikayesi…&lt;br /&gt;Said Nursi, 1873 yılında, Bitlis’in Hizan kazasının Nurs köyünde dünyaya teşrif etmiştir. Geçtiğimiz yüzyıl içinde yetismis en büyük İslam alimlerinden ve fikir adamlarından biridir. Devrin ilim çevreleri tarafindan kabul ve iltifat görmüştür. Üstün meziyetlere sahip olduğundan dolayı, henüz 21 yaşındayken “zamanın güzelliği” manasına gelen “Bediüzzaman” ismiyle anılmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;O, bu ismi hakkıyle hak eden bir zattı. Zira daha çocuk yaşlarında, ondaki farklılık ve güzellik dikkatleri celb ediyordu. Küçük yastan itibaren keskin bir zekası, kuvvetli bir hafizası vardı.&lt;br /&gt;Said Nursi’nin çocukluğu, Nurs köyünde, anne ve babasının yanında geçti. Annesi Nuriye hanım, babası Mirza efendi idi. Yedi kardeşin dördüncüsü olan Said Nursi, çok soru soran ve etrafını araştıran bir çocuktu. Daha o yaşta ondaki başkalık fark ediliyordu. Bilhassa büyüklerin sohbet meclislerinde bulunur, dini ve ilmi münazaraları dikkatle dinlerdi.&lt;br /&gt;İlme meraklı olan küçük Said, henüz 9 yaşında iken Tağ köyünde Molla Mehmed Emin Efendi Medresesi’ne gitti. Bir müddet sonra buradaki tahsiline ara verdi. Eğitimiyle, ağabeyi Molla Abdullah meşgul olmaya başladı. Daha sonra Pirmis köyünde tahsiline devam etti. Öğrenimi sırasında keskin zekasıyla hocalarının takdirini kazanıyordu. Daha talebe iken “Molla Said” ismiyle meşhur olmaya başlamıştı.&lt;br /&gt;Ancak her alim gibi onun da dünyadaki imtihanları ağır geçer. Bir yandan cemiyeti ilim ile meşgul etmeye çalışırken, diğer yandan başına musallat olan musibetlerle cenk eder. Ve İslamiyet’in yayılmasına, doğru anlaşılmasına adanan koskoca bir ömür, türlü fedakarlıklarla geçer.&lt;br /&gt;Bediüzzaman Said Nursi, hayatını ikiye ayırır. Nur risalelerini yazmaya basladığı 1926’ya kadar kendini “Eski Said” olarak tanımlar. Risaleleri kaleme almaya başladıktan sonra, “Yeni Said” dönemi açılır. İşte bu dönem, onun ziyadesiyle haksızlıklara, eziyetlere, iftiralara maruz kaldığı bir zaman dilimi olur. Oysa onun istediği tek şey, cehaletle savaşmak, insanların eğitimleriyle meşgul olmaktır. Ardı kesilmeyen sürgünlere, sonu gelmeyen mahkemelere rağmen o, politikaya fazla bulaşmamaya çalışır. Kendini halkın imanını kuvvetlendirmeye adar.&lt;br /&gt;Bunu zaten daha evvel rüyasında görmüştür. 1885 yıllarında, bir kış gecesidir. Anne ve babasının yanında bulunan Said Nursi, rüyasında kıyametin koptuğunu görür. Bu esnada Peygamber Efendimiz’i ziyaret etmeyi arzu eder. Bunu nasıl yapabileceğini düşünürken, aklına sırat köprüsünün başında beklemek gelir. Nasılsa bütün insanlar oradan geçecektir. Peygamberimiz’in de oradan geçeceğini düşünür. Ziyaret edip elini öperim diyerek sırat köprüsünün başına gider. Orada bütün peygamberlerle görüşür ve ellerini öper. Nihayet son peygamber Hz. Muhammed (sav)’in eline kapanır ve ondan ilim taleb eder. Hazret-i Peygamber: “Ümmetimden sual sormamak şartıyla sana ilm-i Kuran verilecektir,” diye müjde verir.&lt;br /&gt;Bu rüya üzerine Said Nursi’de ilim tahsiline karşı daha bir iştiyak uyanmıştır. Çünkü artık bu büyük ilim adamı, hayatı boyunca bitip tükenmeyen bir yola girmiş bulunuyordu.&lt;br /&gt;Said Nursi’ye göre en büyük eksiklik, elbette eğitim idi. Bunun için evvela doğuda bir üniversite kurmak lazım geliyordu. Din ve egitim bilimlerinin okutulabilecegi ve Medreset-üz Zehra ismini verdigi üniversitenin kurulabilmesi için 1907'de Istanbul'a geldi. Amacı, Mısır’daki El-Ezher Üniversitesi gibi büyük ve kapsamlı bir okul açılmasına öncülük etmekti. Böylelikle ilimden uzak ve bu cihetten fakir kalmış doğu illeri gelişecekti. Fakat umduğunu bulamadı. İstanbul'daki ilim adamlarının, talebelerin, medrese hocalarının ve siyasetçilerin ona olan ilgisinden bazı çevreler rahatsız oldu. Bediüzzaman'ın önce akıl hastanesine daha sonra da hapishaneye gönderilmesini sağladılar. Said Nursi'nin serbest bırakılmasından kısa bir süre sonra 23 Temmuz 1908'de II. Mesrutiyet ilan edildi.&lt;br /&gt;Bediüzzaman Said Nursi’nin yaşadığı dönem, ülkenin siyasi olarak en karışık olduğu dönemlere rastlar. İşte bu sancılı dönemlerde o, halk üzerinde sürekli yatıştırıcı rol oynamıştır. Ancak ne var ki, ismi bazı olaylara karışır. Bu olaylardan en mühimi, 31 Mart vakasıdır.&lt;br /&gt;Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmeye çalışıldığı vakit gerçekleşen isyan, İstanbul’u ayağa kaldırmıştır. 11 gün devam eden kargaşa, nihayet bastırılır. Bediüzzaman, olayların sürdüğü günlerde İzmit’e çekilir. Fakat yeniden İstanbul’a dönerek, halkı yatıştırmak için bir takım girişimlerde bulunur. İstanbul'da çesitli yerlerde konusmalar yapar. Doğu'daki aşiret reislerine telgraflar çeker. Fakat tüm bu uğraşlarına rağmen, 1909'da 31 Mart olayına karıstığı iddia edilerek tutuklanmış, idam talebiyle yargılanmıştır. Sonunda suçsuzluğu anlaşılarak beraat etmiştir.&lt;br /&gt;Bediüzzaman bu olaydan sonra İstanbul’dan Dogu'ya döner. Kurtuluş savaşı sırasında mühim görevlerde bulunur. Bizzat cepheye giderek savaşa katılır. I. Dünya Savaşında talebeleriyle milis kuvvetleri olusturarak, milli mücadeleye destek verir. Gönüllü alay komutanı olarak büyük faydalar gösterir.&lt;br /&gt;Fakat savaş, ilim için asla bir engel olmaz. Bediüzzaman, harb esnasında bile eser telif etmeye devam eder. Kafkas cephesinde gönüllü birliklerinin başında iken İşarat'ül İcaz adlı Arapça eserini telif eder.&lt;br /&gt;Kafkas cephesinde savaş sürerken, üç talebesiyle birlikte Ruslara esir düşer. Sibirya'daki esir kampına götürülür. Ancak o, esir hayatı yaşarken bile boş durmaz. Cepheden cepheye koşarak harp meydanlarındaki çatışmalarla ele geçen esir subaylar için bir ilim meclisi, imanlarını ve ihlaslarını güçlendirecekleri bir marifet mektebi olur. Rusların elinde esir tutulmasına rağmen, bir süre sonra kefaretle Koşturma'daki Tatar mahallesinde bir camide kalmasına izin verilir. Bunun üzerine Bediüzzaman, iki buçuk yıl boyunca bu camide hem imamlık yapar, hem de iman sohbetlerine devam eder.&lt;br /&gt;Üç yıl süren esaret hayatından sonra komünist ihtilalinin meydana getirdiği karışıklıktan istifade ederek kaçmayı başarır. Yeniden İstanbul’a döner.&lt;br /&gt;Istanbul'da devlet ricali ve ilim çevreleri tarafından büyük bir iltifatla karşılanan Said Nursi, Dar-ül Hikmet-i Islamiye ismiyle malum, İslam Akademisi azalığına tayin edilir. Buradan aldığı maaşla, kendi kitaplarını bastırarak parasız olarak dağıtmaya başlar. Istanbul'un isgali sırasında da işgalcilerin aleyhinde “Şeytanın Altı Desisesi” isimli bir brosür hazırlar. Onun bu hareketi, Ingiliz isgal kuvvetleri komutanını bir hayli kızdırmış, komutan, ölü veya diri ele geçirilmesi emrini vermiştir. Said Nursi, Türk halkının yaşadığı bu zor zamanlarda kendine yöneltilen suçlamalara karşı yılmamış, sürekli Milli mücadeleyi savunmuştur.&lt;br /&gt;Bu büyük ilim adamının bu yoldaki azmi, Millet Meclisi'nin de dikkatini çeker. Kısa zaman sonra Ankara'ya davet edilir. 1922'de Ankara'ya geldiginde devlet merasimiyle karşılanır. Kendisine teklif edilen Şark Umumi Vaizliği, milletvekilligi ve Diyanet Isleri Baskanlığı gibi vazifelerini reddeder. Çünkü o, daima halkın içinde bulunmaktan onur duymuş, Milli mücadeleye bizzat katılmak istemiştir.&lt;br /&gt;Sürekli halk arasında kalarak, halkın mücadele azmini canlı tutmaya çalışan Said Nursi, 1925 yılında Seyh Said isyanı çıktığında, olayla hiçbir ilgisi olmadığı halde yeniden suçlanır. Van'da inzivaya çekilmis olduğu yerden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla ilçesine sürgüne götürülür.&lt;br /&gt;1925 yılında Burdur'da zorunlu ikamete tabi tutulan Bediüzzaman, evinde ve Kasaboğlu Camii'nde halka İslamiyeti ve Kuran ahlakını anlatmaya başlar. Ancak, yapılan derslerden ve halkın etrafına toplanmasından rahatsız olanlar, onun Isparta'ya gönderilmesini emrederler.&lt;br /&gt;1926'da Isparta'ya nakledilen Bediüzzaman, burada da sohbetlerine devam eder. Çok geçmeden yine etrafındaki insanlar giderek çogalmaya başlar. Bu durum karşısında bu defa, Isparta'nın daha ücra bir köyüne nakledilerek, insanlarla ilişiği tamamen kesilmeye çalışılır. Bu kez sürgün yeri, gerçekten pek ücra olan, çoğunluk yaşlı kimselerin yaşadığı küçük bir köy olur. O kadar ücra bir köydür ki, ancak Eğridir Gölü üzerinden kayıkla gidilebilmektedir. Burası, Barla’dır.&lt;br /&gt;Said Nursi’nin Barla’ya gelmesinden sonra, hayatında adeta yeni bir sayfa açılmıştır. İşte hayatının ikinci ve en önemli kısmı burada geçecektir. Artık 25 sene sürecek esaret ve çile devri başlamıştır. Sürgün olarak gönderildiği bu belde de o, bilakis hayatının en verimli dönemini geçirmiştir. Zira Risale-i Nur Külliyati'nın büyük bir kısmını, burada yazmak nasip olacaktır.&lt;br /&gt;Fakat Barla, gerçekten tam bir sürgün yeridir. Nüfus pek yaşlıdır. Gençlerin çoğu şehirlere göç etmiştir. Okuma-yazma seviyesi hayli düsüktür. Kısacası uzaktan bakıldığında, ilim meclisi oluşturabilmek imkansız görülen bir yerdir. Oysa Said Nursi, kendisi için artık bir süreklilik kazanan bu sürgünleri, sürgün olarak değil, vazife olarak görür. Şartların uygunsuzluğu ve imkansızlarına rağmen, tebliğine devam eder. Nitekim burada da başarılı olur ve halk, onun etrafında yine halka halka toplanır.&lt;br /&gt;Bediüzzaman, Barla’da kaldığı sekiz sene boyunca Sözler, Mektubat ve Lemalar’ın büyük bir kısmını telif eder. Bu risaleler, talebelere elden ele ulaştırılır. Talebeler, nüshaları yazarlar, tekrar Üstad’a iade ederlerdi. Yazılan risaleler, civar yerlerden gelenler tarafından da büyük bir merak ve iştiyakla alınıyor, okunuyor, el yazısı ile yazılıp çoğaltılıyordu.&lt;br /&gt;Bediüzzaman, Barla’da bulunduğu sıralarda çok hasta olur, pek sıkıntı çekerdi. Pek az yerdi. Çoğu zaman bir tas çorba ve birkaç lokma ekmekten ibaretti yemeği. Zaten bütün ömrü boyunca az yemeye özen gösterirdi.&lt;br /&gt;Ancak, hayat bu büyük ilim adamı için her zaman zorlu geçecektir. Bazı çevreler, Nur Risalelerinin yazılmasını engellemek için harekete geçer. 1934 yılında Said Nursi, Isparta'nın merkezine getirilir. Amaç, onu daha sıkı bir kontrol altında tutmaktır. Bundan tam bir yıl sonra, Said Nursi'nin oturdugu evde arama yapılır. Bütün kitaplarına el koyulur. Emniyete götürülerek sorgulanır. Yine suç unsuru bir seye rastlanmayınca, serbest bırakılır.&lt;br /&gt;Bundan sonra tevkifler devri başlar. Üzerinden çok geçmeden, hakkında soruşturma açılır. Bediüzzaman ve 120 Nur talebesi Eskisehir Hapishanesine gönderilir. Açılan dava sonunda 11 ay Eskişehir hapsi ve Kastamonu'da mecburi ikamet şartı verilir. Hayatının yedi yılını burada geçirecektir.&lt;br /&gt;Eskisehir hapishanesinde Said Nursi’nin, bir iki istisna hariç kimseyle görüşmesine izin verilmemiştir. Ancak o, yine bu meşakkatli şartlara rağmen Risale-i Nurların telifine devam etmis, Yirmiyedinci, Yirmisekizinci, Yirmidokuzuncu ve Otuzuncu Lem'alar'ı burada yazmıştır.&lt;br /&gt;Polis gözetimi altında mecburi ikamet için Kastamonu'ya getirilen Said Nursi, ilk bir ay boyunca polis karakolunun üst katında oturmak zorunda bırakılır. Daha sonra karakolun tam karşısında bulunan bir eve yerleştirilir. Ancak burada da Risale-i Nurlar'ın telifine ara vermemistir. Etrafını yeni talebeleri almaya baslamıştır. Zira her gittiği yerde insanlar, adeta ışığa gelen kelebekler gibi onun etrafını sarmaktadırlar. Halktan hiçbir maddi beklentisi olmayan bu alim zat, İslamiyet’i anlatmaya burada da devam eder.&lt;br /&gt;1943'te Isparta savcısından gelen talimat üzerine yeniden tutuklanır. Ağır hasta olmasına rağmen Ankara'ya, oradan da trenle Isparta'ya getirilir.&lt;br /&gt;Risale-i Nur ile ilgili davaların Denizli'deki davayla birleştirilmesi üzerine, Denizli'ye sevk edilir. 8 sene sonra gelen Denizli Mahkemesi, 20 ay hapis cezası verir.&lt;br /&gt;Denizli hapsi çok zor sartlar altında geçer. Yeni hapishane dönemi ve yargılama safhalarında da Bediüzzaman, Risale-i Nur'un yazımına hiç ara vermez.&lt;br /&gt;1944'te beraat ve tahliye kararı verilir. Ama buna rağmen, Afyon'un Emirdağ ilçesinde zorunlu iskana tabi tutulması öngörülür.&lt;br /&gt;Bediüzzaman, hükümet binasının karşısında bir odaya yerleştirilerek gözetim altına alınır. Emirdag sürgünü, Denizli hapishanesindekinden bile çok daha ağır ve zor şartlar altında geçer.&lt;br /&gt;Bu dönemde, hukuki yollarla Bediüzzaman'ı etkisiz hale getiremeyen muhalifleri, onu zehirleyerek öldürme yoluna gitmişlerdir. Hayatı boyunca yirmi üç defa denenecek bu tesebbüslerin üçü Emirdağ sürgününde gerçekleşmiştir.&lt;br /&gt;Bu dönemde artık hasta ve yetmiş yaşında olan Said Nursi, 60 kişilik büyük bir koğuşta tek başına bırakılmış, soğuk kış gecelerinde odanın kırık penceresi buz tutmasına rağmen başka bir yere nakledilmemiştir. Ve tüm bunlara ek olarak birkaç defa da burada zehirlenmiştir.&lt;br /&gt;Zehirin etkisiyle ateşler içinde kalan Bediüzzaman, yalnız ve soğuk koğuşunda kimseyle görüştürülmez. Hapishanedeki talebelerinin kendisini ziyaret etmesine bile müsaade edilmemiştir. Ancak, Nur Talebeleri, burada da hapishaneyi medreseye dönüştürmüştür. Mahkumlara Kur'an-ı Kerim ve Risale-i Nur dersleri vererek bir çoğunun imanına vesile olmuşlardır. Bediüzzaman ise yaşadığı bütün ağır şartlara rağmen yazmaya ara vermemiştir. Ondördüncü ve Onbesinci Şuaları burada yazarak Risale-i Nurların telifini tamamlamıştır. Sanki çektiği sıkıntılar, onu adeta diriltmekte, yazmak için enerji oluvermektedir.&lt;br /&gt;Bediüzzaman, tüm bu zamanlar içerisinde yasadığı zorluklar karşısında, hiçbir zaman metanetini elden bırakmaz. O daima fedakar tavrını korur. Bu haliyle, talebelerine örnek olmakta, kendisiyle birlikte sıkıntılara katlanmak zorunda kalan talebelerine de güç vermektedir.&lt;br /&gt;Onun meşakkatli zamanlarını talebeleri şöyle dile getirmektedirler:&lt;br /&gt;“Kış mevsimi… Her taraf donmuş, Afyon'un çevreyle irtibatı kesilmiş, demiryolu kapanmıştı.&lt;br /&gt;15-20 gün sehre yiyecek, yakacak gelmemis, sular akmıyordu. Üstadın pencereleri kırık dökük, döşeme tahtaları aralıklı, ısınmak mümkün değil. O gün Üstadı, önünde bir gaz tenekesi, içinde bir miktar mangal kömürü, bir çaydanlık, çift battaniye altında iki kat olmuş halde gördüm.”&lt;br /&gt;Bediüzzaman'ın Afyon'da birlikte hapishanede kaldığı talebelerinden Hasan Akyol, onun eser telif etmedeki azmini dile getirmekte; kese kağıdından, boş yapraklara kadar bulduğu her imkanı değerlendirerek yazılarını yazdığını şöyle anlatmaktadır:&lt;br /&gt;“O, akşamdan sabaha kadar kağıtlara, defterlere, bos yapraklara, küçük cep defterlerine, kese kağıtlarına devamlı yazı yazardı. Ama o yazarken biz okumuyoruz. O koğuşta tek başına duruyordu. Yazdıklarını da burada yazıyordu. Sabah olduğu zaman koğusu açarlar, yazdıkları yazıları, onun kırk beş kadar talebesine verirlerdi. Onlar da bu yazıları sabahtan akşama kadar kendi defterlerine yazarlardı. Bir türlü bitiremezlerdi. Bazan ben de onlarla birlik olur, onlar gibi yazılar yazardım.”&lt;br /&gt;Bu zulümler yaşanırken Bediüzzaman'ın talebeleri tarafından Risale-i Nurlar çoğaltılmış ve böylece Kuran tebliğinin geniş kitlelere yayılması sağlanmıştır. Özellikle de teksir makinelerinin kullanımıyla birlikte bu çalışmalar daha da hızlanmıştır.&lt;br /&gt;Ancak bu büyük alimin dünyadaki imtihanı hiçbir zaman bitmeyecektir. 1952'de Bediüzzaman'a İstanbul'da, Gençlik Rehberi adlı kitabı nedeniyle bir dava daha açılır. İstanbul'da yapılan duruşmada mahkeme lehte karar vererek davayı sonuca bağlar.&lt;br /&gt;Bu örnekte olduğu gibi bazen adalet yerini bulur. Ne var ki, peygamberlerin ve onların yolunda yürümeye çalışan müminlerin hayatlarına baktığımızda, her daim zorluklarla mücadele ettiklerini görürüz. Onlar daima ölüm tehdidi, yurtlarından, evlerinden sürülmeler, iftiralar, halk tarafından dışlanmalar, hatta maddi manevi işkencelerle karşı karşıyadırlar. Oysa yapmak istedikleri tek şey, insanlığı doğru yola iletmektir. Bu hakikat yolcuları, insanlara yalnızca dini ve güzel ahlakı anlatmaktadırlar. Karşılığında da kimseden bir menfaat, bir ücret beklememektedirler. Böyle olmasına karşın, bu dünyanın imtihanlıklarından olsa gerek, önlerine bir engel çıkar. Ancak onlar hiçbir zaman yılmazlar. Bu samimi çalışmalarının sonunda, birçok insanın imanının kurtuluşuna vesile olurlar.&lt;br /&gt;Said Nursi karşısına çıkan zorluklardan hiçbir zaman yılmadı. O hapishaneleri bir okul gibi görmekteydi. Bu yüzden hapis hayatı onu hiçbir zaman durdurmadı. Bilakis, sanki iştiyakını kamçılıyordu. Zira Risale-i Nur külliyatının büyük kısmının hapishanelerde yazılması, başka bir şeyle açıklanamaz olsa gerek.&lt;br /&gt;Said Nursi, defalarca mahkemelere çıkarılmış, hayatının büyük bölümünü gözetim altında geçirmiştir. Ömrünün yaklaşık 30 yılını hapis ve sürgünde harcamıştır. Tüm bu zor şartlar altında 6000 sayfalık Risale-i Nur Külliyatini tamamlayabilmek için elinden gelen tüm çabayı göstermiş ve sabrı sonunda muvaffak olmustur. Ömrünü sürgünlerde, hapislerde geçirmis, lakin bu güç sartlara rağmen imanından asla ödün vermemistir. O bu haliyle, sabrıyla, tevekkülüyle insanlar için önemli bir örnek olmuştur.&lt;br /&gt;Bediüzzaman said Nursi’nin dünyadaki imtihanları, yalnızca hapishane ve sürgünlerle sınırlı kalmamıştır. O, çeşitli iftiralara da maruz bırakılmıştır.&lt;br /&gt;Bu iftiralardan biri, deli olduğu iddiasıdır.&lt;br /&gt;1908 yılında, yine mahkemeye sevk edilmis ve mahkemenin görevlendirdigi doktor heyeti kendisine ''akli dengesi bozuk'' raporu vermistir. Daha sonra sevk edildigi akıl hastanesindeki doktor, Bediüzzaman'ın kendisiyle konusması sonucunda ''bu adamda delilik varsa, dünyada akıllı yoktur'' diyerek, raporun asılsızlığını vurgulamıştır.&lt;br /&gt;Bediüzzaman ve talebeleri için öne sürülen iftiralardan biri de "İnanç Sömürücüleri" başlıklı yazı dizisi ile dönemin gazetelerinden birinde yer almıştır. Bu yazı dizisinde Said Nursi'nin talebeleri hakkında ''büyülenmisler'' denilmektedir. “Bunlar sadece ve sadece dini bir taassupla ona bağlanmışlar, gözleri kafaları başka bir şeyi görmez, anlamaz olmuştur'' diye yazılmıştır.&lt;br /&gt;Bir başka iftirada, Bediüzzaman'ın, çevresindeki gençlerin beyinlerini yıkadığı, bu gençlerin de, beyinleri yıkanacak kadar akıldan ve mantıktan yoksun insanlar oldukları söylenmiştir.&lt;br /&gt;Oysa, Bediüzzaman ve yanındaki müminler, akılları, vicdanları, Kuran'ın ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetinin rehberligi ile hareket eden aklı selim sahibi insanlardı. Ne var ki, bu iftiralar Bediüzzaman'a ve talebelerine bir zarar verememiştir.&lt;br /&gt;Bediüzzaman'a yapılan suçlamalardan bir diğeri de onun Islami hükümleri saptırarak, kendine göre bir din anlayışı savundugu ve çevresindeki kisilere de sözde bu sapkın dini telkin ettigi yönündedir.&lt;br /&gt;Ancak Bediüzzaman ve talebeleri, tüm bu asılsız iftiralar karşısında her zaman sükunetlerini korumuşlardır. Onlar, her imtihanda olduğu gibi, bu imtihanlarda da büyük bir sabır ve tevekkül göstermişlerdir. Bu büyük insan, yaşadığı en musibetli hallerden bile bir paye çıkarıyor, insanlara örnek vesilesi oluyordu.&lt;br /&gt;Bediüzzaman Said Nursi, kendisine yöneltilen iftiralar sonucunda aldığı hapis cezasını ve kendisine çektirilen sıkıntıların güzel ve hayırlı yönlerini Risale-i Nur'da söyle anlatmıştır:&lt;br /&gt;“Benim şahsımı çürütmek fikriyle, hiç kimsenin inanmayacağı isnadlarda bulundular. Pek acayip iftiraları isaaya çalıştılar. Fakat kimseyi inandıramadılar. Sonra pek adi bahanelerle zemherinin en şiddetli soğuk günlerinde beni tevkif ederek büyük ve gayet soğuk iki gün sobasız bir koğuşta tamamen tek başına bırakarak hapsettiler. Ben küçük odamda günde kaç defa soba yakar ve daima mangalımda ateş varken, zafiyet ve hastalığımdan zor dayanabilirdim. Simdi bu vaziyette hem soğuktan bir sıtma, hem dehsetli bir sıkıntı ve hiddet içinde çırpınırken inayet-i Ilahiye ile bir hakikat kalbimde inkisaf etti. Manen: 'Sen hapse, Medrese-i Yusufiye namı vermissin. Hem Denizli'de sıkıntımızdan bin derece ziyade, hem ferah, hem manevi kar, hem oradaki mahpusların Nurlardan istifadeleri, hem büyük dairelerde Nurların fütuhatı gibi neticeler, size şikayet yerine binler şükrettirdi. Hem bir saat hapsinizi ve sıkıntınızı on saat ibadet hükmüne getirdi; o fani saatleri bakileştirdi. (Lemalar, s. 244)”&lt;br /&gt;Onun hayatı, hep imtihanlarla, zorluklarla, atılan haksız iftiralarla geçmişti. Ancak bu alim zat, nice zorluklara göğüs gerdi. Hiçbir zman yılmadı. hakk’ın verdiğine hep rıza göstermekti tek derdi. Ve insanları mutlak Hakk’a çağırmaktı. Bu uğurda, koca bir ömrü harcayan Said Nursi 23 Mart 1960’da Urfa’da vefat etti. Halilürrahman Camii’ne defnedildi. 1960 yılından sonra naaşı uçakla Isparta’ya götürüldü. O gün bugündür nerede gömülü oldugunu çok az kisi bilmektedir.&lt;br /&gt;O hala bize şöyle seslenmektedir:&lt;br /&gt;“Beni, nefsini kurtarmayı düşünen kendini begenmiş bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir sey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmedigim cefa, görmedigim eza kalmadı. Divan-i harblerde, bir cani gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca diger kişilerle görüsmekten, onlara karışmaktan men edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım... Benim fıtratım, zillet ve hakarete tahammül etmez. Izzet ve sehamet-i Islamiye, beni bu halde bulunmaktan siddetle men eder. Böyle bir vaziyete düsünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir düsman kumandani olsa kendimi alçaltmam, buna katlanmam. Zulmünü, hunharlığını onun suratına çarparım. Beni zindana atar, yahut idam sehpasına götürür. hiç ehemmiyeti yoktur. Bunların hepsini gördüm. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanın kalbi, vicdanı zulümkarlığa dayanabilseydi Said bugün asılmış ve masumlar zümresine katılmış olacaktı. İşte benim bütün hayatım böyle zahmet ve meşakkatle, felaket ve musibetle geçti. Cemiyetin imanı, saadet ve selameti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim. Helal olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünki, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüzbin, yahut birkaç milyon kisinin -adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar, Afyon Savcısı besyüz bin demisti, belki daha ziyade- imanını kurtarmağa vesile oldu. Ölmekle yalnız kendimi kurtaracaktım, fakat hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar imanın kurtulmasına hizmet ettim. Allah'a bin kere hamdolsun.&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-3964717683211096645?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/3964717683211096645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=3964717683211096645&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3964717683211096645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/3964717683211096645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/zamanin-gzellii-said-nursi.html' title='zamanin güzelliği said nursi'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-2388272583499009414</id><published>2007-04-23T01:55:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.315+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>Resûlullah Efendimizin İsimleri</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Abdullah            Allah'ın kulu&lt;br /&gt;Âbid                   Kulluk eden, ibadet eden&lt;br /&gt;Âdil                     Adaletli&lt;br /&gt;Ahmed               En çok övülmüş, sevilmiş&lt;br /&gt;Ahsen                 En güzel&lt;br /&gt;Alî                       Çok yüce&lt;br /&gt;Âlim                   Bilgin, bilen&lt;br /&gt;Allâme               Çok bilen&lt;br /&gt;Âmil                   İş ve aksiyon sahibi&lt;br /&gt;Aziz                    Çok yüce, çok şerefli olan&lt;br /&gt;Beşir                  Müjdeleyici&lt;br /&gt;Burhan              Sağlam delil&lt;br /&gt;Cebbâr              Kahredici, gâlip&lt;br /&gt;Cevâd                Cömert&lt;br /&gt;Ecved                En iyi, en cömert&lt;br /&gt;Ekrem               En şerefli&lt;br /&gt;Emin                 Doğru ve güvenilir kimse&lt;br /&gt;Fadlullah          Allah'ın ihsânı,fazlına ulaşan&lt;br /&gt;Fâruk               Hakkı ve bâtılı ayıran&lt;br /&gt;Fettâh              Yoldaki engelleri kaldıran&lt;br /&gt;Gâlip                 Hâkim ve üstün olan&lt;br /&gt;Ganî                  Zengin&lt;br /&gt;Habib                Sevgili, çok sevilen&lt;br /&gt;Hâdi                  Doğru yola götüren&lt;br /&gt;Hâfız                 Muhafaza edici&lt;br /&gt;Halîl                  Dost&lt;br /&gt;Halîm               Yumuşak huylu&lt;br /&gt;Hâlis                 Saf, temiz&lt;br /&gt;Hâmid              Hamd edici, övücü&lt;br /&gt;Hammâd         Çok hamdeden&lt;br /&gt;Hanîf               Hakikate sımsıkı sarılan&lt;br /&gt;Kamer            Ay&lt;br /&gt;Kayyim          Görüp, gözeten&lt;br /&gt;Kerîm             Çok cömert, çok şerefli&lt;br /&gt;Mâcid             Yüce ve şerefli&lt;br /&gt;Mahm            Övülen&lt;br /&gt;Mansûr          Zafere kavuşturulmuş&lt;br /&gt;Mâsum          Suçsuz, günahsız&lt;br /&gt;Medenî          Şehirli, bilgilive görgülü&lt;br /&gt;Mehdî            Hidayet eden&lt;br /&gt;Mekkî            Mekkeli&lt;br /&gt;Merh             Rahmetle bezenmiş&lt;br /&gt;Mes'ûd          Mutlu&lt;br /&gt;Metîn            Çok sağlam ve güçlü&lt;br /&gt;Muallim        Öğretici&lt;br /&gt;Muktedâ       Peşinden gidilen&lt;br /&gt;Mübârek       Uğurlu, hayırlı, bereketli&lt;br /&gt;Müctebâ        Seçilmiş&lt;br /&gt;Mükerrem    Şerefli, yüce&lt;br /&gt;Müktefî         İktifâ eden, yetinen&lt;br /&gt;Münîr            Nurlandıran, aydınlatan&lt;br /&gt;Mürsel           Elçilikle görevlendirilmiş&lt;br /&gt;Mürtezâ        Beğenilmiş, seçilmiş&lt;br /&gt;Muslih          I slah edeci, düzene koyucu&lt;br /&gt;Musta            Çok arınmış&lt;br /&gt;Müstakîm         Doğru yolda olan&lt;br /&gt;Mutî                  Hakka itaat eden&lt;br /&gt;Mu'ti                  Veren ihsân eden&lt;br /&gt;Muzaffer           Zafer kazanan, üstün olan&lt;br /&gt;Müşâvir            Kendisine danışılan&lt;br /&gt;Nakî                   Çok temiz&lt;br /&gt;Nakîb                  Halkın iyisi, en seçkini&lt;br /&gt;Nâsih                  Öğüt veren&lt;br /&gt;Nâtık                   Konuşan, nutuk veren&lt;br /&gt;Nebî                    Peygamber&lt;br /&gt;Neciyullah         Allah' ın sırdaşı&lt;br /&gt;Necm                 Yıldız&lt;br /&gt;Nesîb                 Asil, temiz soydan gelen&lt;br /&gt;Nezîr                  Uyarıcı, korkutucu&lt;br /&gt;Nimet                 İyilik, dirlik ve mutluluk&lt;br /&gt;Nûr                     Işık, aydınlık&lt;br /&gt;Râfi                      Yükselten&lt;br /&gt;Râgıb                  Rağbet eden, isteyen&lt;br /&gt;Rahîm                 Mü'minleri çok seven&lt;br /&gt;Râzî                     Kabul eden, hoşnut olan&lt;br /&gt;Resûl                   Elçi&lt;br /&gt;Reşîd                   Akıllı, olgun, iyi yola götürücü&lt;br /&gt;Saîd                     Mutlu&lt;br /&gt;Sâbir                    Sabreden&lt;br /&gt;Sâdullah               Allah' ın mübârek kulu&lt;br /&gt;Sâdık                    Doğru olan, gerçekci&lt;br /&gt;Saffet                    Arınmış, seçkin kişi&lt;br /&gt;Sâhib                    Mâlik, arkadaş,sohbet edici&lt;br /&gt;Sâlih                     İyi ve güzel huylu&lt;br /&gt;Selâm                  Noksan ve ayıptan emin olan&lt;br /&gt;Seyfullah            Allah' ın kılıcı&lt;br /&gt;Seyyid                 Efendi&lt;br /&gt;Şâfi                      Şefaat edici&lt;br /&gt;Şâkir                   Şükredici&lt;br /&gt;Tâhâ                   Kur'ân-ı Kerîm' deki ismi&lt;br /&gt;Tâhir                  Çok temiz&lt;br /&gt;Takî                    Haramlardan kaçınan&lt;br /&gt;Tayyib               Helal, temiz, güzel, hoş&lt;br /&gt;Vâfi                    Sözünde duran&lt;br /&gt;Vâiz                    Nasihat eden&lt;br /&gt;Vâsıl                   Kulu Rabb'ine ulaştıran&lt;br /&gt;Yâsîn                  İnsan-ı kâmil&lt;br /&gt;Zâhid                  Mâsivadan yüz çeviren&lt;br /&gt;Zâkir                  Allah' ı çok anan&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-2388272583499009414?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/2388272583499009414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=2388272583499009414&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/2388272583499009414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/2388272583499009414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/reslullah-efendimizin-isimleri.html' title='Resûlullah Efendimizin İsimleri'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-4191856177388410470</id><published>2007-04-20T01:53:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.316+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>faydali linkler</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tcmb.gov.tr/***para"&gt;http://www.tcmb.gov.tr/***para&lt;/a&gt; piyasalari&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vedop.mb-ggm.gov.tr/vkn_sorgu/VKNoSorguInput.jsp***vergi"&gt;http://vedop.mb-ggm.gov.tr/vkn_sorgu/VKNoSorguInput.jsp***vergi&lt;/a&gt; numarasi&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.meteor.gov.tr/**hava"&gt;http://www.meteor.gov.tr/**hava&lt;/a&gt; durumu&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tckimlik.nvi.gov.tr/Web/***kimlik"&gt;http://tckimlik.nvi.gov.tr/Web/***kimlik&lt;/a&gt; numarası&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-4191856177388410470?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/4191856177388410470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=4191856177388410470&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/4191856177388410470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/4191856177388410470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/faydali-linkler.html' title='faydali linkler'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-8718302603775792503</id><published>2007-04-20T01:42:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.316+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>dini milli tarihi eserleri temin edebileceginiz yegane adres</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RifwvtuFUdI/AAAAAAAAAAc/LTvgMq3gj9A/s1600-h/berekatlogo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055273809264071122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RifwvtuFUdI/AAAAAAAAAAc/LTvgMq3gj9A/s320/berekatlogo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.berekatyayinevi.com"&gt;&lt;strong&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Berekat Yayınevi 1971 yılında Reşit Avanoğlu tarafından kurulmuştur. Yayıncılık sektöründe önceleri kitap basım yayın dağıtımıyla ilgilenen firma daha sonraki dönemlerde piyasanın ve firmanın gereksinimleri doğrultusunda kaset sektörüne doğru hızla bir geçiş yapmıştır.&lt;br /&gt;Kitap piyasasında halen 27 adet mevcut yayını bulunan Berekat Yayınevi bugün kaset, cd, vcd sektöründe 400'e yakın kendi yapımı olan ürünlerle piyasada söz sahibi bir kuruluştur. Her geçen gün ürün yelpazesini genişletmekte ve dağıtımını üstlendiği bir çok firmanın ürünlerini Türkiye'nin dört bir yanına servis ağıyla ulaştırmaktadır.&lt;br /&gt;Firma kendisine ait merkez depo, şubeler ve servis araçlarıyla müşterilerine en uygun hizmeti yapmayı bir görev bilmiştir. Firma kendisine vizyon olarak kalite misyon olarakda hızlı dağıtımcılığı öngörmektedir. Yapmış olduğu ve yapacağı ürünlerle piyasanın yön belirleyici firması olmaya devam edecektir.Bizi izlemeye ve dinlemeye devam edin...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-8718302603775792503?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/8718302603775792503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=8718302603775792503&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8718302603775792503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8718302603775792503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/dini-milli-tarihi-eserleri-temin.html' title='dini milli tarihi eserleri temin edebileceginiz yegane adres'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RifwvtuFUdI/AAAAAAAAAAc/LTvgMq3gj9A/s72-c/berekatlogo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-7602050199933603007</id><published>2007-04-20T01:28:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.316+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif1N9uFUeI/AAAAAAAAAAk/9443cQYj_Y8/s1600-h/sÃ¼per.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055278727001625058" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif1N9uFUeI/AAAAAAAAAAk/9443cQYj_Y8/s320/s%C3%BCper.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hz. Ebu Eyyüb El-Ensari&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;“İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutana ne mutlu, onu fetheden ordu ne mutlu ordu.”&lt;br /&gt;Anadolu…&lt;br /&gt;Medeniyetlerin buluşma noktası..&lt;br /&gt;Dinler tarihindeki son derece önemli yerini koruyan bu topraklar, 7. yüzyılda İslam ordularıyla tanışıyor. Müslümanlar iki kez İstanbul’u kuşatacak kadar Anadolu içlerine ilerliyor.&lt;br /&gt;Peygamber efendimizin hadis-i şerifine mazhar olmak isteyen birçok kumandan İstanbul surları önünde görülüyor. İlk İslam ordusu 688 yılında Emevi halifesi Muaviye tarafından buralara sevk edildi. Birçok sahabi bu kuşatmaya gönüllü olarak katıldı. Bunların arasında Peygamberimizin alemdarı Ebu Eyyup el Ensari de vardı. Muhasara şiddetliydi. Ancak fetih bu orduya nasip olmamıştı. İstanbul fethedilemedi. Kuşatma esnasında bazı sahabeler şehit oldu. Birer gül gibi bu toprakların havasını manevi bir atmosfere dönüştürdüler. Bunlardan birisi Hz Ebu Eyyub El-Ensari idi.&lt;br /&gt;Halife Muaviye’den sonra İstanbul’a yönelik fetih hareketlerinin ardı arkası kesilmedi. Halife süleyman 715 yılında kardeşi Mesleme bin Abdulmelik komutasındaki kara ve deniz kuvvetlerine İstanbul muhasarası emrini verdi. Mesleme bu muhasarada Bizanslara çok tehlikeli anlar yaşattı. Fakat netice alınmadan kuşatma sona erdi. ardından 781 yılında Harun Resit, 1090 yılında türk kavmi Peçenekler, malazgirt savaşından sonra Selçuklu Türkleri, 1390 baharında Yıldırım Beyazıt, 1411 yılında yıldırımın oğlu Musa Çelebi, 1422 yılında yıldırımın torunu 2. Sultan Murat… Bütün bu muhasara ve kuşatmalara rağmen İstanbul fethedilemedi.&lt;br /&gt;Ve beklenen gün… Yıl 1453 mayıs ayı, yirmi sekizini yirmidokuzuna bağlayan gece, Bizansın son gecesi, Kumandan Fatih sultan Mehmet. Ordu Müslüman osmanlı ordusu. islam erleri… ve müjde.. yüce peygamberin müjdesi.. yürüyün gaziler... yürüyün Allah dostları.. İstanbul sizi bekliyor. Yürüdü Fatih, bir küheylanın üstünde haykırdı. Tarih o gür sesin karşısında titredi. Bizans korkuyla inledi. Ey gaziler, cenktir bu. Can gider şan kalır. Ya Bizansı alırım ya Bizans beni.. böyle haykırıyordu büyük komutan. Ve Asırlardır beklenen rüya gerçek oluyordu. Müjdesi çoktan verilmiş bir kutlu idealin gerçekleşmesiydi bu. Komutan Fatih sultan Mehmet. Ordu Fatihin ordusu. Müjdeler olsun size. Müjdeler olsun.&lt;br /&gt;……&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmet 1453 yılında havan toplarıyla surları deliyor. Gemileri karadan yürütüyor. Ordu saflarından Kuran sesleri.. Allah Allah sesleri gürlüyor İstanbul semalarında. Ulubatlı, surlara tırmanıyor. Surların tepesinden ateşler atılıyor, kızgın yağlar dökülüyor aşağı. Ulubatlı hasan tırmanıyor hala. Öyle bir tırmanış ki surların tepesinde bir armağan. Ve surlarda bir bayrak dalgalanıyor. “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne mutlu kumandan onu fetheden ordu ne mutlu ordu” ne mutlu onlara..&lt;br /&gt;…………….&lt;br /&gt;İstabul Fethedilmişti. Ebu Eyyub el-Ensari neredeydi. ne kadar sevinmişti Ebu Eyyub. Onu bulmak gerek. Fatih Ebu Eyyubun mezarını bulun diyor. Yetmiş yedi ermiş Hz Ebu Eyyub El Ensari’nin mezarını aramağa başlıyor. Onu bulmak istanbulun manevi fatihlerinden birine nasip oluyor. Akşemseddin Hazretleri… Fatihle beraber surların yakınına geliyor. Keşif ve murakabelerden sonra kabri buluyor. Tayin ettiği yer baş diğeri ayak ucuna olmak üzere kabrini üzerine iki fidan diktikten sonra bu bölgeden ayrılor. Fatih hocası Akşemseddin’e bir latife yapmak ister. Silahtarını çağırır. Ve çöyle der “şu yüzüğümü al Akşemseddin Hazretlerini işaretlediği yerin ortasına göm. Baş ve ayak ucuna Akşemseddin Hazretleri tarafından dikilen iki çınar fidanını da yerlerinden sök yirmi adım kıble tarafına aynı şekilde muntazamca dik. Kimseye görünmeden gizlice dön.”&lt;br /&gt;Silahtaar Ağa verilen emri aynen yerine getirir. Ertesi gün Akşemseddin Fatihle birlikte Eyup Eyüp Sultan’ın medfun bulunduğu bölgeye gelir. Akşemseddein günümüzdeki Eyüp türbesinin bulunduğu yere gelip bir gün evvel Eyyup sultanın kabri olarak yere diktiği çınar fidanlarıyla hiç ilgilenmeksizin. Dosdoğru gider. Asasını Ebu eyyub kabrinin tam ortasına diker. Ve fatihin yaptığı değişikliği irdelermiş gibi “işte burası Ebu Eyyub’un kabridir” der. Ve şunu ilave eder. “burada altın bir yüzük görüyorum. Onu da çıkarıverin” Akşemseddin hazretlerinin gösterdiği bu iç içe keramet karşısında fatih ürperir. Akşemsettin fatihi daha da inandırmak ve memnun etmek için iki rekat namaz kıldıktan sonra asasıyla işaretlediği noktayı kazdırır. Derinliği iki metreye varınca bir dört köşe yeşil somaki mermer görünür. O taş kaldırıldığında altında Ebu eyyubun vücudu safran ile boyanmış kefen içinde taptaze belirir. Yeşil taş yine haliyle kapatılıp islam askerileri tevhit ve tezkir ile toprağını doldurur. Yerler değişen çınarların durumu Akşemseddine sorulunca orası da Eyup hazretlerinin yıkandığı mahaldir. Ayak altında kalmasın etrafını çeviriverin, çınarlar da silahtar ağanın hatırası olarak yerlerinde kalsın der.&lt;br /&gt;Ebu Eyyup el Ensari Peygamber efendimizin ashabından. Asıl adı Halit bin Zeyd. Efendimiz 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret edince Ebu Eyyub’un evinde misafir olur. Ebu Eyyub Peygamber Efendimizn bütün savaşlarına ve askeri faaliyetlerine iştirak etti. Bayraktarlığını yaptı. Peygamber efendimizin İstanbulla ilgili hadisine gönülden inandı. Onun vefatından sonra İslamı dünyanın dört bir yanına yaymak için İslam ordularıyla cihada katılmış ve cihadı bırakmanın Müslümanlar için büyük bir felaket olacağını savunmuştur. İstanbul’u fethe gelen İslam ordusuyla birlikte buralara gelmiş ve kuşatma esnasında hakkın rahmetine kavuşmuştur. Vefat etmeden önce şu vasiyeti yaptı. “Resulu ekremden İstabul surlarının yakınına salih bir kimsenin defnolunacağını işitmiştim. Bu nedenle vefatımdan sonra beni yıkayınız naşımı da müslüman ordusunun ilerleyebileceği en ileri noktaya götürüp defnediniz.”&lt;br /&gt;Huzur içinde yattığı bu yerde türbe ve caimii yapılmış. Camiinin yapılmasından sonra halk semte Eyup, camiye de Eyup sultan camii demiş. Eyup semti, ve camisi osmanlı tarihi boyunca önemini korumuş halkın ve devlet ricalinin devamlı bir ziyaretgahı olmuş bu gün de burası peygamber aşıklarıyla dolup taşıyor.&lt;br /&gt;Erkek kadın genç ihtiyar herkes buraya akın eder. Buranın atmosferinden feyz ve bereketinden faydalanır. İnsanların yürekleri inşirahla dolar. Gönüller Allah ve resulünün onun ashabının sevgisiyle dolup taşar. Tıpkı bahar yamaçlarında gezindiğinizi hissedersiniz. Fatihalar okunur türbe-i şerifeye girilir sureler okunur dualar yapılır. Mübarek peygamber dostunun manevi atmosferinde tövbe istiğfarlarda bulunulur.&lt;br /&gt;……&lt;br /&gt;Eyüp bambaşkadır. Burada insan huzur içindedir. Ebu Eyyub el-ensarinin havası bütün bir semti sarıp sarmalamıştır. kendine has rengi kokusu atmoferiyle eyüp her taraftan gelen ziyaretçilerine gönül ziyafetleri sunuyor.&lt;br /&gt;Hele Avludaki güvercinler, Efendimizin sancaktarının bulunduğu bu camiinin avlusunda kümelenmişler. Huzur dağıtan uğultuları, sağa sola ani dalgalanmaları ve kanat şakırtıları ile mescide yaklaşan herkesi önce güvercinler karşılıyor. Güvercinler buranın ayrı bir güzelliği. Güzelim güvercinlere darı serpenler.. sağlık, afiyet niyetine şadırvandan sular içenler. Dua ikliminde çoşan ve kendinden geçenler.&lt;br /&gt;………….&lt;br /&gt;Ve Eyüp Sultan’da kuran tilaveti. Belli ki bunca insanı, İstanbul gibi darmadığınık ve semtleri birbirinden kilometrelerce uzak bir beldede mıknatıs gibi bu mescide çeken câzibelerden biri de işte bu dinlemeye doyum olmayan Kur'an tilâveti ve ziyafetidir.(kuran tilaveti verilir.)&lt;br /&gt;Avlu mahşer yeri gibi, Hanımlar, genç kızlar, her yaştan, her yerden yüzlerce binlerce insan avluda. Allahın huzurunda ibadetlerini yapıyor.&lt;br /&gt;…………Eyub’un bu manevi havasında kuşkusuz camiyi yaptıran padişahın büyük bir payı var. Fatih Sultan Mehmet.. Bir bakıma herşey onunla başladı. 1453 yılında İstanbul’u fethettikten 5 yıl sonra yani 1458 de Ebu Eyyub El Ensari’nin mezarı üzerine önce türbeyi sonra da camii medrese han hamama çarı Pazar gibi binaları yaptırdı.&lt;br /&gt;Eyup Sultan Camii muhtelif tarihlerde tamirler görerek günümüze kadar gelebildi. Tarihi devirler içinde depremler camii dahil diğer mimari eserleri de tahrip etmiş. Osmanlı padişahları tarafından muhtelif devirlerde tamir ve ihya edilmiş ise de 1766 yılında meydana gelen bir deprem bilhassa Eyuüp camiinde geniş tahribat yapmıştır. Devrinin hükümdarı 3. selim harap olan Eyüp camii ile ilgilenerek Fatihin eserini ayakta tutabilmek için tamir ve ihyasını emretti. Ancak yapılan inceleme sonunda caminin kurtarılamayacağı kanaatine varıldı. Camii yıkılarak yerine yenisinin yapılması cihetine gidildi. 3. selim camiyi yeniden yaptırmaya karar verdi. 1798 de inşaası başlayan camii 1800 yılında tamamlandı.&lt;br /&gt;Mimar Uzun Hüseyin Ağanın nezaretinde, Türk Barok stilinde yapılan yeni Eyüp camii plan itibariyle dikdörtgene yakındır. Eyüp sultan camiyinde harici ve dahili iki avlu bulunuyor. Dış avluya çarşıya bakan iki kapıdan girilir. Kapıların ön ve arka kısımları hadis ve ayetlerle süslenmiştir. Batı tarafındaki kapının ön kısmında “kim Allah için bir cami bina ederse Allah da ona cennette bir ev işna eder” yazıılı hadisi şerif dikkatiniz çeker. Kapının arka tarafına geçtiğinizde “camileri ancak Allaha ve ahiret gününe inanalar imar eder” ayetiyle göz göze gelirsiniz.&lt;br /&gt;Dış avluya girerken avlunun ortasındaki şadırvana göze çarpar. Sekiz sütuna oturtulmuş bu şadırvan abdest almak isteyenlere bıkmadan su verir. Birkaç asırlık ağaçlar, huzur içinde yatanların mezarları ve türbeler, buraya uhrevi bir atmosfer kazandırıyor. Dış avluda ayrıca Hünkak Mahfeline giden asma bir kat bulunuyor. Bunun altında da beşer adet medrese odaları mevcut.&lt;br /&gt;İç avluya ikisi dış avludan bir arka sokak tarafından olmak üzere üç kapıdan girilir. Bu avluya Harem avlusu da denir. Burada Ebu Eyyub El Ensari hz. türbe kapısıyla caminin cümle kapısı karşı karşıyadır.&lt;br /&gt;Avlunun tam ortasında parmaklıklarla çevrili bir kısım görüyoruz. Eyüp sultan hazretlerinin cenazesi burada yıkanmış. Demir parmaklıklarla çevrili yerin dört köşesinde dört çeşmecik bulunuyor. Çeşmelerin üzeri 3. selimin tuğralarıyla tezyin edilmiş ayetlerle bezenmiş. Buraya gelenler bu çeşmelerin suyundan kana kana su içerek bereketinden istifade ediyor. Ortada 500 senelik bir çınar ağacı.. ağacın uç noktalarını ararken bakışlarımız ister istemez caminin minaretlerine takılır. Caminin iki minaresi bulunuyor. Minareler iki şerefeli.&lt;br /&gt;Ezanı duyuyoruz. Minarelerden gelen ezan bizi coşturuyor. Derinlere daha derinlere götürüyor. Bu duygularla camiye giriyoruz. İçerde sıcak bir hava. Bu sıcak hava içinde göklerin yere eğildiğini yerlerin gidip göklerle bütünleştiğini yıldızların yerdeki çiçeklere göz kırptıklarını görür gibi oluruz. Caminin kubbesi altı sütun ve iki fil ayağına oturtulmuş.&lt;br /&gt;Etrafı ayetlerle süslü caminin mihrabı mermer kaplamalıdır. Mihrab 3. mustafa zamanında vuku bulan depremde zedelenmiş ve yeniden tamir edilmiş.&lt;br /&gt;Türk barok stilinin bütün zerafetini üzerinde taşıyan mermer mimber caminin doğu tarafında dışarıya taşkındır. Minberin alemi gümüşten olup 4. murat tarafından yaptırılmış.&lt;br /&gt;Caminin sağ tarafında kadınların namaz kılabileceği bir bölme vardır. Bu bölmeye camiden girildiği gibi dış avludan da girilebilir. Cami içindeki pencereler sade bir görünümle karşımıza çıkar. Büyük kubbe ve yarım kubbelerin içindeki pencerelerin etrafı süslemelidir.&lt;br /&gt;Bu iç görünüm içinde bütün inanmış gönüller kıldıkları namazlardan duydukları hazla yükselirler.&lt;br /&gt;Hergün ve belki de her namaz vaktinde Hz Ebu Eyyub’e selam vermeden ayrılamazlar.&lt;br /&gt;Burası da büyük sahabinin türbesi. Ebu Eyyub El Ensari hz. bu türbenin içinde yatıyor. Fatih sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen türbe Fatih devri türbe mimarisinin bütün hususiyetlerini çağımıza aktarıyor.&lt;br /&gt;Türbe sekiz köşeli bir planda olup tek kubbeli ve bütün cephesi küfeki taşındandır. Türbe cümle kapısının bulunduğu duvar kanadı hariç her duvarda altlı üstlü ikişer pencere bulunmaktadır. Camii avlusuna bakan bu pencere muvacehe penceresidir. 1. Ahmet tarafından yaptırılan bu pencereye Hacet penceresi adı da verilir. Hacet penceresinin ardındaki türbenin içinde yer alan bütün bezemeler ve diğer eşyaların her birinin bir anısı var. Türbenin içindeki ve dışındaki çiniler 16. yy dan başlamak üzere son devirlere ait muhtelif imalathanelerin eserleridir. Gometrik şekiller taşıyan mavi ve beyaz rengin hakim olduğu çiniler yan yana yerleştirilmiş bir bakıma bütün osmanlı çinilerini bir arada görme imkanı doğmuştur.&lt;br /&gt;…………&lt;br /&gt;Türbenin içine girdiğiniz zaman büyük sahabinin manevi havasına kapılırsınız. Bir heybet sarar içinizi geçmiş bütün ihtişamıyla canlanır gözlerinizin önünde. O eski dupduru günleri bir kere daha soluklar gürül gürül çeşmelerinden kana kana su içer ve başka bir alemde dolaştığınızı sanırsınız.&lt;br /&gt;Asırlardır müminlerin ruhlarını temizleyen, ebedi saadete erdirecek sonsuz hayatın manevi huzurunu kalplerimizde ve ruhumuzda yaşatan bu mukaddes varlığın önüne geldiğimizde kalplerimizin derin bir huşu ile titrediğini görürüz.&lt;br /&gt;Türbe içinde hat sanatının güzel örneklerine rastlarsınız. Yazıları her dönemin en iyi hattatları yazmıştır. Ziyaretçilerin dikkatini en çok çeken kubbealtı boşluğunu dolduran kristal avizedir. III. Selim tarafından türbeye hediye edilen bu avizenin eşine ancak Sultanahmet camiinde rastlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmet’ten sonra gelen bütün padişahlar, bu kıymetli armağanı ihtimamla muhafaza ederdi.. Tahta çıkacak padişahlar, evvela Eyüp Sultan Hazretlerini ziyarete gelir, burada dini merasim yapıldıktan sonra kılıç kuşanır, ondan sonra saraya gidip tahta çıkarlardı.&lt;br /&gt;Eyüp bizim için o kadar önemli bir ziyaretgah olmuştur ki istanbulda sünnet olacak çocuklar, yeni evlenen çiftler ve ihtiyacı olan kim varsa türbe-i şerif’in giriş kapısının yanındaki Muvacehe-i Saadet Penceresi önüne gelir ve içten bir yakarışla burada dua ederler.&lt;br /&gt;Hele sabah namazları… Eyüp’te iseniz ve sab&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RiftpNuFUcI/AAAAAAAAAAU/2SpdO8kJNMU/s1600-h/aza.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055270399060038082" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 307px; CURSOR: hand; HEIGHT: 198px" height="256" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RiftpNuFUcI/AAAAAAAAAAU/2SpdO8kJNMU/s320/aza.bmp" width="122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ah ezanıyla camiye davet ediliyorsanız bu davet Hazreti Hâlid'in camiinden geliyorsa icabet etmemek mümkün değil. sabah namazları bambaşkadır burada.&lt;br /&gt;Sultan Fatih, Hz. Ebu Eyyüb’ün mezarı üzerine nurlu kubbeyi yerleştirdikten sonra camiiden başka medrese, mescid, hamam, imaret, çarşı, Pazar gibi binaları yaptırdı. Bu binalarda İstanbul ilk kez bir osmanlı külliyesine sahip oluyordu. Tarihi devirler içinde 16 hücreli medrese yıkılmış, iki bölümlü hamam ise ayakta. Fatih’ten sonra gelen padişahların her biri teberruken Eyüp yakınlarına bir güzel bina yaparak buraları cennete benzeyen bir yer haline getirdiler. Çeşitli yapıları benliğinde toplayan bu külliye, bazı vakıflar tarafından genişletildi zenginleştirildi ve yüzyıllar boyunca biçim değiştirerek günümüze kadar ulaştı.&lt;br /&gt;Çevresi ve türbeler..&lt;br /&gt;Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet yıllarında halktan kişilerin yanısıra birçok ünlü ismin defnedildiği Eyüp, sultanlardan sadrazamlara, şeyhülislamlardan vezirlere, kumandanlardan din, tasavvuf, ilim, fikir ve sanat adamlarına kadar çok sayıda ünlü şahsiyetin ebedi istirahatgâhı olmuştur.&lt;br /&gt;Burada nice mimari eserler yapılmış. Sanat eserleri lahitler, mezar taşları, hazireler doğmuş. Burası muazzam bir tarih camiasıdır. Ayaktaki yapılarla yok olanların anıları arasında bizleri en çok çeken çınarlar, inip kalkan güvercinler ve herbiri bir heykel görünümünde olan mezar taşlarıdır. Kalkıp inen güvercinlerin kanat seslerine, hediyelik eşya satıcılarına rağmen mezarlıkların sessizliği bizleri kendine çeker. Yüzyıllar boyunca hiçbir şey bu derin sessizliği bozamamış. Çoğu Osmanlı büyüklerinin, sultanlarının, vezirlerinin burada türbe yaptırmalarının bir sebebi olmalıydı. İşte 1582 yılında sadrazam olan Siyavuş paşa ve onun türbesi. Burası her gün onlarca kişi ziyaret ediyor. Osmanlı imparatorluğunun ünlü sadrazamı Sokulu Mehmet Paşa 19 yakınıyla birlikte Eyüp Sultan türbesinin yanında yerini almış. Sultan Mehmet Reşad’ın türbesi de burada. Türk çini sanatının en güzel örnekleriyle süslenmiş. Bunlarla birlikte milletin hafızasında iz bırakan pek çok şahsiyet Eyüp’te. Türk istiklal harbinin muzaffer komutanı Maraşal Fevzi Çakmak, onun Şeyhi Mevlana Küçük Hüseyin, Büyük şair Necip Fazıl ve daha niceleri burayı ebedi istirahat yeri olarak seçmiş. Yaşamları boyunca elde edemedikleri rahatlığı ve huzuru belki buralarda arıyorlardı. İstanbul’un İslam diyarı olması için canlarını feda edenler, bugün bu topraklarda büyük sahabi Eyüp Sultan hazretleri ile uyumaktadır. Ölüler ve diriler Eyüpte her zaman yan yana her zaman iç içe.&lt;br /&gt;Bu uyuyanlar arasından geçip tepelere tırmandığımızda Eyüp’ün yukarıdan bambaşka bir ihtişama kavuştuğunu görüyoruz.. burası Piyer Loti. Haliç’in manzarası buradan harika görünüyor. İstanbul’da uzun dönemler yaşayan ve gerçek bir İstanbul aşığı olan ünlü Fransız yazarı Pierre Loti’nin adını taşıyan kahveden Eyüp, haliç ve İstanbul bambaşka bir şekle bürünüyor. Pierre Loti’nin buraya gelerek Haliç’e karşı “Aziyade” adlı romanını yazdığı söylenir.&lt;br /&gt;Koca Haliç bugün tertemiz. Eski şa’şaalı günlerini yaşıyor. Artık İstanbullular etrafında kurulan bahçelerde rahatça gezebiliyor ve eyübün manevi iklimini doyasıya teneffüs edebiliyor. Günümüzde feshane yeniden canlandırılmış. Eski adı Feshane-i Amire olan bu yapı en eski Osmanlı sanayi kuruluşlarından birisi. 2.Mahmut tarafından 1826 yapıldı. Mağrip ülkelerinde kullanılan fesler burada üretilmeye başlandı. Burası daha sonra başka dokuma ürünleri de üretti. Bugün feshane İstanbulluların vazgeçemeyeceği bir kültür merkezi.&lt;br /&gt;…….&lt;br /&gt;Eyüp uhrevi bir belde.. burası adeta ölümü güzelleştiriyor. Hızla şekil değiştirmesine rağmen eskisiyle yenisiyle hala capcanlı tarptaze.. Rahat ve huzur dolu manevi bir atmosfer soluklamak isteyenler için Eyüp ziyafetler sunuyor. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-7602050199933603007?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/7602050199933603007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=7602050199933603007&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7602050199933603007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/7602050199933603007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/hz.html' title=''/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif1N9uFUeI/AAAAAAAAAAk/9443cQYj_Y8/s72-c/s%C3%BCper.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-1614010069578963942</id><published>2007-04-20T01:22:00.001+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.317+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>peygamber efendimizin yetkileri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif4y9uFUfI/AAAAAAAAAAs/hSkIl4ZYBlM/s1600-h/12.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055282661191668210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif4y9uFUfI/AAAAAAAAAAs/hSkIl4ZYBlM/s320/12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Peygamber efendimizin yetkileri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sual: (Bir kimse suç işleyince, savcının isteği üzerine getirilip hakim tarafından ceza verilir ve hapse atılır. Hapse atanlar polis veya jandarmadır. Ama bunu savcının emri ile yapmaktadır. Hücreye konmuşsa gardiyan koymuştur. Şimdi gardiyana, jandarmaya veya polise, siz kim oluyorsunuz da beni hapse attınız diyemeyiz. Onlar savcının emrini uyguluyorlar. Savcı da kim oluyor denemez. O da kanun adına bunu yapıyor. Şu halde yetki kanundan geliyor. Ama bu yetki, polis ile, savcı ile, kullanılıyor. Polise, savcıya karşı gelen kanuna karşı gelmiş olur. Farz ve haram Allah’ın emri ile olur. Allah, bu yetkiyi Resulüne de vermiştir) ifadesindeki benzetme için, “bunlar, adaletin sağlanmasında devletin ortaklarıdır, peygamberin haram etme yetkisine sahip olması ve müctehidin ictihad etme yetkisinin bulunması Allah’a ortak anlamına gelir” deniyor. Bu yanlış değil midir?CEVAPHem de ne yanlış. Cahilce bir benzetme. Savcı, hakim, polis devletin ortakları değildir. Devlete hizmet eden görevlilerdir. Bütün devlet memurları da böyledir. Bir savcı veya bir hakim suç işlese, o da cezalandırılır. Allahü teâlânın gönderdiği kanunlar da, elbette peygamberler, halifeler, kadılar ve müctehid âlimler tarafından tatbik edilir. Bunların görevlerini Allah ile ortak olmaları anlamına getirmek, dinimize ve Resulullah efendimize olan düşmanlıktan ileri gelmektedir. Hâşâ (Peygamber postacıdır, o sadece Kur’anı getirip bırakmıştır, başka görevi yoktur) iddiası, peygamberim diyen Reşat Halife ile onun yolunda gidenlerin sözüdür. Bir Müslüman böyle bir şey söyleyemez. Resule itaat ne demektir?Sual: (Resule itaat, Allah’a itaat demektir) mealindeki âyetler için, “Peygamberin bize getirdiği Kur’ana itaattir, yoksa onun kendisine itaat değildir, Peygamberin tanrısal niteliği yok, ona niye itaat edilsin. Buradaki itaat getirdiklerine itaat demektir” diye tevil ediliyor. Bu tevil ile de peygambere postacı denmek istenmiyor mu?CEVAPHâşâ, Peygamber efendimize tanrısal nitelik veren kimdir? Bu nasıl iftira öyle? Bu, misyonerlerin maşası 19 cuların iftirasıdır. Nitekim, Reşat Halife’ye peygamber diyen 19 cu bir kâfir, aynı iddiada bulununca, Sadreddin Hoca demişti ki:(Eğer, Allah’a itaat, Allah’ın âyetlerine itaat, Resule itaat de, onun Allah’tan getirdiği âyetlere itaat ise, hâşâ o zaman âyetin anlamı, (Allah’ın âyetlerine ve Allah’ın âyetlerine itaat edin) demek olur ki, çok abestir. Hâşâ Allah abes iş yapmaz.)Hâşâ onların dediği gibi olsa idi, Allahü teâlâ niye bu işe Resulünü defalarca karıştırsın ki? “Allah’a itaat edin” veya “Allah’ın gönderdiği Kur’ana itaat edin” der, Resulüne de itaat ifadesini hiç kullanmazdı. Ahzab suresinin, (Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince…) mealindeki 36. âyet-i kerimesi de böyledir. Resulüne yetki vermeseydi, Resulünü hiç söylemezdi. Resulü bir şeye haram veya helal demişse, vahyin yetkisine dayanmaktadır. Köpeği, aslanı, ayıyı haram etmesi, namazın rekatlarını, namazı bozanları, orucu bozanları, zekat nisabını ve buna benzer çok şeyi bu yetkiye dayanarak bildirmektedir. Üç âyet-i kerime meali:(O, kendiliğinden konuşmaz. Onun [din ile ilgili] her sözü vahiy iledir.) [Necm 3-4](Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7](İhtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-1614010069578963942?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/1614010069578963942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=1614010069578963942&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/1614010069578963942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/1614010069578963942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/peygamber-efendimizin-yetkileri.html' title='peygamber efendimizin yetkileri'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif4y9uFUfI/AAAAAAAAAAs/hSkIl4ZYBlM/s72-c/12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-2399285852164352627</id><published>2007-04-20T01:20:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.317+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>islamin olmazsa olmaz sarti</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif5QtuFUgI/AAAAAAAAAA0/8O53jb0U0dI/s1600-h/xs.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055283172292776450" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif5QtuFUgI/AAAAAAAAAA0/8O53jb0U0dI/s320/xs.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;İslam’ın olmazsa olmaz şartı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sual: “Kelime-i tevhidin La ilahe illallah kısmını söyleyen, fakat Muhammedün Resulullah kısmını söylemeyen insanlara da merhametle bakmalı, çünkü ahirette onlar da Allah’ın sonsuz rahmetine kavuşacak” diyenlerin yandaşları, zevahiri kurtarmak için, (Muhammedün Resulullah demenin önemi) diye yazılar yayınlıyorlar. Sözlerinde samimi olsalardı, (Biz önceden Muhammedün Resulullaha lüzum yok demiştik, tevbe ettik, o ifadeleri kitaptan çıkardık. Muhammedün Resulullah demeyen Müslüman olamaz, sonsuz Cehennemdedir) demeleri, suçlarını itiraf etmeleri gerekirdi. Hem kendisi böyle bir açıklama yapmıyor, hem de kitaplarındaki ifadeler tenakuzludur. Kitabın birinde (Muhammedün Resulullah demeye lüzum yok) derken, ötekinde, (La ilahe illallah diyenler, Muhammedün Resulullah da demelidir) ifadesi iki yüzlülükten başka neyi gösterir ki? Üstelik bu sözde bile olmazsa olmaz diye kesin bir ifade yok. Sonra La ilahe illallah diyen bir hıristiyan da yoktur. Hangi Hıristiyan’ı kurtarma çabalarına giriyorlar ki? Açıklamaları bile gevelemekten ileri gitmemektedir. Suçlarına tevbe etmeden, Muhammedün Resulullah demek önemlidir demekle kim kandırılabilir ki? Açık işlenen günahın tevbesi de açık olur. Tevbe edildiğine dair bir ifade yok. Ne dediklerini bilmeyecek kadar cahil de olamazlar. Böyle tutarsız konuşmalardaki gizli maksat nedir ki? CEVAPKimsenin maksadını bilemeyiz. Bunları ancak Allahü teâlâ bilir. Kendilerine sormak gerekir. Biz sadece Müslüman olmak için, Cennete girmek için (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) demenin şart olduğunu bildirmek zorundayız. Muhammedün Resulullah demek imanın şartlarındandır. Olmazsa olmaz bir şarttır. Her gün beş kere ezanda söylenir. Beş vakit namazın tehiyyatında söylenir. Kur’an-ı kerimde, (Resulüme uyun, Ona iman edin, Ona itaat edin, Ona itaat bana itaattir, O âlemlere rahmettir) diye bir çok âyet-i kerime vardır. Bunları göz ardı etmekte bir art niyet aramak anormal sayılmaz. Çünkü, (Muhammedün Resulullah demeye lüzum yok) demek, İslamiyet’e lüzum yok demenin başka şeklidir. Birkaç hadis-i şerif meali:(Kim Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah’ın resulü olduğuna şehadet ederse Allah ona ateşi haram kılar.) [Müslim, Deylemi] (Resulullaha inanmak demek, onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.)(Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, Resul olarak Muhammed aleyhisselamı seçtim [beğendim, inandım, müslüman oldum] diyene Cennet vacib olur.) [Ebu Davud] (Kitab ehli bir kavme görevle gidince, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et! Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir! Sonra da, Müslüman zenginlerden alınıp fakirlerine verilen zekatın farz olduğunu söyle!) [Buhari, Müslim] (Beni duyup da, bana inanmayan Yahudi ve Hıristiyanlar elbette Cehenneme girecektir.) [Müslim](Cennete sadece Müslüman olan girer.) [Buhari, Müslim](İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe [Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-2399285852164352627?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/2399285852164352627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=2399285852164352627&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/2399285852164352627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/2399285852164352627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/islamin-olmazsa-olmaz-sarti.html' title='islamin olmazsa olmaz sarti'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif5QtuFUgI/AAAAAAAAAA0/8O53jb0U0dI/s72-c/xs.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-9202718507358286789</id><published>2007-04-20T01:14:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.317+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>kuranda her şey acik degildir</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif5wtuFUhI/AAAAAAAAAA8/MAolJKffXKg/s1600-h/bbvbvv.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055283722048590354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif5wtuFUhI/AAAAAAAAAA8/MAolJKffXKg/s320/bbvbvv.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kur’anda her şey açık değildir&lt;br /&gt;Sual: Hadisler olmadan Kur’anla amel edebilir miyiz?CEVAPHadis-i şerifler olmadan Kur’an-ı kerimle amel etmek mümkün olmadığı gibi, mezhepler olmadan da hadis-i şeriflerle amel etmemiz mümkün olmaz.İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder: Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:- Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:- Sen Kur’anı okudun mu?- Evet.- Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekat olduğuna rastladın mı?- Hayır.- Peki bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekat düştüğüne rastladın mı?- Hayır.- Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi deva tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı? - Hayır.- Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı?(Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]Hz. İmran daha sonra buyurur ki:Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır. (Mizan-ül-kübra)Bir âyet-i kerime meali:(Size, âyetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir resul gönderdik.) [Bekara 151] İmam-ı Şafii hazretleri, (Bu âyetteki hikmetten maksat, Resulullahın sünnetidir. Önce Kur’an zikredilmiş, peşinden hikmet bildirilmiştir) buyuruyor. Kur’an-ı kerim açıklamasız öğrenilseydi, Peygamber efendimize, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki, açıklanması da emredilmiştir. İki ayet meali şöyledir:(Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44](Biz bu Kitabı, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.) [Nahl 64]Bu âyet-i kerimeler, açıklamayı gerektiren âyetlerin bulunduğunu gösterdiği gibi, bunu açıklamaya Resulullah efendimizin yetkisi olduğunu da göstermektedir. Kur’an-ı kerimde her bilgi vardır. Ancak açık değildir. Peygamber efendimiz bunları vahiy ile öğrenmiş ve ümmetine bildirmiştir. İki hadis-i şerif meali de şöyledir:(Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed](Cebrail aleyhisselam, Kur’an ile beraber açıklaması olan sünneti de getirdi.) [Darimi]&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-9202718507358286789?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/9202718507358286789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=9202718507358286789&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/9202718507358286789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/9202718507358286789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/kuranda-her-ey-acik-degildir.html' title='kuranda her şey acik degildir'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/Rif5wtuFUhI/AAAAAAAAAA8/MAolJKffXKg/s72-c/bbvbvv.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-9219078151593818819</id><published>2007-04-20T00:37:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.318+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'>müyader</title><content type='html'>&lt;strong&gt;kısa adı ile müyader yani müzik ve sinema yapımcılari sanatçıları dagitimcilari  dernegi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;MİSYONUMUZ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziği sadece bir eğlence ve melodik çeşitlilik unsuru olarak görmeyen, ona bir anlam ve değer de yükleyen Müyader, bu uğurda nitelikli eserler üretip paylaşmayı, dinleyicisinin mana ve ruh zenginliğine de katkı sağlamayı kendisine hedef edinmiştir. Bunun yanı sıra müzik sektöründe yaşanan korsan yayın, mp3, internetten izinsiz eser indirme gibi ciddi hak ihlallerinden dolayı zarara uğrayan üyeleri ile sektörün bu olumsuz durumdan kurtulabilmeleri konusunda çözüm üretmeyi bir görev saymaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;VİZYONUMUZ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece yurt içi müzik piyasasına değil aynı zamanda yurt dışındaki dinleyici ve izleyiciye de ulaşan üye yapımcı, dağıtımcı ve sanatçılarımız çok geniş bir kitleye hitap ettiklerinin bilinci ve sorumluluğu ile hareket etmektedirler. Dinleyici, yapımcı, sanatçı ve dağıtımcı olarak bir bütün halinde, müziğin yaşanan sorunlarına dernek adına yapılan ve yapılacak olan çözüm bulma arayışı, kalite ve seviyenin yükseltilmesi çalışmaları farklı boyut ve zeminlerde genişletilerek sürdürülecektir. Bu amaçla sadece dernek bünyesinde değil en kısa zamanda Müzik Meslek Birliği çatısı altında bir araya gelinerek daha kapsamlı ayrı bir oluşum da hedeflenmektedir. Gerek yurt içi gerekse yurtdışındaki benzeri dernek ve meslek birlikleri ile ortak platformlarda hareket edilerek büyük bir görevdeşlik oluşturulmaya gayret edilecektir. Ayrıca Müyader’in, ülke genelinde açacağı yeni şube ve faaliyetleri ile etki alanını genişletme çabaları sürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;AMAÇLARIMIZ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derneğimiz müzik ve sinema yapımcı ve dağıtımcıları ile sanatçılarının mesleki, sanatsal, kültürel, ekonomik ve ticari haklarını, korumak, geliştirmek, yaymak ve bu alanlarda dayanışmayı sağlamak amacının yanı sıra, gerçekleştirmeyi planladığı projeler yoluyla öncü bir rol üstlenmeyi de hedeflemiştir.&lt;br /&gt;Müyader olarak derneğimizin yapacağı işler ve amaçlarımız özetle şu şekildedir:&lt;br /&gt;1- Kurs, seminer, konferans, panel, kongre gibi eğitim çalışmaları ve organizasyonlar düzenlemek.&lt;br /&gt;2- Uluslararası faaliyette bulunmak, yurt dışındaki dernek veya kuruluşlara üye olmak ve bu kuruluşlarla proje bazında ortak çalışmalar yapmak veya yardımlaşmak, temsilcisi olmak.&lt;br /&gt;3- Derneğin amacına uygun sesli, görüntülü, basılı yayınlar yapmak veya yaptırmak. Bu amaç doğrultusunda matbuat, sinema filmi, tv filmi, reklâm filmi, tiyatro eseri, gibi kültür ve sanat faaliyetleri yapmak veya yaptırmak, internet ortamından istifade ederek web siteleri kurmak, dijital iletim imkânlarından yararlanmak.&lt;br /&gt;4- Ulusal ve uluslar arası fuarlar, kermesler, sergiler, konserler, radyo, televizyon programları yapmak ve benzeri her türlü sanatsal, kültürel, sosyal etkinliklerde bulunmak, katılmak.&lt;br /&gt;5- İllegal yollarla sesli veya görüntülü müzik ve sinema eseri satışı, internet, mp3, cd, dvd, vcd, radyo, televizyon yayınları gibi değişik vasıtalarla dernek üyelerinin uğradığı maddi ve manevi zararın telafisi için gerekli her türlü girişimlerde bulunmak, kamuoyu oluşturmak teknik, hukuki ve diğer legal yollarla mücadele etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;BASIN BÜLTENİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜZİK VE SİNEMA YAPIMCILARI SANATÇILARI DAĞITIMCILARI DERNEĞİ - MÜYADER...&lt;br /&gt;Sanatın, toplumların seviyesini gösteren bir ayna gibi olduğu hükmü sanırız hemen herkesin hemfikir olduğu bir tespit olsa gerek. Tarihte ve günümüzde yaşanan olayların bu yargıyı doğruladığı ise bir gerçektir. Marifetin iltifata tabi olduğu ve itibar gösterilmeyen, müşterisi kalmayan bir metanın zayi olacağı sözü ise, adeta bugün içinde bulunduğumuz durumu yansıtır mahiyettedir.&lt;br /&gt;Dile getirdiğimiz bu hassasiyete toplumumuzun büyük bir kesiminin yeterince duyarlılık gösteremediğini üzülerek ifade etmek isteriz. Dinleyicilerimizin korsan yayını, internetten müzik indirerek mp3’ler oluşturmayı bir hak ihlali, hırsızlık ve kul hakkı olarak görmemesi ve normal karşılaması yaşanan sıkıntıyı kat kat arttırmaktadır.5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda zaman zaman yapılan değişikliklere rağmen sesli ve görüntülü yayıncılık sektörünü rahatlatacak düzenlemeler eksik kalmıştır. Cezalar caydırıcı olmadığı gibi mevcut yasa hükümleri de ciddi anlamda uygulanmamakta, suçu işleyen kişiler aynı nedenle defalarca yargı önüne çıkmaktadır. Kolluk görevlileri, tanımlanan suç bir kamu suçu sayılması ve şikâyet gereksinimi olmamasına rağmen caydırıcı şekilde harekete geçmemekte, idari ve siyasi otorite üzerine düşen görevi yerine getirmekte yavaş kalmaktadır. Belediye ve sivil toplum kuruluşlarının da kendilerinden beklenen çabayı göstermediği ortada duran bir gerçektir. Yollar, köprüler, üst geçitler, meydanlar, semt pazarlarında korsan cd satışı yapan kişilere dur denilememektedir.Son yıllarda teknolojide yaşanan baş döndürücü yenilikler, internetin insanlığa sunduğu büyük katkı ve beraberinde bu durumun kopyalamayı oldukça kolaylaştırması gibi nedenlerle suiistimallerin çok fazla arttığına tanık olmaktayız. Bütün dünyayı yakından ilgilendiren ve korsan yayın diye nitelendirilen emek hırsızlığı ve hak gaspının önü alınamaz boyutlara ulaşması oldukça kaygı vericidir. Ülkemizi de yakından ilgilendiren bu duruma ve yıllardan beri yaşanan büyük sıkıntılara kalıcı bir çözüm bulunamamasının en fazla yapımcı, sanatçı ve dağıtımcıları etkilediği bir gerçektir. IFPI (Uluslarası Fonogram Yapımcıları Birliği)’nin 2003 yılı Korsan Raporu’na göre 1999 yılında 510 milyon adet korsan cd üretilirken 2003 yılında bu rakam 1,1 milyara ulaşmıştır. Bu durum, dünyada satılan her 3 cd den birinin korsan ürün olması demektir. Ülkemize gelince, müzik sektörünün cirosu 1991 yılında 200 milyon dolar iken 2001 yılında 50 milyon dolar seviyesine düşmüştür. Şu anki durum çok daha iç karartıcıdır. Tahminlere göre korsan yayıncılığın oranı % 60’lara çıkmıştır ki bu da 300 trilyon liralık bir korsan pazarı olduğunu göstermektedir.2005 yılı içerisinde ele geçirilen korsan yayın sayısı tam 6 milyon 477 bin adettir.2005 yılı temmuz ayında üretilen görüntülü ve sesli cd, dvd, kaset vs sayısı 2.701.160 adet iken 2006 yılının aynı döneminde bu rakam 1.931.166 da kalmıştır. Görüldüğü üzere satışlarda önemli düşüşler söz konusudur. Bu örnekleri arttırmak elbette mümkündür, ancak şu ana kadar sıraladığımız rakamlar dahi korsan yayının müzik yapımcı ve emekçilerine vurduğu darbeyi izaha yetmektedir.… Yukarıda özetle dile getirilen sorunlara çare bulunması konusunda birkaç aydan beri bir araya gelerek toplantılar yapan müzik ve sinema yapımcı, sanatçı ve dağıtımcıları olarak bizler, bir dernek kurmanın gerekliliği üzerinde fikir birliğine varmış bulunmaktayız.MÜZİK VE SİNEMA YAPIMCILARI, SANATÇILARI, DAĞITIMCILARI DERNEĞİ yada kısa adıyla MÜYADER olarak bilinen derneğimiz 1 eylül 2006 tarihi itibarıyla kurulmuş olup inşallah hayırlı projelere imza atmayı, sorunların çözümünde etkin bir rol oynamayı kendisine misyon olarak belirlemiştir.Müzik piyasasında saygın bir yere sahip müzik yapımcısı ve sanatçılarının yer aldığı derneğimiz önümüzdeki aylarda çeşitli illerde şubeler açarak kendisine çizdiği misyon doğrultusunda aynı hedefleri benimsemiş yeni üyelerin de katılımıyla daha da büyüyecek ve genişleyecektir.&lt;br /&gt;Derneğimiz müzik ve sinema yapımcı ve dağıtımcıları ile sanatçılarının mesleki, sanatsal, kültürel, ekonomik ve ticari haklarını, korumak, geliştirmek, yaymak ve bu alanlarda dayanışmayı sağlama amacının yanı sıra, gerçekleştirmeyi planladığı projeler yoluyla öncü bir rol üstlenmeyi de hedeflemiştir.&lt;br /&gt;Derneğimizin kurucu üyeleri şu isimlerden oluşmaktadır: Azim Dağıtım, N&amp;T Dağıtım, Ajans Yıldırım, Metropol Müzik, Beyza Müzik, Marmara Müzik, Moral Prodüksiyon, Berekat Yayınevi, Adım Prodüksiyon, Pozitif Yapım, Medya Ofis Prodüksiyon ile yine müzik camiasının sevilen sanatçılarından Hakan Aykut, Mustafa Demirci, Ali Oktay ve Eşref Ziya Terzi. MÜYADER geçici yönetim kurulu başkanlığını sanatçı ve avukat Ali OKTAY üstlenmiş olup Azim Dağıtım Genel Müdürü Hasan Taştan Yıldız, N&amp;amp;T Dağıtım Sesli Yayınlar Müdürü Tevfik Arslan, Ajans Yıldırım kurucu ortağı Selim Sırrı Kaya ve sanatçı Hakan Aykut ise derneğin geçici yönetim kurulu üyeleridir.&lt;br /&gt;Müyader olarak derneğimizin yapacağı işler ve amaçlarımız özetle şu şekildedir:&lt;br /&gt;1- Kurs, seminer, konferans, panel, kongre gibi eğitim çalışmaları ve organizasyonlar düzenlemek,&lt;br /&gt;2- Uluslararası faaliyette bulunmak, yurt dışındaki dernek veya kuruluşlara üye olmak ve bu kuruluşlarla proje bazında ortak çalışmalar yapmak veya yardımlaşmak, temsilcisi olmak,&lt;br /&gt;3- Derneğin amacına uygun sesli, görüntülü, basılı yayınlar yapmak veya yaptırmak. Bu amaç doğrultusunda matbuat, sinema filmi, tv filmi, reklâm filmi, tiyatro eseri, gibi kültür ve sanat faaliyetleri yapmak veya yaptırmak, internet ortamından istifade ederek web siteleri kurmak, dijital iletim imkânlarından yararlanmak.&lt;br /&gt;4- Derneğe gelir temin etmek ve / veya tanıtım amaçlı olarak ulusal ve uluslar arası fuarlar, kermesler, sergiler, konserler, radyo, televizyon programları yapmak ve benzeri her türlü sanatsal, kültürel, sosyal etkinliklerde bulunmak, katılmak.&lt;br /&gt;5- İllegal yollarla sesli veya görüntülü müzik ve sinema eseri satışı, internet, mp3, cd, dvd, vcd radyo, televizyon yayınları gibi değişik vasıtalarla dernek üyelerinin uğradığı maddi ve manevi zararın telafisi için gerekli her türlü girişimlerde bulunmak, kamuoyu oluşturmak teknik, hukuki ve diğer legal yollarla mücadele etmek.&lt;br /&gt;6- Dernek üyeleri arasında olumlu bir sinerji oluşturmak, yapım, dağıtım, üretim vs konularda uyulacak asgari kuralları belirlemek, piyasa şartları içerisinde üyelerin haksız rekabetten, kötü niyet ve yaklaşımdan dolayı uğradığı veya uğrayacağı zararların giderilmesi amacıyla çalışmalar yapmak. Müyader’in amaç ve ilkelerini benimseyerek bu doğrultuda çalışmayı kabul eden, mevzuatın aradığı şartları taşıyan her müzik ve sinema yapımcısı, dağıtımcısı, sanatçısı, eser sahibi gerçek veya tüzel kişiler derneğimize üye olma hakkına sahiptir. Ancak herhangi bir yüz kızartıcı suç işlemiş bulunan kişi veya ticari ve şahsi ahlak bakımından kötü şekilde adı duyulmuş olan gerçek yada tüzel kişilerin ise üyelik başvurusu yönetim kurulunca kabul edilmemektedir.&lt;br /&gt;Saygılarımızla&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-9219078151593818819?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/9219078151593818819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=9219078151593818819&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/9219078151593818819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/9219078151593818819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/myader.html' title='müyader'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-8877252337381045393</id><published>2007-04-19T18:32:00.000+03:00</published><updated>2011-11-19T03:14:41.318+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.berekatyayinevi.com'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;öncelikle hoşgeldiniz otuz yılı aşkın bir süredir faaliyette bulunan berekat yayinevinin proje ve tasarım bölümünün başındayım 2000 yılında başladığım işimde şu anda piyasada mevcut 110 u aşkın ürünün proje ve yayımlanmasında öncülük ettim halen üzerinde çalıştığım 40 ı aşkın eser bulunmaktadır ve szlerden gelecek önerileriniz beklentileriniz ve teklifleriniz doğrultusunda ürün ve projeleriniz tarafımızca şekillendirebileceğinden emin olabilirsiniz bu doğrultuda sizlerden öneri ve şikayetlerinizi bekliyorum sağlıcakla kalın mutlu kalın &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-8877252337381045393?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/8877252337381045393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=8877252337381045393&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8877252337381045393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/8877252337381045393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/ncelikle-hogeldiniz-otuz-yl-akn-bir.html' title=''/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8356336146213347620.post-2883639122814832102</id><published>2007-04-19T18:21:00.000+03:00</published><updated>2007-04-20T01:40:43.725+03:00</updated><title type='text'>merhaba</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RieKVtuFUbI/AAAAAAAAAAM/zsRPboFibQE/s1600-h/muratpicture.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055161212401439154" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RieKVtuFUbI/AAAAAAAAAAM/zsRPboFibQE/s320/muratpicture.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;hoşgeldiniz&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;burada sizlere hazirladigim eserlerin senaryolarini ve sizinde benimle paylasmak isteyeceginiz projelendirilmiş işleri yayinlamaya ve elimdeki verileri gerektigi kadar sizlere aktarabilmeyi amac edindim bu calismalrimizin hepimize faydali olmasi temennisiyle &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;murat avanoglu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.berekatyayinevi.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8356336146213347620-2883639122814832102?l=muratavanoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/feeds/2883639122814832102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8356336146213347620&amp;postID=2883639122814832102&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/2883639122814832102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8356336146213347620/posts/default/2883639122814832102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://muratavanoglu.blogspot.com/2007/04/merhaba.html' title='merhaba'/><author><name>muratavanoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06900506468910599473</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_OmyzzC7SFvM/RieKVtuFUbI/AAAAAAAAAAM/zsRPboFibQE/s72-c/muratpicture.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
